1. Hukuk Dairesi 2011/11360 E. , 2011/13441 K. "" MAHKEMESİ : BODRUM 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/03/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 31.10.2001 tarihinde Milli Emlak Şefliğince yapılan kontrollerde, kayden davalılara ait 319 parsel numaralı taşınmazın deniz cephesine bakan kısmının taş dökülerek doldurulduğunu, betonla kapatılarak ve duvar örülerek devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yere tecavüz edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ile m…
**1. Hukuk Dairesi 2011/11360 E. , 2011/13441 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BODRUM 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/03/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 31.10.2001 tarihinde Milli Emlak Şefliğince yapılan kontrollerde, kayden davalılara ait 319 parsel numaralı taşınmazın deniz cephesine bakan kısmının taş dökülerek doldurulduğunu, betonla kapatılarak ve duvar örülerek devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yere tecavüz edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ile muhdesatların yıkımına karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, çekişme konusu yere davalıların elatmadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yere elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı Hazine vekili; Milli Emlak Şefliğince 31.10.2001 tarihinde yapılan kontrollerde davalılar adına tapuda kayıtlı olan 319 parselin deniz cephesinde bulunan ve parsel dışında kalan devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kısma, taş dökülmek suretiyle denizin doldurulduğunun, bu taşların bazı kısımlarına beton dökülerek dolgunun uç kısmına da tahmini 25. metre uzunlukta 1 metre yükseklikte taş duvar yapılarak işgal edildiğinin tespit edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım istekli eldeki davayı açtığı, davalı A. K. Ö.'ın, 319 parselin mülkiyetinin kendisine ait olup, üzerinde yapılaşmanın devam ettiğini, denize sıfır olması sebebi ile denizin doldurulmasına gerek olmadığını bildirerek davanın reddini savunduğu, aşamalarda da çekişme konusu taşınmazla kayden ilgisinin kalmadığını ileri sürdüğü, yargılama neticesinde mahkemece; çekişme konusu müdahaleyi davalıların gerçekleştirmedikleri, dava konusu yerleri 319 ve 320 parsellerde yeralan site sakinlerinin kendi yararlanmaları için peyder pey yaptıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, 3621 sayılı Kıyı Kanununun 6. maddesinde niteliği kıyı olan yerlerde ne gibi muhdesatların yapılamayacağı belirtildikten sonra uygulama imar planı ile yapılabilecek muhtesatlar belirtilmiştir. Öte yandan; istisnalar dışında her dava açılmadan önce zuhur eden olaylar gözetilip, değerlendirilerek çözüme bağlanır. Dava tarihinden sonra gerçekleşen yeni bir müdahale ve yeni bir haksız yapılaşmanın ayrı bir davanın konusunu teşkil edeceği tartışmasızdır.