Hukuk Genel Kurulu 2012/14-1516 E. , 2013/509 K. "" MAHKEMESİ : Güdül(Kapatılan) Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 28/06/2012 Taraflar arasındaki "geçit hakkı kurulması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Güdül Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 22/12/2011 gün ve 2011/27 E., 2011/300 K. sayılı kararın incelenmesi davalı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 14.Hukuk Dairesi'nin 16/04/2012 gün ve 2012/4590 E., 2012/5566 K. sayılı ilamıyla bozularak…
**Hukuk Genel Kurulu 2012/14-1516 E. , 2013/509 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Güdül(Kapatılan) Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 28/06/2012 Taraflar arasındaki "geçit hakkı kurulması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Güdül Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 22/12/2011 gün ve 2011/27 E., 2011/300 K. sayılı kararın incelenmesi davalı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 14.Hukuk Dairesi'nin 16/04/2012 gün ve 2012/4590 E., 2012/5566 K. sayılı ilamıyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ EDEN : Davacı vekili ve davalı A F. O. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. HMK’nun 294. maddesinin 3 fıkrasında ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca, bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden ona atıf suretiyle hüküm tesisinin yukarıda açıklanan kurallara uygun düşmeyeceği de aşikardır. Nitekim Yargıtay'ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulu'nun 19.6.1991 gün 323-391 sayılı; 10.09.1991 gün 281-415 sayılı; 25.9.1991 gün 355-440 sayılı; 05.12.2007 gün 981-936 sayılı; 23.01.2008 gün 29-4 sayılı; 05.10.2011 gün 607-604 kararları). Somut olaya gelince; mahkemece aslolan kısa kararda yukarıda açıklanan mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmamış sadece "önceki kararda direnilmesine " denilerek önceki karara atıf yapılmakla yetinilmiştir. Somut olaya gelince; mahkemece aslolan kısa kararda yukarıda açıklanan mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmamış sadece "önceki kararda direnilmesine davanın kabulüne/kısmen kabulüne kısmen reddine" şeklinde kısa karar oluşturulmakla yetinilmiştir. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır. Şu durumda mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmasıdır. Mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kısa kararı usul ve yasaya uygun değildir.