1. Hukuk Dairesi 2012/2702 E. , 2012/5751 K. "" MAHKEMESİ : KAYSERİ 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/12/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, dava konusu 191 sayılı parseldeki 6 nolu bağımsız bölümün muris H.A.'a ait iken dava dışı N.'e devredildiğini, bu kişinin de taşınmazı murisin torunu olan davalıya aktardığını, yapılan işlemlerin bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, miras payı oranında tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı, s…
**1. Hukuk Dairesi 2012/2702 E. , 2012/5751 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KAYSERİ 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/12/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, dava konusu 191 sayılı parseldeki 6 nolu bağımsız bölümün muris H.A.'a ait iken dava dışı N.'e devredildiğini, bu kişinin de taşınmazı murisin torunu olan davalıya aktardığını, yapılan işlemlerin bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, miras payı oranında tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı, satışın muvazaalı ve bedelsiz olmadığını, ayrıca mirasçılardan birinin taşınmazın tümünün veya bir payının kendi adına tescilini talep edemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, el birliği mülkiyetinde mirasçıların taşınmazın belli bir payının adına tescilini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, terekenin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu ve pay oranında istekte bulunulamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında vurgulandığı gibi, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de T. Medeni Kanunu'nun 706, Borçlar Kanunu'nun 213 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.