Başvuru, mahalli bir gazetede yer alan bir haberde gerçeğe aykırı bilgilere yer verilmesi nedeniyle başvurucunun şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.
Başvuru, mahalli bir gazetede yer alan bir haberde gerçeğe aykırı bilgilere yer verilmesi nedeniyle başvurucunun şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. Başvuru, 21/11/2013 tarihinde Antalya Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 28/2/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuru tarihi itibarıyla bir üniversitede tıp fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Mahalli bir gazetenin 21/4/2011 tarihli nüshasında başvurucu ile ilgili bir haber yayınlanmıştır. Söz konusu haberde, başvurucunun görev yaptığı üniversitede tedavi gören hastası ile yemek yediği bir restoranda hastasının eşi ve diğer bazı yakınlarının saldırısına uğradığı iddia edilmiştir. Söz konusu haber şöyledir:“…’te yer alan habere göre, … Üniversitesi Tıp Fakültesi … Bilim Dalı Öğretim Üyesi A.T, yaklaşık 6 aydır tedavisini sürdürdüğü … hastası Ö.Y.’nin daveti üzerine, kendisiyle buluşup …’deki bir restoranda yemeğe gitti. Ö.Y.’nin eşi Y., kayınpederi Y. ve kayınvalidesi A.Y. de ikiliyi takip ederek restorana geldi. İddiaya göre Y. eşiyle aşk yaşadığını ileri sürdüğü [A.T.’ye] … tepki gösterince aralarında tartışma çıktı. Restoran dışında kavgaya dönüşen olaya polis müdahale etti ve taraflar birbirlerinden şikâyetçi oldu. İki çocuk annesi Y., … A.T.’yi suçlayarak şunları söyledi:‘Yuvamı Yıkacak’‘6 yıllık eşim, … olduğunu öğrenince tedavi için ... A.T. ‘ye gitti. Bir süre sonra doktorun eşime gösterdiği özel ilgiden şüphelendim. Yaklaşık 1 ay önce eşim ‘boşanmamız lazım’ diyerek evi terk etti. Nedenini sorduğumda anlatmak istemedi. Olay günü eşim, bir telefon gelince evden ayrıldı. Kayınvalidem kayınpederim ile birlikte eşimi takip ettik. Amacımız doktordan eşimin yakasını bırakmasını istemekti. Restoranda konuşurken eşim ve o kadın bize saldırdı. Kayınvalidem, ‘Ne olur oğlumu bize ve çocuklarına bağışla, peşini bırak’ diye yalvardı. Fakat o yaşlı kayınvalideme bile tekme tokat vurdu.’‘Yerde Sürüklediler’Suçlamanın asılsız olduğunu ileri süren … A.T., ifadesinde şunları söyledi: ‘Hastam Ö.Y. olay günü telefonla arayıp, eşiyle kavga ettiğini ve psikolojisinin bozuk olduğunu söyledi. Bir alışveriş merkezindeydim, Ö.’ü …’da aracıma aldım. Sakin bir yerde konuşmak amacıyla yakında bulunan bir restorana gittik. Yemek söyledik. Bu sırada Ö., ‘Eyvah eşim ve ailem geldi dedi.’ dedi. Onları da kısmen tanıyordum. Beni konuşmak için dışarı çağırdılar. Sonra beni hastamla ilişki yaşamakla suçlayıp saldırdılar. Saçlarımdan tutup yerlerde sürüklediler. Ö. beni kurtarmak isterken ona da saldırdılar. Polisler gelip bizi kurtardı. Hastamla aramda doktor-hasta ilişkisi dışında bir ilişki yoktur.’ Kadın … ifadelerini doğrulayan Ö.Y. de, ‘Ben istediğim için buluştuk. Eşimin suçlamaları asılsızdır.’ diye ifade verdi.‘Eşim boşanmak istemiyordu’Y., eşinin evden ayrıldıktan sonra aracılar göndererek eve dönmek istediğini, boşanmak istemediğini, ama doktorunun kendisini ‘Tedavini yarım bırakırım, ölürsün’ diye tehdit ettiğini öne sürdü.” Başvurucu, söz konusu haber nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla 27/4/2011 tarihinde Antalya Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmıştır. Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi, şikayet konusu haberin Anayasa'nın maddesinde ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nda güvence altına alınan basın özgürlüğünün sınırlarını aşmadığı gerekçesiyle 25/10/2011 tarihli kararı ile davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir: “… Basın özgürlüğü Anayasanın maddesi ile 5187 Sayılı Yasanın 1 ve maddelerinde düzenlenmiştir ve bu düzenlemelerle basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı anlaşılmaktadır. Basına sağlanan güvencenin amacı toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesinin gerçekleştirmesidir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile T.K’nun 24 ve maddesinde yer alan kişilik haklarına basın yoluyla saldırıda bulunulmaması da yasal bir zorunluluktur. Bu durumda basının yayın yaparken yaptığı yayının görünür gerçeğe uygun olması, kamu yararı bulunması, toplumsal ilginin varlığı, konunun güncel olması ve haberi verirken özle biçim arasındaki dengenin korunması gerektiği ve objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapması gerektiği, o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da sorumlu tutulmaması gerektiği ilkeleri, yerleşmiş Yargıtay kararlarında bildirilmiştir. Bu ilkeler ışığında somut dava konusu yayına bakıldığında, davacının … Üniversitesi’nde görevli … bilim dalı öğretim üyesi olduğu ve yaklaşık 6 aydır tedavisini sürdürdüğü hastasının daveti üzerine restorana yemeğe gittiğini ve hastanın eşi ile hastanın anne ve babasının restorana geldiklerini ve hastanın eşinin davacı ile hasta arasında aşk yaşadığını ileri sürerek tepki gösterince aralarında tartışma çıktığını ve restoran dışında olayın kavgaya dönüşüp polisin olaya müdahale ettiği, tarafların birbirlerinden şikayetçi oldukları şeklindeki haberin gazete haberi olarak verildiği, haberin kalan kesimlerin ise tırnak içinde davacı ile hastanın eşinin sözlerinin aktarılmak suretiyle verildiği, haberin veriliş şeklinde özle biçim arasında dengenin korunduğu, haberde davacının iddialarına da yer verildiği, bu açıdan objektif olarak davranıldığı, davacının hastası ile birlikte yemeğe çıktığı haberi verilirken denge dışı ve görünür gerçeğe aykırı sözlerin kullanılmadığı, davacının dava konusu ettiği ve kişilik haklarına saldırı olarak gördüğü sözlerin hastasının eşi tarafından kullanılan sözlerin aktarımı olduğu, nitekim bu sözlere karşı davacının yanıtlarının da aynı şekilde verildiği, bu açıdan dava konusu yayında hukuka aykırı bir unsurun bulunmadığı, bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış…” Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesi, 18/3/2013 tarihli ilamıyla hükmün usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle onanmasına karar vermiştir. Karar düzeltme istemi ise, aynı Dairenin 24/9/2013 tarihli ilamı ile reddedilmiş ve anılan karar başvurucu vekiline 5/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 21/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesinin şöyledir: “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”