T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1535 ( KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS KARAR NO : 2025/1715 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2023 ESAS NO : 2021/269 E 2023/4…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1535 ( KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS KARAR NO : 2025/1715 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2023 ESAS NO : 2021/269 E 2023/408 K DAVANIN KONUSU : İstirdat KARAR TARİHİ : 29/12/2025 YAZILDIĞI TARİH : 28/01/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 24/10/2019 tarihinde "Borç Sözleşmesi" adı altında bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşmenin, davalı tarafın, davacı şirkete 750.000.00 TL borç para tahsis etmesi, bu tahsis yapılır ise davacının da taksitler halinde borcu geri ödemesi hususunu içerdiğini, ancak imzalanan sözleşmeye aykırı olarak davalı şirketin 750.000,00 TL'yi davacı şirkete vermediğini, dolayısıyla sözleşmenin uygulanmadığını ve müvekkil şirketin borç alma işleminin gerçekleşmediğini, davalı şirket ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkinin sonlandırılmasına karşın davalı şirket yetkilisi ... ile davacı şirket yetkilisi ... arasındaki şahsi ilişkinin devam ettiğini, bu kapsamda davalı şirket yetkilisi ...’ın, davacı şirket yetkilisi ...'den şahsı adına borç para istediğini, müvekkil şirket yetkilisi ...’in bunun üzerine 12/05/2020 tarihinde ismi geçen davalı şirket yetkilisine şahsi hesabından para aktarımı yaptığını, ne var ki ilerleyen süreçte davalı şirket adına ...’ın, 20/05/2020 tarihinde bir ihtarname gönderdiğini ve sözleşmeye ilişkin 01-30 Nisan 2020 vade tarihli ilk taksit tutarının eksik yatırıldığını, dolayısıyla sözleşmeden kaynaklı borcunu ödemesi gerektiğini ifade ettiğini, ihtarnamenin tebliği sonrası davacı şirket yetkilisince 27/05/2020 tarihinde cevabi ihtarname gönderildiğini ve davacı şirketin davalı şirkete bir borcunun olmadığının açıklandığını, ihtarnamenin davalı şirkete tebliğ edilmesi üzerine davalı şirketçe müvekkil şirket aleyhine Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4370 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacı şirketin banka hesaplarına haciz konulması üzerine icra takibinden haberdar olduğunu, kesinleşen icra takibi nedeniyle müvekkil şirketin bahsi geçen icra dosyasına ödemelerde bulunmak zorunda kaldığını, hacizler nedeniyle davacı şirketin ticari itibarının zedelendiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4370 Esas sayılı icra dosyası kapsamında yapılan ödemelerin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 29/09/2021 tarihli 1. celsede ise, dava dilekçesinde yer alan taleplerin yanı sıra davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında HMK'nın 31. maddesi uyarınca talep sonucunun açıklanması için davacı yana süre verilmiş olup, söz konusu süre içerisinde davacı vekilince ibraz edilen 29/11/2021 tarihli dilekçe ile, müvekkil şirket tarafından Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4370 Esas sayılı icra dosyasına yapılan ödemelerin 323.337,78 TL olduğu belirtilerek, gerçekleştirilen 323.337,78 TL ödemenin, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; eldeki davanın istirdat davası olduğunu ve tutarın belirlenebilir nitelikte bulunduğunu, bu nedenle belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müvekkil şirket ile davacı şirket arasında imzalanan 24/10/2019 tarihli sözleşme öncesinde davalı şirket yetkilisi ... ve şirket ortağı ... ile davacı şirket yetkilisi ... arasında ticari ilişki olduğunu, bu ticari ilişki çerçevesinde davalı şirketten davacı şirket lehine bilgi aktarımı, kod yazılımı, müşteri çevresinin devri ve teknik destek alanlarında bilgi transferi ile teknik donanım desteği sağlandığını, işlemlerin yürütülmesi amacıyla davalı şirket yetkilisi ... ve şirket ortağı ...'ın davacı şirketin merkezinde çalıştıklarını, ancak, davacı şirket yetkilisi ...'in hukuka aykırı bazı işlemleri nedeniyle ticari ilişkinin sonlanadırıldığını, bu kapsamda müvekkil şirket tarafından yerine getirilen edimlerin karşılığı olarak taraflar arasında 24/10/2019 tarihli sözleşme imzalandığını, davanın konusunu oluşturan dayanak sözleşmenin adı "Borç Sözleşmesi" olsa da bahsi geçen sözleşmenin teknik anlamda her iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olmayıp, davalı şirketin kendi üzerine düşen edimi yerine getirmesi nedeniyle davacı şirket için ödeme yükümlülüğü içeren bir sözleşme mahiyetinde bulunduğunu, müvekkil şirketin sözleşmenin borçlusu olarak değil borcunu yerine getiren olarak sözleşmede yer aldığını, 24/10/2019 tarihli sözleşmenin, "Geri Ödeme" başlıklı 4. maddesinde ödemenin nasıl yapılacağının hüküm altına alındığını, ilgili maddede açık bir şekilde borçlu şirketin geri ödeme yükümlülüğüne dair koşullara yer verilmesine karşın, sözleşmede davalı şirketin yükümlülüğünü nerede ve nasıl, hangi koşullarda yerine getireceğine dair bir hüküm bulunmadığını, dolayısıyla madde metninden de anlaşılacağı üzere davalı şirketin borçlu konumunda yer almadığını, müvekkil şirketin alacağını planlanan zaman diliminde tahsil edemediği için ödeme sıkıntısı içerisine girdiğini ve davacı şirket yetkilisi ...'den whatshap uygulaması üzerinden ödeme yapılmasını istediğini, davacı şirketin sözleşme gereği ödemesi gereken 250.000,00 TL tutarındaki ilk taksitin 50.000.00 TL'sini şirket hesabı yerine davalı şirket yetkilisi ...'ın şahsi hesabına gönderdiğini, ayrıca ödeme açıklamasına "Borç" yazarak iyi niyet kurallarına aykırı davrandığını ve imzalamış olduğu sözleşmenin sorumluluğunu üzerinden atmaya çalıştığını, davacı şirketin sözleşmede ifade edilen geri ödeme yükümlülüğüne uymaması nedeniyle ihtarname çekildiğini, ancak ihtarnameye olumsuz cevap verildiğini, bu nedenle alacağın tahsili amacıyla davacı borçlu şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davacı tarafın herhangi bir itirazda bulunmadığını ve takibin kesinleştiğini, davacı şirketin iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafça takibe konu sözleşmenin tek tarafa borç yükleyen sözleşme olduğu ve ilgili sözleşmenin yapılan iş karşılığı davacı şirketin borçlu bulunduğu 750.00,00 TL'nin ödenmesi amacıyla düzenlendiği belirtilmiş ise de, taraflarca imzası inkar edilmeyen "Borç Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin konusunun, borç veren tarafından borçluya Türk Lirası'na endeksli olarak 750.000,00 TL tutarında borç para tahsis etmek ve borç paranın verilme şartları ile borç paranın kullanımından dolayı tarafların hak ve yükümlülüklerini tespit etmek olduğunun ifade edildiği, ayrıca sözleşme metninde 750.000,00 TL'nin davacı borçluya verildiğine dair bir ibarenin bulunmadığı, kaldı ki davacı şirket yetkilisi tarafından eda edilen yeminde sözleşmenin 750.000,00 TL paranın ihtiyaç duyulması halinde verilmesi için düzenlendiğinin, ihtiyaç duyulmadığından borç para alınmadığının ve sözleşmenin hükümsüz olduğunun bildirildiği, davalı şirketçe eklenen whatshap yazışmalarının incelenmesinde dava konusu borç sözleşmesinden bahsedilmediği, bunun yanı sıra davalı şirket yetkilisi ... ve şirket ortağı ... tarafından davacı şirkette fiilen çalışıldığının ifade edildiği ve 750.000,00 TL'nin verilen hizmet bedeli olduğunun anlatıldığı, ancak az yukarıda da vurgulandığı gibi sözleşmede hizmete ilişkin bir açıklamanın yer almadığı, bu hali ile yazılı belgenin aksinin ancak yazılı bir belge ile ispat edilmesi gerektiği, buna göre davacı şirketin borçlu olmadığı halde hakkında başlatılan takip nedeniyle Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4370 Esas sayılı icra dosyasına ödemelerde bulunmak zorunda kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eldeki davanın istirdat davası olduğunu ve tutarın belirlenebilir nitelikte bulunduğunu, bu nedenle belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müvekkil şirket ile davacı şirket arasında imzalanan 24/10/2019 tarihli sözleşme öncesinde davalı şirket yetkilisi ... ve şirket ortağı ... ile davacı şirket yetkilisi ... arasında ticari ilişki olduğunu, bu ticari ilişki çerçevesinde davalı şirketten davacı şirket lehine bilgi aktarımı, kod yazılımı, müşteri çevresinin devri ve teknik destek alanlarında bilgi transferi ile teknik donanım desteği sağlandığını, ancak davacı şirket yetkilisi ...'in hukuka aykırı bazı işlemleri nedeniyle ticari ilişkinin sonlandırıldığını, bu kapsamda müvekkil şirket tarafından yerine getirilen edimlerin karşılığı olarak taraflar arasında 24/10/2019 tarihli sözleşme imzalandığını, davanın konusunu oluşturan dayanak sözleşmenin adı "Borç Sözleşmesi" olsa da bahsi geçen sözleşmenin teknik anlamda her iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olmayıp, davalı şirketin kendi üzerine düşen edimi yerine getirmesi nedeniyle davacı şirket için ödeme yükümlülüğü içeren bir sözleşme mahiyetinde bulunduğunu, müvekkil şirketin sözleşmenin borçlusu olarak değil borcunu yerine getiren olarak sözleşmede yer aldığını, 24/10/2019 tarihli sözleşmenin, "Geri Ödeme" başlıklı 4. maddesinde ödemenin nasıl olacağının hüküm altına alındığını, müvekkil şirketin alacağını planlanan zaman diliminde tahsil edemediği için ödeme sıkıntısı içerisine girdiğini ve davacı şirketin sözleşmede belirtilen geri ödeme yükümlülüğüne uymaması nedeniyle ihtarname çekildiğini, ancak ihtarnameye olumsuz cevap verildiğini, bu nedenle alacağın tahsili amacıyla davacı borçlu şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davacı tarafın herhangi bir itirazda bulunmadığını ve takibin kesinleştiğini, eldeki davada resen bilirkişi incelemesi yapıldığını, ancak davanın bilirkişi incelemesini gerektirir bir durum içermediğini, davacı şirketin bir talebinin olmamasına karşın mahkemece ticari defterlerin incelenmesine yönelik ara karar kurulduğunu, müvekkil şirket tarafından hizmet sunulduğuna ilişkin ödeme dekontlarının bulunduğunu, işlemlerin yürütülmesi amacıyla davalı şirket yetkilisi ...'ın ve davalı şirket ortağı ...'ın davacı şirketin merkezinde çalıştıklarını, davacı şirkete giriş ve çıkış kayıtlarının dosya içerisinde mevcut olduğunu, bu hususların hiç değerlendirilmediğini, somut olayın istirdat davası şeklinde açıldığını ve istirdat davasında ispat külfetinin davacı şirket üzerinde bulunduğunu, buna rağmen mahkemece ispat yükümlülüğünün hatalı değerlendirildiğini ve davalı şirkete yemin teklif etme hakkının hatırlatıldığını, davacı şirket yetkilisinin 06/06/2023 tarihli celsede gelerek yemini eda ettiğini, ne var ki, vakıaların aydınlatılması ve yeminin doğruluğunun denetimi için davacı şirket yetkilisine sorulmak istenen sorulara yargılama sırasında izin verilmediğini, davacı şirket yetkilisi tarafından ifa edilen yeminin hukuki bir değerinin bulunmadığını, ayrıca yargılama sırasında davacı temsilcisinin "sözleşmenin 750.000,00 TL paranın ihtiyaç duyulması halinde verilmesi için düzenlendiğini" ifade ettiğini ve bu hususta yemin ettiğini, ancak davacı şirket yetkilisinin iddia ettiği gibi bir durum olması halinde bu şekildeki bir açıklamanın sözleşmeye hüküm olarak eklenmesinin gerektiğini belirtilerek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davacının icra takibi nedeniyle yaptığı ödemelerin istirdatının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, borçlu olmadığı halde kesinleşen icra takibi nedeniyle icra tehdidi altında ödenen bedelin istirdatı talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4370 Esas sayılı dosyası ile; davalı ... tarafından, davacı ... A.Ş. hakkında, borcun sebebi olarak "sözleşmeden kaynaklanan alacak"ın gösterildiği, 250.000,00 TL asıl alacak ve 3.000,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 253.000,00 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı ve davacı ... A.Ş.'nin icra takibine itiraz etmemesi nedeniyle icra takibinin kesinleştiği tespit edilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı ... A.Ş. ile davalı ... arasında 24/10/2019 tarihli "Borç Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin imzalandığı, bahsi geçen sözleşmede davacı ... A.Ş.'nin "Borçlu", davalı ...'nin "Borç Veren" sıfatına sahip oldukları, sözleşmenin 3. maddesinde sözleşme konusunun "Borç veren tarafından Borçlu'ya Türk Lirası'na endeksli olarak 750.000 TL (yedi yüz elli bin) tutarında borç para tahsis etmek ve borç paranın verilme şartları ile borç paranın kullanımından dolayı tarafların hak ve yükümlülüklerini tespit etmektir." şeklinde açıklandığı, yine aynı sözleşmenin 4. maddesinde, geri ödeme planının belirlendiği, bahsi geçen ödeme planına göre taksitlerin üç (3) eşit parçaya bölündüğü ve her bir taksit tutarının 250.000,00 TL olduğu, ayrıca planda belirlenen ayların ilk ve son gününde ödeme yapılacağı hususunun kararlaştırıldığı, bunun dışında sözleşmede yazılı 750.000,00 TL bedelin, sunulan hizmet karşılığı olduğuna ilişkin bir ifadenin yer almadığı görülmüştür. Bunun yanı sıra, dosyaya, "borçlu" olarak davacı şirketin yetkili temsilcisi ... isminin, "alacaklı" olarak davalı şirket yetkilisi ...'ın isminin yazılı bulunduğu, "Açıklama" kısmında "...'den ...'a BORÇ olarak verilmiştir." ibaresinin yazıldığı, 50.000,00 TL tutarlı dekontun eklendiği tespit edilmiştir. Yapılan yargılama sırasında mahkemece, 22/03/2023 tarihli 7. celsede, davalı vekilince açıkça yemin deliline dayanıldığı belirtildikten sonra, davacıya yemin teklif edip etmeyeceği hususunda beyanda bulunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesi yönünde ara karar kurulduğu, söz konusu ara karar üzerine davalı vekilince ibraz edilen 04/04/2023 tarihli beyan dilekçesi ile, eldeki davada ispat yükünün davacı şirket üzerinde olduğunun, İİK'nın 72. maddesinin 8. fıkrasına göre yemin delilinin davacı ... A.Ş.'ye yöneltilmesi gerektiğinin ifade edildiği, devamla da mahkemenin ısrarlı davranışına binaen yemin metninin hazırlandığının açıklandığı ve dilekçe ekinde yemin metninin ibraz edildiği belirlenmiştir. Davalı ... vekilince sunulan yemin metni nedeniyle yapılan tebligat üzerine 07/06/2023 tarihli 8. celseye gelen davacı ... A.Ş. 'nin yetkili temsilcisi ..., yemine ilişkin edasını gerçekleştirmiştir. Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun "Senetle ispat zorunluluğu" başlıklı 200. maddesi, "(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir." hükmüne haizdir. Diğer yandan, aynı Kanun'un "Yeminin konusu" başlıklı 225. maddesinde, "Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır." düzenlemesi ile, "Yemine konu olamayacak vakıalar" başlıklı 226. maddesinde, "(1) Aşağıdaki hususlar yemine konu olamaz: a) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar. b) Bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller. c) Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar." düzenlemesi bulunmaktadır. Eldeki dosyada, davacı ... A.Ş. vekili dava dilekçesi ile, imzalanan 24/10/2019 tarihli sözleşmeden kaynaklanan borcun bulunmadığına, davalı yanca başlatılan icra takibi nedeniyle Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4370 Esas sayılı dosyasına ödemelerde bulunmak zorunda kaldığına, söz konusu takibin haksız olduğuna dair iddiada bulunmuş, davalı ... vekili ise cevap dilekçesi ile, davacı şirket ile daha önce mevcut ticari ilişki kapsamında davalı şirketin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği ve yerine getirilen edimlerin karşılığı olarak 24/10/2019 tarihli sözleşme imzalandığı, ancak davacı şirketin sözleşme uyarınca borcu ödemediği, bu nedenle Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4370 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davacı şirketin sözleşmeden kaynaklanan borcunun bulunduğu yönünde açıklama yapmıştır. Buna göre, somut olayda, davacının istemi açık olup, dava dilekçesi kapsamına göre, davacı şirket, borcun bulunmadığını, Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4370 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin gerçek bir alacak borç ilişkisine dayanmadığını ve hukuka aykırı olduğunu beyan etmektedir. Bu durumda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile tüm dosya içeriğinden de anlaşılacağı üzere, davacı şirketin davalı şirketten borç almadığı, sözleşme metninde icra takibine konu tutarın, davacı ... A.Ş.'ye verildiğine dair bir ibarenin bulunmadığı, kaldı ki davalı şirketçe gerçekleştirilen beyanlarda 750.000,00 TL'nin, verilen hizmet bedeli olduğunun ifade edilmesine karşın, bahsi geçen tutarın sunulan hizmet karşılığını ihtiva ettiğine dair sözleşmede bir hükmün veya değerlendirmenin yer almadığı, ayrıca bu kapsamda yapılan incelemelerde, davacı şirket hesabından davalı şirket hesabına gerçekleştirilen herhangi bir ödemenin de tespit edilemediği, savunulduğunun aksine, ilgili kayıtlar çerçevesinde ödemenin davacı şirket yetkilisi ...'in şahsi hesabından davalı şirket yetkilisi ... adına ve "Borç olarak verilmiştir." şeklindeki açıklama doğrultusunda gönderildiği belirlenmekle birlikte, mevcut olayda yazılı belgenin aksinin ancak yazılı bir belge ile ispat edilmesi gerektiği anlaşılmış olup, bu haliyle davacı şirketçe, sözleşmede yazılı tutarın alınmadığı ispat edilmiştir. Dolayısıyla, mahkeme gerekçesi bu yönüyle yerindedir. Ancak, somut olayda davacı ... A.Ş. ile davalı ... arasında imzalanan 24/10/2019 tarihli "Borç Sözleşmesi" başlıklı belgenin toplam 750.000,00 TL tutarı içerdiği ve Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4370 Esas sayılı dosyasına konu 250.000,00 TL asıl alacak ve 3.000,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 253.000,00 TL tutarın tahsili istemiyle başlatılan ilamsız icra takibinin de, söz konusu sözleşmenin ilk taksit tutarına dayandığı görülmektedir. Bu durum karşısında, eldeki davanın yemine konu olamayacak bir dava niteliğinde bulunduğu, diğer bir anlatımla mevcut durumda yemin delinine başvurulmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, somut olayın niteliği gözetilerek, davanın sadece davacı şirketin borç almadığı, sözleşme metninde icra takibine konu tutarın, davacı ... A.Ş.'ye verildiğine dair bir ibarenin bulunmadığı, bahsi geçen tutarın sunulan hizmet karşılığını ihtiva ettiğine dair sözleşmede bir hükmün veya değerlendirmenin yer almadığı, davacı şirket hesabından davalı şirket hesabına gerçekleştirilen herhangi bir ödemenin de tespit edilemediği, bu haliyle davacı şirketçe, sözleşmede yazılı tutarın alınmadığının ispat edildiği dikkate alınarak, bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aynı zamanda, eldeki davanın yeminle ispat edilebilecek nitelikte bir dava olmadığı gözetilmeksizin, davalı yana yemin teklif etme hakkı hatırlatılmak ve bu şekilde mevcut durumda uygulama yeri olmayan yemin müessesesi de işletilmek suretiyle yukarıda yazılı gerekçe uyarınca davanın kabulüne karar verilmiş olmasında isabet bulunmamıştır. Açıklanan bu nedenlerle, davanın kabulüne yönelik kararın sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf isteminin gerekçe yönünden kısmen kabulü kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1.b.2 maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/269 Esas, 2023/408 Karar sayılı ve 07/06/2023 tarihli kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, 3-a-Davanın KABULÜ ile; 323.337,78 TL alacağın, 11.092,10 TL'sine 01/02/2021 tarihinden, 78.559,00 TL'sine 04/02/2021 tarihinden, 226.912,76 TL'sine 04/03/2021 tarihinden, 6.773,92 TL'sine 08/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan İSTİRDATINA, b)Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 22.087,20 TL harçtan peşin alınan 5.521,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.565,40 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, c-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı ve 5.521,80 TL peşin harç olmak üzere toplam 5.581,10 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-Davacı tarafından yapılan 30,00 TL posta masrafı ve 800,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 830,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerine bırakılmasına, e-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 51.734,04 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, f-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, g-)Gider ve delil avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve talep halinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi dikkate alınarak yatıran tarafa iadesine, İstinaf aşamasında yapılan harç ve masraflar yönünden ; 4-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 5-Davalı tarafından yapılan 137,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine, 8-Kararın tebliğinin Dairemiz tarafından yapılmasına, HMK'nin 353/1-b-2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 29/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."