8. Hukuk Dairesi 2023/3036 E. , 2024/8033 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI: 2021/1060 E., 2023/132 K. DAVA TARİHİ : 13.06.2016 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/508 E., 2018/384 K. Taraflar arasındaki zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil ile terditli olarak kullanımın tespiti ve tapu kütüğüne şerh verilmesi isteğine ilişkin davanın yapılan
**8. Hukuk Dairesi 2023/3036 E. , 2024/8033 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI: 2021/1060 E., 2023/132 K. DAVA TARİHİ : 13.06.2016 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/508 E., 2018/384 K. Taraflar arasındaki zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil ile terditli olarak kullanımın tespiti ve tapu kütüğüne şerh verilmesi isteğine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1964-1965 yıllarında yapılan 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu, 1969 yılında yapılan arazi kadastrosu, 6831 Sayılı Orman Kanunu gereğince 2000 yılında başlanıp 2003 yılında sonuçlandırılan sınırlandırılmaması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 sayılı kanunla değişik 2/B madde çalışması ve 2012 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun EK-4. maddesi gereğince yapılıp 03.08.2012 tarihinde kesinleşen kullanım kadastrosu çalışması bulunmaktadır. 2012 yılında yapılan kullanım kadastrosunda Tekirdağ İli, Çerkezköy İlçesi, Kapaklı Mahallesi, Sultankışla Mevkii’nde bulunan ve 2003 yılında sonuçlandırılan 2/B çalışmasında orman sınırları dışına çıkarılan dava konusu 3022 ve 3075 parseller kimin kullanımda olduklarının bilinmediğinden bahisle Hazine adına tespit edilmiş, Kadastro çalışması 03.07.2012 ile 02.08.2012 tarihleri arasında ilan edilmiş ve itirazsız olarak 03.08.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Tekirdağ ili, Kapaklı ilçesi, 3022 parsel ve 3075 parsel sayılı taşınmazları 1992 yılından beri, 20 yılı aşkın süre ile aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurduğunu ve gerek aracılık yaparak, gerek küçükbaş hayvan yetiştirerek ve gerekse ekip biçmek suretiyle taşınmazlardan yararlandığını, dava konusu taşınmazların 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğini ve tarım arazisi haline dönüştüğünü, 2012 yılında yapılan kadastro tespiti aşamasında, dava konusu taşınmazların zilyedinin kim olduğu belirlenemediğinden 6831 Sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını belirterek dava konusu Tekirdağ ili, Kapaklı ilçesi, 3022 parsel ve 3075 parsel sayılı taşınmazların, Hazine adına olan tapu kaydının iptal edilerek müvekkilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini, tapu iptal ve tescil isteğinin hüküm altına alınmadığı takdirde, dava konusu taşınmazlarda müvekkilinin zilyetliğin tespiti ve tespiti tapu kütüğüne şerh edilmesine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuş ise de dava konusu parsellerin tapuda kayıtlı olması sebebiyle zilyetlik yoluyla tapu iptali ve tescilinin mümkün olmadığı, ziraatçi bilirkişi raporlarında 3075 parsel sayılı taşınmazın üzerinde tarım yapılmayan ve vasıfsız çayır niteliğinde olduğunun, 3022 parsel sayılı taşınmazın ise tarla vasfında uzun yıllardır kültür tarımı yapıldığı ve tarımsal amaçlı kullanıldığının ifade edildiği, davacı tanıklarının, dava konusu taşınmazların davacı tarafça kullanıldığı yönünde ifadeleri olmakla birlikte; dinlenen tutanak bilirkişilerinin beyanlarından, Kadastro Tutanağının imza altına alındığı 22.06.2012 tarihinde taşınmazların kimsenin kullanımında olmayan boş arazi niteliğinde olduğu, davacının bu tarihten sonra 3022 parsel sayılı taşınmazı işlemiş olabileceğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; niza konusu taşınmazların öncesi itibariyle orman olduğu, bilahare 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve kullanım kadastrosuna tabi tutulduğu, nitelik itibariyle kazanıma elverişli olmadıklarından tapu iptali ve tescile ilişkin talebin reddine ve harçlandırılan değer üzerinden vekalet ücretine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmediği, mahallinde yapılan keşif, tanık anlatımları, tutanak bilirkişi beyanları ve teknik bilirkişi raporlarına göre, dava konusu taşınmazlarda tespit öncesi ve tespit sırasında davacının ekonomik amacına uygun kullanımının olmadığı, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak fiilen kullanıldığı konusunda ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın kullanım iddiasını ispatlayamadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 4721 Sayılı TMK’nın 713. maddesine göre ilan yapılmadığını, kararın öncelikle bu yönüyle eksik ve hatalı olduğunu, taşınmazların 15-20 yıl önce çekilen hava fotoğraflarının ilgili kurumdan celbini talep etmelerine rağmen bu delillerinin de toplanmadığını, yerel Mahkemenin dava konusu parsellerin tapuda kayıtlı olması sebebiyle zilyetlik yoluyla tapu iptali ve tescilinin mümkün olmadığı gerekçesiyle tapu iptal tescil talebinin reddi gerekçesinin kanuna ve kanunun konuluş amacına aykırı olduğunu, dinlenen tüm tanıklarının, müvekkilinin dava konusu taşınmazları masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edip tarıma elverişli hale getirdiğini; 1990'lı yılların başından beri aralıksız olarak dava konusu 3022 sayılı parseli ekip biçtiğini; 3075 sayılı parselde ise sürekli arıcılık faaliyetleri yaptığını, bazen de ekip biçtiğini açık ve net bir biçimde ifade ettiklerini, İlk Derece Mahkemesince yeminli tanık beyanlarına itibar edilmediğini ve Kadastro Tutanaklarındaki bilirkişi beyanlarına itibar edildiğini, tutanak bilirkişilerinin aynı şeyleri söylemek için iş birliği yaptıklarını ve gerçeklerin dışına çıkarak yalan tanıklık yaptıklarını, ziraat yüksek mühendisi bilirkişisinin raporundan da anlaşılacağı üzere dava konusu 3022 parsel sayılı taşınmazın uzun yıllardır tarım arazisi olarak ekilip biçildiğini, ziraat yüksek mühendisi bilirkişisinin raporu ile tutanak bilirkişilerinin beyanlarının çelişkili olduğunu, rapora itibar edilmemesinin kararın bozulmasını gerektirdiğini, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ve kadastrodan önceki sebebe dayanılarak açılan davalarda, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davalı hazine lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. Dava, zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil ile terditli olarak kullanımın tespiti ve tapu kütüğüne şerh verilmesi istemine ilişkindir. Tekirdağ ili, Çerkezköy ilçesi, Kapaklı Mahallesi, Sultankışla mevkii’nde kain 3075 parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz istemi incelendiğinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Tekirdağ ili, Çerkezköy ilçesi, Kapaklı Mahallesi, Sultankışla mevkii’nde kain 3022 parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz istemine gelince; 3402 sayılı Kanun 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile eklenen Ek-4. maddesinin amacı, kadastro sırasında taşınmazın fiili kullanıcısının tespit edilmesidir. Anılan kanun maddesine dayanılarak açılacak davalarda kabul kararı verilebilmesi için, öncelikle davacı tarafın taşınmazı kullandığının ispat edilmesi gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen asli zilyet olarak kullanan kişilerdir. Somut olayda; mahkemece yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve davacı tanıkları tarafından 3022 parsel sayılı taşınmazın 1990'lı yılların başından beri davacı tarafından aralıksız olarak tarımsal üretimde kullanıldığının beyan edildiği, keşif sonucu alınan ziraat mühendisi bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazın uzun yıllardır tarımsal faaliyette bulunulan, kumlu-killi toprak yapısında, % 0-1 çok hafif eğimli, sürülmüş vaziyette olan, eylemli ve fiziki halinin tarla olan, tarımsal amaçla kullanılan taşınmaz olduğu yönünde görüş bildirildiği, orman mühendisi bilirkişi raporunda da; taşınmazın tarımsal amaçla kullanıldığı, orman ağaç ve ağaççıkları ile bunlara ait kök, kütük, sürgün gibi emarelerin bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, mahallinde icra edilen keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık anlatımları ile bilirkişi raporlarından davacının taşınmazda kullanımının olduğu sabit olduğu, hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince, açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Açıklanan sebeplerle; Tekirdağ ili, Çerkezköy ilçesi, Kapaklı Mahallesi, Sultankışla mevkii’nde kain 3075 parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Tekirdağ ili, Çerkezköy ilçesi, Kapaklı Mahallesi, Sultankışla mevkii’nde kain 3022 parsel sayılı taşınmaz yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.