4. Hukuk Dairesi 2009/3887 E. , 2010/1103 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ... ve diğeri vekili Avukat ... Savaş tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 20/09/2004 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı ... Başkanlığı yönünden husumetten reddine, diğer davalı yönünden kısmen kabulüne dair verilen 31/12/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekl
**4. Hukuk Dairesi 2009/3887 E. , 2010/1103 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ... ve diğeri vekili Avukat ... Savaş tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 20/09/2004 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı ... Başkanlığı yönünden husumetten reddine, diğer davalı yönünden kısmen kabulüne dair verilen 31/12/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacıların diğer temyiz itirazına gelince; dava; hatalı tedavi sonucu uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz olunmuştur. Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Davaya konu olayda, 7-8 Şubat 2008 günlü Yüksek Sağlık Şurası raporu ile davacıların 3 yaşındaki çocuğu... ...’nın, gaz yağı içmesi nedeniyle tedavi edilmek üzere götürüldüğü SSK Hastanesi acil servisinde davalı doktor ... tarafından mideye mikro pediatrik sonda takılarak tedavi edilmeye çalışıldığı, sonda takılması kusma duygusu uyandıracağından, kusma ya da midenin yıkanması sırasında oluşan kimyasal pnomoni nedeniyle akciğerlere kaçan gaz yağının küçükte zatürre 2009/3887-2010/1103 hastalığına yol açabileceği belirtilerek, uygulanan tedavi yönteminin yanlış olduğundan davalı doktorun tamamen kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır. Dosya içeriğinden davacı .... ...’nın zatürre olduğu da anlaşılmaktadır. Olayın oluşum biçimi, kusur durumu ve yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde davacı .... ... yararına takdir edilen manevi tazminat azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere karar bozulmalıdır. 3-Diğer davalı ... Baştabipliği'ne yönelik temyiz itirazına gelince; davalı ... Başhekimliği yargılama sırasında yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Yasası ile Sağlık Bakanlığına devredilmiştir. Dava konusu zararlı sonucun sağlık hizmetinin sunumu sırasında oluştuğu anlaşılmaktadır. Davalı idare, sağlık hizmetlerinin işleyişini ve hizmetin işleyişi sırasında oluşacak olası aksaklıkları denetlemekle görevlidir. Bu görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdare’nin işlemi ya da eylemi nedeni ile hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı, İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir. Görev sorunu, açıkça veya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden dikkate alınır. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalılardan SSK Hastanesi yönünden yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddedilmesi gerekirken, SSK Hastanesi Başhekimliği’nin tüzel kişiliği bulunmadığından husumetin SSK Başkanlığına yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davacılardan... ... yararına; (3) sayılı bentte gösterilen nedenlerle SSK Hastanesi Baştabipliği yönünden BOZULMASINA; davacıların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10/02/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. Bu doküman 5070 Sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.