1. Hukuk Dairesi 2009/10666 E. , 2009/12220 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : EDREMİT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/07/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalının maliki olduğu 581 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 60 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup özel mülke konu olamayacağını ileri sürerek ,tapunun iptali ve terkini ile elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur. Davalı davanın red
**1. Hukuk Dairesi 2009/10666 E. , 2009/12220 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : EDREMİT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/07/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalının maliki olduğu 581 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 60 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup özel mülke konu olamayacağını ileri sürerek ,tapunun iptali ve terkini ile elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur. Davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 5841 sayılı yasa ile değişik 3402 sayılı yasanın 12 /3 maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çekişme konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve yıkım isteklerine ilişkin olup, mahkemece; 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesinde 5841 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklik gözetilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir.Reddine, Ancak, hemen belirtilmelidir ki, bir taraf dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren ( geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü yada yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaz. Anılan bu kural yasa ve yargısal uygulamada kararlılık kazanmıştır. (Baki Kuru, Hukuk Usulü Muhakemeleri 5.Cilt, sayfa 5338 dipnot 159; 10.H.D.21.12.1976,8770/8739 ve dipnot 160:5.H.D.12.09.1977,5445/5655 dipnot 161: 10.HD 24.02.1976, 6296/1297) Ayrıca, her dava açıldığı tarihteki koşullara bağlıdır.Öte yandan avukatlık ücreti 04.09.1957 tarih ve 4/16 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca yargılama giderlerinden sayılır.Davacı Hazine temyiz dilekçesinde sair nedenlerden sözetmek suretiyle bu hususa değinmiştir. Hal böyle olunca, somut olayda mahkemece yapılan keşif sonucu çekişmeli bölümün belirlenen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı ve dava tarihinde davacı Hazine'nin haklı olduğu anlaşıldığına ve yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa gereğince dava reddedildiğine göre davalının tüm yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacı Hazine'nin yukarıda değinilen yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından temyiz itirazı yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlere hasren HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.