Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/13307 E. , 2024/10355 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/13307 Karar No : 2024/10355 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ...Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu is
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/13307 E. , 2024/10355 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/13307 Karar No : 2024/10355 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ...Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Ankara İl Koordinatörlüğü Hukuk Müşavirliği'nde Usulsüzlük Uzmanı olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olduğunun tespit edildiğinden bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 15/08/2016 tarih ve E.5283 sayılı Bakanlık Olur'u işleminin iptali ile özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesi kapsamında 25/07/2016 tarih ve 1075 sayılı Bakanlık Oluru ile oluşturulan kurul tarafından davacının durumunun incelenmesi üzerine terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirildiği; Mahkemelerince yapılan ara kararı gereği sunulan bilgi ve tespitlerle, ceza mahkemesi kararlarıyla terör örgütü olduğu belirlenen FETÖ/PDY'ye üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut irtibatı olduğu değerlendirilen ve yapılan inceleme ile hakkındaki bu kanaat belirginleşen davacının sözleşmesinin feshedilmesine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : FETÖ/PDY terör örgütüyle hangi eylemi nedeniyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu hususu gerekçelendirilmeden sözleşmesinin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğu, davanın ve istinaf isteminin gerekçesiz olarak reddedildiği, idare mahkemesince yapılan ara kararına verilen cevapta yer alan tespitlerin subjektif nitelikte olduğu, Bank Asya'da hesabının olması ya da KPSS'den yüksek puan almasının örgütle bağını göstermediği, sözleşmenin feshedilmesine dair işlemin gerekçelendirilmediği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı İdarelerin Savunmasının Özeti :Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Ankara İl Koordinatörlüğü Hukuk Müşavirliği'nde Usulsüzlük Uzmanı olarak görev yapan davacının 15/08/2016 tarih ve E.5283 sayılı Bakanlık Olur'u sözleşmesi feshedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksayönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinin öngördüğü üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen 14/07/1965 tarihli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgilisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir. Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirmenin gösterildiği, İdare Mahkemesince yapılan 11/10/2017 tarihli ara kararla dava konusu işleme dayanak teşkil eden tüm bilgi ve belgelerin istenilmesine karar verildiği, ara kararına istinaden verilen 03/11/2017 tarihli cevabi yazıda; "...... (TC:...): 2012 yılında yapılan KPSS'den 94,964 puan aldığı, dil yeterliliğini 2013 yılı İlkbahar döneminde girdiği YDS'den 78.75 puan alarak sağladığı, daha önce girdiği 2012 yılı sonbahar dönemi KPDS'den 52.5 puan aldığı, Kurumumuzda işe başlamadan önceki dönemde çalışmış olduğu yerler incelendiğinde; DSİ'de mühendis olarak çalıştığı, Bank Asya hesap bilgileri incelendiğinde; 06.11.2011 tarihinde açılan hesabının bulunduğu, hesabı aktif olarak kullandığı, 2013 Aralık ayı ile 2014 Şubat ayı hesap bakiyeleri arasında yaklaşık 17.000-TL'lik artış olduğu, yapılan inceleme neticesinde KPSS puanının yüksek olması (94.964 Puan) ve Bank Asya hesap hareketleri açısından riskli bulunduğu..." hususlarına yer verildiği, İdare Mahkemesince, Mahkemelerince yapılan ara kararı gereği sunulan bilgi ve tespitler gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Öte yandan UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankası ekranında yapılan sorgulamada, ... Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca şüpheli E.N. ve S.G. hakkında düzenlenen... tarih ve Soruşturma No:..., Esas No:..., İddianame No:... sayılı iddianame incelendiğinde, soruşturma aşamasında alınan ifadesinde S.G.'nin davacı hakkında; "...Bu öğrencileri bana cemaat abisi olan ... ismindeki kişi getirdi. ...’nin soy ismini ...olarak hatırlıyorum. Kendisi Adana İli Çukurova Üniversitesi Makine Mühendisliğinde okumaktaydı. Artvin’li olduğunu biliyorum. 165-170 cm boylarında, 85 kğ ağırlığında, esmer tenli, siyah düz saçlı biridir. Görünce teşhis edebilirim. Bu kişi ile en son 2013 yılında Ankara’ da görüştüm ve o sırada kendisinin Ankara’da Devlet Su işlerinde Memur olarak çalıştığını öğrendim. O tarihten sonra görüşmediğim için FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısının devam edip etmediğini bilmiyorum. Fakat örgüt içinde önemli bir kişi olduğunu söyleyebilirim. Ben o dönemlerde ... isimli kişinin getirdiği yukarıda ismini söylediğim lise öğrencilerine abilik yapıyordum. Onlara ders çalışmalarına yardımcı oluyordum, evde namaz kıldırıyordum, risale kitapları okuyorduk, Fetullah GÜLEN’in video kasetlerini izliyorduk vb. faaliyetlerde bulunuyorduk. ... isimli kişi haftada bir eve gelerek bu öğrencilerle görüşür ve bana evle ilgili bir sıkıntı olup olmadığını sorardı. Ben bu evde kaldığım için aylık bir miktar para ödüyordum, ben ev kirasının bir kısmını ... isimli şahsa veriyordum, o da geri kalanını tamamlıyor kira ve faturaları ödüyordu. Bu öğrencilere bir buçuk yıl kadar abilik yaptıktan sonra, Abdurrahman Jandarma Astsubay okulunu kazandı, A.K. ve A.G. askeri okulları ve üniversiteyi kazanamadı. Ben bana verilen abilik görevini yapmak istemediğimi ...’ye söylemem üzerine beni başka bir cemaat evine yerleştirdi... ...... cemaate evlerinde kaldığım sıralarda bana kod isim vermek istedi, fakat ben kabul etmedim... ...ben yukarıda da anlattığım gibi A.Y., A.K. ve A.G. isimli öğrencilere abilik yaptım. Bu kişilere askeri okula gideceklerini yukarıda bahsini ettiğim ... isimli kişi söyledi. Hem bana hem öğrencilere askeri okula hazırlayacaklarını söyledi. Camiye tedbir olarak gitmemelerini ben söyledim bana da ... talimat vermişti, bunun üzerine bu şekilde telkinlerde bulundum. Zaten bu tarz konulara ... benden önce eve gelerek öğrencilere anlatırdı. Yine ailelerinin başı açık fotoğraf çekerek göndermelerini ... benim yanımda öğrencilere söylemişti... ...A.Y., E.N. ve A.Y. isimli şahıslarla Ankara’da görüştüğüm doğrudur. A. benim öğrencim olması sebebiyle ... bana onunla ve yine devreleri olan E.N. ve A.Y. ile okul döneminde ilgilenmemi istedi. İlgilenmemden kastım çocuklarım maneviyatının bozulmaması, namazlarını kılmaları, cemaatle bağlarının devamı içindir. Bende 2008-2009 yıllarında Ankara’ya günü birlik gelerek bu astsubay okulu öğrenci grubu ile görüştüm. Gidiş gelişlerimin parasını ... verirdi... ... evlere gelecek öğrencileri temin ediyordu ve bu öğrenciler ile kimin ilgileneceğini belirliyordu..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. UYAP üzerinden yapılan Sosyal Güvenlik Kurumu Hizmet Dökümü sorgulaması sonucunda davacının 2012/12 ile 2013/6 dönemleri arasında Devlet Su İşleri Genel Müdürülüğü bünyesinde 4C statüsünde görev yaptığı hususu da göz önünde bulundurulduğunda, davacıya ilişkin olduğu anlaşılan söz konusu ifadenin dosya içerisine alınarak ve davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra değerlendirilmesi gerektiğinden, Bölge İdare Mahkemesince, anılan usuli süreç tamamlandıktan sonra değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu itibarla, İdare Mahkemesince, davacıya ilişkin dosya içerisinde yer alan diğer tespitler ile Örgütlü Suçlar Bilgi Bankasından edinilen ve davacı hakkında verildiği değerlendirilen ifadenin değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında aktarılan gerekçeler nedeniyle hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 13/06/2024 tarihinde oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi. KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle değiştirilen "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dâhi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; altıncı fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değiştirilen "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dâhi Danıştay'da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir: a) Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları. b) Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idarî işlemler hakkında açılan davalar. c) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları. d) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları. e) Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları. f) İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar. g) Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983 tarih ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun uygulanmasından doğan davalar. h) Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davalar. ı) Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında açılan davalar. i) Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından doğan davalar. j) 08/06/1994 tarih ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun'un uygulanmasından ve 16/07/1997 tarih ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un uygulanmasından doğan davalar. k) 06/06/1985 tarih ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'nun uygulanmasından doğan davalar. l) 03/07/2005 tarih ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun uygulanmasından doğan davalar. m) Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan davalar." kuralına yer verilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un "Temyiz dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin altıncı fıkrasında, temyizin kesin bir karar hakkında olması hâlinde, kararı veren merciin, temyiz isteminin reddine karar vereceği; ilgili merciin bu kararına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği; yedinci fıkrasında ise, temyizin kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşılması durumunda, altıncı fıkrada sözü edilen kararın, dosyanın gönderildiği Danıştay'ın ilgili dairesince kesin olarak verileceği kurala bağlanmıştır. Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 5648 sayılı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 14. maddesinin 1. bendinde, "Kurumda hizmetler 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın istihdam edilen sözleşmeli personel eliyle yürütülür. Kurum personeli, sosyal güvenlik yönünden 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükümlerine tâbidir." hükmüne yer verilmiş, aynı maddenin 5. bendinde ise "10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II), (IV) sayılı cetvellerde sayılan kurum ve kuruluşlarda çalışanlardan durumları, bu maddede sayılan nitelik ve şartlara uygun olanlar, kendilerinin isteği ve kurumlarının muvafakati ile kurumda sözleşmeli olarak istihdam edilebilir. Bu şekilde istihdam edilecek personel sayısı toplam personel sayısının yüzde ellisini aşamaz. Bu şekilde görevlendirilen personel kurumundan aylıksız izinli sayılır ve asıl kadrosuyla ilgisi devam eder..." hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nde memur olarak çalışmakta iken Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından yapılan yarışma sınavını kazanarak Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Ankara Merkez Tahakkuk Kordinatörlüğü emrinde Bakanlık Makamı oluruna istinaden ataması yapılarak çalışmaya başladığı, son görev yaptığı Ankara Merkez Tahakkuk Kordinatörlüğünde sözleşmeli personel statüsünde uzman olarak görev yapmakta iken 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4/1-f. maddesi uyarınca sözleşmesinin feshedildiği, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde temyiz yolu açık olan kararlar tahdidî olarak sayılmış olup, belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davalarına ilişkin olarak idare mahkemelerince verilen kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, bölge idare mahkemelerince verilen kararların temyize tabî olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, 667 sayılı KHK'nin 4/1-f. maddesi uyarınca tesis edilen sözleşme feshi üzerine davacının asli kadrosu olan (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nde) memur kadrosunda kamu görevine döneceği kurala bağlanmış olup, davanın konusunun belli bir meslekten veya kamu görevinden çıkarılma işlemine karşı açılan bir dava niteliğinde bulunmadığı anlaşıldığından, Bölge İdare Mahkemesi'nce istinaf başvurusu üzerine verilen kararın kesin olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, istinaf incelemesi üzerine kesinleşen kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulması hukuken mümkün olmadığından, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına yönelik temyiz isteminin incelenemeyeceği açık olup, davalı idarenin temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle usul yönünden çoğunluk kararına katılmıyorum.