4. Hukuk Dairesi 2022/6207 E. , 2024/330 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/431 E.-478 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü / İstinaf Başvurusunun Kabulü İle Davanın Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/276 E. -2021/481 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı ... AŞ
**4. Hukuk Dairesi 2022/6207 E. , 2024/330 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/431 E.-478 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü / İstinaf Başvurusunun Kabulü İle Davanın Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/276 E. -2021/481 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... AŞ vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yolcusu olduğu aracın sürücüsünün tam kusurlu hareketiyle gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını, anılan kaza nedeniyle geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi gideri zararlarının oluştuğunu, ortaya çıkan bu zararlardan kazaya karışan aracın işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olan davalıların sorumlu olduğunu açıklayıp belirsiz alacak davası olarak açtığı davada toplam 400,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında bedel artırım dilekçesi ile talebini 59.926,11 TL olarak artırmış, ıslah dilekçesi ile 170.535,13 TL'ye yükseltmiştir. Davacı vekili, 17.04.2018 tarihli dilekçe ile taraf değişiliği talebinde bulunarak davayı aracın maliki Ferhat Avcı'ya yönelttiğini bildirmiştir. II. CEVAP Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen zarardan sigortalının kusuru oranında sorumlu olduklarını, hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle hesaplanan tazminattan indirim yapılması gerektiğini savunmuş, 13.03.2019 tarihli dilekçeyle, sigortalı aracın satılması nedeniyle poliçenin kendiliğinden iptal edildiğini, sorumluluklarının kalmadığını savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazada müvekkiline yüklenebilecek kusurun bulunmadığını, lastik patlaması nedeniyle kazanın meydana geldiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulüne, 5.689,89 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 161.038,40 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.777,50 TL bakıcı gideri ve 2.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 170.505,79 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... AŞ vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük belirlendiğini, maddi tazminata yönelik yapılan hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... AŞ vekili; davaya konu kazaya karışan aracın satılması nedeniyle poliçenin kendiliğinden iptal olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun kalmadığını, kaza tarihinde 17 yaşında olan davacının geçici iş göremezlik zararının bulunmadığını, faiz başlangıcının dava tarihi, faiz türünün de yasal faiz olarak kabulü gerektiğini, dosya kapsamında bulunan maluliyet raporları arasında çelişkiler bulunduğunu, tazminata ilişkin yapılan hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosunun ve %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... AŞ vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; 5.689,89 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 161.038,40 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.777,50 TL bakıcı gideri ve 2.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 170.505,79 TL tazminatın davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak kayıt ve şartı ve temerrüt tarihi olan 03.01.2018 tarihinden itibaren, diğer davalılar bakımından ise kaza tarihi olan 11.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... AŞ vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; maddi tazminata yönelik yapılan hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılması gerektiğini, maddi tazminat miktarının düşük belirlendiğini, maluliyet, tedavi ve bakım giderlerinin düşük hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı ... AŞ vekili; davaya konu kazaya karışan aracın satılması nedeniyle poliçenin kendiliğinden iptal olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun kalmadığını, kaza tarihinde 17 yaşında olan davacının geçici iş göremezlik zararının bulunmadığını, faiz başlangıcının dava tarihi, faiz türünün de yasal faiz olarak kabulü gerektiğini, dosya kapsamında bulunan maluliyet raporları arasında çelişkiler bulunduğunu, tazminata ilişkin yapılan hesaplamada %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının uğradığı bedensel zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri ve tedavi gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 94 üncü maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, kazaya karışan aracın satılması nedeniyle Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 94 üncü maddesi uyarınca sigorta şirketine ihbar yapıldığının iddia ve ispatlanamamış olmasına, davadan önce davalı ... şirketine yapılan başvuru sonucunda temerrüte düşen davalı ... yönünden temerrüt tarihinden itibaren faize karar verilmesinde ve kazaya karışan aracın otobüs olup ticari nitelik taşıması nedeniyle avans faizine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin ve davalı ... AŞ vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekili, meydana gelen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp tazminat talebinde bulunmuştur. Eldeki davada kaza, 11.09.2017 tarihinde meydana gelmiştir. Davacıda oluşan maluliyet oranının tespitine yönelik olarak alınan raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre davacının iş göremezlik oranının %10.3 olduğu, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %5 olduğu belirlenmiş, mahkemece de davacının maluliyet oranının %10.3 olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamaya göre karar verilmiş, davalı ... vekilince hüküm, maluliyet oranının hatalı olduğu, her iki maluliyet raporu arasında çelişki bulunduğu yönüyle istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince "Anayasa Mahkemesinin 09.10.2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği, bu kapsamda açılan davalarda Türk Borçlar Kanunun haksız fiile ilişkin hükümleri, KTK hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerektiği, Bu halde Aym'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01.06.2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve bu genel şartlarla belirlenen Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği ile Erişkinler için Engellilik Yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre düzenlenen rapora göre karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Somut olayda, maluliyet oranının tespitinde kaza tarihi itibari ile uygulanacak yönetmelik; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmeliktir. Dosya kapsamında bulunan maluliyet raporlarında, davacıda oluşan skar izi nedeniyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre davacının iş göremezlik oranının %10.3 olduğu, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %5 olduğu belirlenmiş, mahkemece maluliyet raporları arasındaki çelişki giderilmediği gibi kaza tarihinde yürürlükte olamayan yönetmelik hükümlerine göre belirlenen maluliyet raporu karara esas alınmıştır. Eksik incelemeyle karar verilemez. Bu durumda; davacıda oluşan yara nedbesinin (skar) keloid veya hipertrofik skar niteliğinde olup olmadığı ve vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığı hususlarına dikkat edilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporu da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde, içerisinde plastik cerrahi uzmanının da bulunduğu yetkili sağlık kurulundan çelişkilerin giderildiği rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 3. Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin gerçek zararının belirlenmesi için bakiye ömürlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağına karar verilmiştir. Somut olayda; davacının hak kazanabileceği iş gücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan 05.01.2020 tarihli aktüer raporunda; TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak tazminat hesabı yapılmış; yapılan hesaplama neticesinde 5.689,23 TL geçici iş göremezlik, 1.777,50 TL bakıcı gideri, 2.000,00 TL tedavi gideri ve 50.459,38 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam talep edilebilecek tazminat miktarı olarak 59.926,11 TL belirlenmiş; davacı vekili 20.01.2020 havale tarihli dilekçe ile "yargılamanın daha fazla uzamaması için bir itirazda bulunmuyoruz. Yeniden bilirkişi raporu alınması talebimiz bulunmamaktadır. Bilirkişi raporu ile hesaplanan maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ediyoruz." şeklinde beyanda bulunmuş, davalı ... şirketince rapora itiraz edilmiştir. Bunun üzerine mahkemece alınan 20.04.2021 tarihli aktüer raporunda PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi uygulanmak suretiyle 5.689,23 TL geçici iş göremezlik, 1.777,50 TL bakıcı gideri, 2.000,00 TL tedavi gideri ve 161.038,40 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam talep edilebilecek tazminat miktarı olarak 170.505,79 TL belirlenmiş, anılan rapora davacı vekili itirazda bulunmamış, davalı ... vekilince itiraz edilmiştir. Davacı vekili davasını toplam 170.505,79 TL olarak ıslah etmiş, İlk Derece Mahkemesince de bu miktara karar verilmiştir. Anılan karara, hesaplamanın hatalı olduğu yönleriyle davacı vekili ve davalı ... vekilince istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince; "Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak 01.06.2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizin nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek Yargıtayın yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması gerektiği" gerekçesiyle aktüer hesabına yönelik istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına ve Dairemizin içtihatlarına uygun düşmemektedir. Öncelikle Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği yapılan hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosunun uygulanması gerekirken PMF 1931 Tablosunun uygulanması doğru olmamıştır. Diğer taraftan 05.01.020 tarihli aktüer raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanmak suretiyle hesaplama yapılmış davacının toplam zararı 59.926,11 TL olarak hesaplanmıştır. Davacı vekili rapora karşı beyanında anılan rapora bir itirazlarının olmadığını bildirmiştir. Bu yönüyle 05.01.2020 tarihli raporda belirlenen tazminat miktarı yönünden ve hesaplamada %1,8 teknik faizin uygulanması yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Açıklanan nedenlerle; yukarıda (2) numaralı bent doğrultusunda alınacak maluliyet raporundan sonra alınacak aktüer bilirkişi ek raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi ve her ne kadar Dairenin yerleşik içtihatları doğrultusunda işleyecek devre bakımından progressif rant formülü kullanılması gerekir ise de davacı vekilinin 20.01.2020 tarihli beyanı doğrultusunda kesinleşen %1,8 teknik faizin uygulandığı rapor alınıp, davacı yönünden 05.01.2020 tarihli rapor ile kesinleşen tazminat miktarları aşılmamak suretiyle karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 4. Davacı vekili davaya konu kaza nedeniyle davacının geçici iş göremezlik zararının bulunduğunu açıklayıp geçici iş göremezlik tazminatına karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş, davalı ... vekili, kaza tarihinde 17 yaşında olan davacının geçici iş göremezlik zararının bulunmadığını ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesince "...davacı her ne kadar 17 yaşında ve gelir getiren bir işte çalışmıyor olsa da geçici iş göremezlik süresi yani %100 malul sayıldığı iyileşme süresi boyunca herhangi bir işte çalışmaması zararının olmadığı şeklinde yorumlanması haksız fiilin zarar ilkesi ile bağdaşmaz. Zarar gören geçici iş göremezlik süresi içinde günlük işlerini yerine getirememesi, öz bakımını sağlayamaması da bir zarardır. Geçici iş göremezlik süresi içinde küçüğün zararının bulunmadığı ve bu süre için tazminat hesabı yapılmaması zarar veren lehine olup zararın sadece maddi olarak gelir azalması ve kazanç kaybı olduğu sonucunu doğurur" gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Geçici iş göremezlik zararı Türk Borçlar Kanununda bedensel zararlar başlığı altında 54 üncü maddede "kazanç kaybı" olarak düzenlenmiştir. Geçici iş göremezlik zararı, zarar görenin sağlığına tekrar kavuşana kadar çalışamamasından kaynaklanan kazanç kaybından oluşur. Bu nedenle kazanç kaybı zararları, niteliği itibariyle fiilen yoksun kalınan kâr olup, geçici nitelikte ve geçmişe yöneliktir. Geçici iş göremezlik zararı kişinin sarfettiği efor nedeniyle değil tedavi süresi boyunca çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı ifade etmektedir. Dosya kapsamında, davacının kaza tarihinde 17 yaşında olup, kolluk tarafından yapılan araştırmada herhangi bir işte çalışmadığı belirtilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının gelir getirici bir işte çalışıp çalışmadığı, tedavi süresince çalışamaması nedeniyle yoksun kaldığı kazanç olup olmadığı yönünden bir araştırma yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır. Buna göre; davacının gelir getirici bir işte çalışıp çalışmadığı, tedavi süresince çalışamaması nedeniyle elde edemediği gelirler bulunup bulunmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından geçici iş göremezlik adı altında ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı ... AŞ vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı ... AŞ vekilinin, (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı ... AŞ vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya ve davalı ... AŞ'ye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.