3. Hukuk Dairesi 2016/3222 E. , 2016/14874 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik hüküm, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, mahkemece 03.02.2016 tarihli ek kararla temyiz talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekili bu defa asıl hükümle birlikte ek kararı da temyiz etmiştir. Her ne kadar davacı vekili temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını istemiş ise
**3. Hukuk Dairesi 2016/3222 E. , 2016/14874 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik hüküm, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, mahkemece 03.02.2016 tarihli ek kararla temyiz talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekili bu defa asıl hükümle birlikte ek kararı da temyiz etmiştir. Her ne kadar davacı vekili temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını istemiş ise de; davanın niteliği gereği duruşma isteğinin reddiyle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz isteğinin incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalı ile aralarındaki mesken aboneliği sözleşmesi gereğince düzenlenen faturalarda davalının haksız olarak kayıp-kaçak ve sayaç okuma bedeli adı altında ücretleri tahsil ettiğini ileri sürerek; bu bedellerin alınmasına dayanak yapılan ilgili sözleşme maddelerinin haksız şart olduğunun tespiti ile iptaline, bundan sonra bu isimler altında kesinti yapılmamasına ve haksız tahsil edilen bedellere mahsuben fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans(ticari) faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı; davanın reddini istemiştir. Mahkemece; dosya üzerinden, dava konusu alacak miktarının 3.300 TL'den az olması nedeniyle Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurulmadan doğrudan Tüketici Mahkemesine dava açılamayacağından bahisle, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir. Mahkemece; ek karar ile temyize konu kararın kesin olarak verilmesi nedeniyle davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekili bu red kararını da temyiz etmiştir. 1-Davada, abonelik sözleşmesi gereğince faturaya yansıyan kayıp-kaçak ve sayaç okuma bedellerine ilişkin haksız şartların tespiti, bu maddelerin iptali ve ayrıca bu isimler altında bundan sonra kesinti yapılmaması ile fazla tahsil edilen miktardan şimdilik 100 TL'nin davalıdan tahsili talep edilmektedir. Görüldüğü üzere, davacının talebi sadece 100 TL ile sınırlı olmayıp, ileriye dönük ard etkisi yapabilecek belirli olmayan, devamlılık arz eden bir isteme ilişkindir. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 13.05.2009 tarih, 2009/13-122 E.-2009/189 K.sayılı, 13.10.2010 tarih, 2010/13-406 E.-2010/503 K.sayılı kararlarında da aynı hususlara değinilmiştir. Bu nedenle, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68/1 ve HUMK'nun 427.maddesinde belirtilen kesinlik sınırının eldeki davada gözetilmeden, davanın miktar ve değerine bakılmayarak, kararın temyizi kabil olduğunun anlaşılması karşısında, kararın kesin olduğundan bahisle temyiz dilekçesinin reddine dair mahkemece verilen ek kararın kaldırılmasına karar verilmiş, yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesinin incelenmesine geçilmiştir. 2-Taraflar arasında düzenlenen elektrik abone sözleşmesi gereğince davacının meskeni ile ilgili abonelik nedeniyle düzenlenen faturada dava konusu bedellerin yer aldığı anlaşılmaktadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 68/1.maddesinde; "Değeri 2.000 TL'nin altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketim hakem heyetlerine, 3.000 TL'nin altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise 2.000 TL ile 3.000 TL arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz.", aynı maddenin 4.bendinde "Bu madde de belirtilen parasal sınırları her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere, o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298.maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır" hükmü getirilmiştir. Davacı dava dilekçesinde; abone sözleşmesinde yer alan kayıp-kaçak, sayaç okuma bedeli gibi dayanak yapılan ve faturaya yansıtılan madde ve sair düzenlemelerin haksız şart olduğunun tespiti ile iptalini ve ayrıca ileriye dönük olarak bundan sonra bu isimler altında kesinti yapılmamasını istemiş, ödenen bedellerden ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacının bu talepleri bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasında kurulan sözleşme(abonelik) ilişkisi sırasında davalı tarafından kayıp-kaçak ve diğer bedellerin davacı tarafından ödeme yükümlülüğü altında olup olmadığı konusunda yaratılmış bir muaraza(çekişme) olduğu, davada da muarazanın(çekişmenin) giderilmesinin talep edildiği açıktır. Hukuk Genel Kurulunun 29.09.2004 tarih, 2004/13-417 E.-2004/442 K.sayılı ilamında da açıklandığı üzere; muarazanın men'i(çekişmenin önlenmesi) davaları, usul hukuku anlamında tespit değil, eda davası niteliğindedir. Bu tür davalarda hem muarazanın(çekişmenin) varlığının tespiti ve hem de onun önlenmesi(men'i) talep edilir. Bu durumda, taraflar arasındaki abonelik sözleşmesi feshedilmediğine ve davacının sözleşme ilişkisine yönelik davalının muaraza yarattığı ileri sürülerek, muarazanın önlenmesi, sözleşmede yer alan haksız şartların tespiti ile iptali ile ileriye yönelik talep de bulunduğuna ve davanın müddeabihinin 3.300 TL'den az olmadığı anlaşıldığına göre, davanın Tüketici Hakem Heyetine başvurulmadan doğrudan Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir, dava şartı oluşmuştur. Hal böyle olunca, mahkemece; davacının istemi hakkında, davanın esasına girilerek oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle mahkemece verilen 03.02.2016 tarihli temyiz talebinin reddine dair ek kararın kaldırılmasına, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, dava konusu talebin ileriye dönük ard etkisi yapabilecek belirli olmayan, devamlılık arz eden bir isteme ilişkin olması nedeniyle HUMK'nun 440/1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.