Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1088 E. , 2024/3147 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1088 Karar No : 2024/3147 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ankara İli, Sincan İlçesi, ... ve ... Mahalleleri mevkiinde …
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1088 E. , 2024/3147 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1088 Karar No : 2024/3147 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ankara İli, Sincan İlçesi, ... ve ... Mahalleleri mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan "Andezit Mermer Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunun dosyada bulunan bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmesinden; 4342 sayılı Mera Kanununun "Tahsis Amacının Değiştirilmesi" başlıklı 14. maddesi uyarınca, tahsis amacı değiştirilmedikçe meraların, mera dışında başkaca bir amaçla kullanılmasına hukuken imkan bulunmadığı ve Ankara Valiliği İl Mera Komisyonunun... tarihli ve ... sayılı kararı ile projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı taşınmazın tahsis amacı değişikliği talebinin uygun olmadığına karar verilmiş olduğu dikkate alındığında, projenin bir kısmını oluşturan mera alanı için gerekli izinler tamamlanmaksızın, izin verilmeyen bir alanda gerçekleştirilmek istenen projeye ilişkin olarak ÇED Olumlu kararı verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda projeye ilişkin hiç bir olumsuz tespite yer verilmediği, projenin çevreye olumsuz bir etkisinin olmayacağı kanaatine yer verildiği, Mahkemece söz konusu tespitlerden ayrılmayı haklı kılacak bir değerlendirmeye yer verilmeksizin dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, maden işletme izni düzenlenmeden önce alınması gereken belgelerin başında ÇED kararının bulunduğu, ÇED kararı kesinleşmedikçe mülkiyet izni aşamasına geçilemediği, dava konusu ÇED sürecinde Ankara Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından 06/12/2019, 14/10/2021 ve 05/09/2022 tarihli yazılarla 3 defa görüş bildirildiği, söz konusu görüşlerin hiç birisinde Mahkemece iptal kararına gerekçe yapılan Ankara Valiliği İl Mera Komisyonunun ...tarih ve ...sayılı kararından bahsedilmediği, dava konusu ÇED olumlu kararının 04/04/2023 tarihinde verildği, ÇED sürecinin başında yaklaşık 24 ha olarak belirlenen proje alanının, süreç içerisinde su kaynakları koruma alanları baz alınarak 10.20 ha olarak belirlendiği, dolayısıyla ÇED süreci tamamlanmadan ve nihai ÇED alanı belirlenmeden verilen 23/09/2020 tarihli Mera Komisyonu kararının Mahkeme iptal kararına gerekçe yapılmasının hukuka uygun olmadığı, ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından projeye ilişkin olarak olumlu görüş bildirildiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Ankara İli, Sincan İlçesi, ... ve ... Mahalleleri mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan "Andezit Mermer Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen...tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmişitir. 4342 sayılı Mera Kanununun 3. maddesinde; Mera; ''Hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yer'' olarak, Tahsis: "Çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek, münferiden ya da müştereken yararlanılmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılması" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 5. maddesinde; ''Komisyonca tespit edilecek ihtiyaca göre aşağıda belirtilen yerler mera, yaylak ve kışlak olarak, köylere veya belediyelere tahsis edilir: a) Kadimden beri mera, yaylak ve kışlak olarak kullanılan yerler ile aynı amaçla kullanılmak üzere köy veya belediyelere tahsis ya da terk edilen yerler, b) Devletin hüküm ve tasarrufunda veya Hazinenin mülkiyetinde bulunan arazilerden etüt sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanılabileceği anlaşılan yerler, c) Mera, yaylak ve kışlak olarak kullanılmak amacıyla kamulaştırılacak yerler, d) Tapu kayıtlarında mera, yaylak ve kışlak olarak görülen ve halen işgal edilen yerler.'', 14. maddesinde; ''Tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan bu Kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamaz. Ancak, bu Kanuna veya daha önceki kanunlara göre mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri bu amaçla kullanılan arazilerden; "a) Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının talebi üzerine, 3213 sayılı Maden Kanunu ve 6326 sayılı Petrol Kanunu ile 3/6/2007 tarihli ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu hükümlerine göre, arama faaliyetleri sonunda rezervi belirlenen maden ve petrol faaliyeti ile jeotermal kaynak ve doğal mineralli sular için zaruri olan, ... yerlerin, ilgili müdürlüğün talebi, komisyonun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine, valilikçe tahsis amacı değiştirilebilir ve söz konusu yerlerin tescilleri Hazine adına, vakıf meralarının tescilleri ise vakıf adına yaptırılır." hükmüne yer verilmiştir. 21/06/2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin Çevresel etki değerlendirmesi raporu sunulması başlıklı 41. maddesinde ise; "Tahsis amacının değiştirilmesi işlemlerine, çevresel etki değerlendirmesi süreci sonucu beklenmeden başlanır. Ancak tahsis amacı değiştirilecek alanların Hazine adına tescili için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının ilgili kamu kuruluşuna sunulması zorunludur." kuralı yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Yukarıda yer verilen hükümler uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır. Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta; Mahkemece, yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, Alagöz ve Hisarlıkaya Mahalleleri sınırları içerisinde, 52.115 ton/yıl kapasiteli olarak 10,2 ha alanda andezit ocağı ve kırma eleme tesisinin kurulacağı alana ilişkin yer altı ve yer üstünde bulunan su kaynaklarına, tarımsal üretime ve diğer çevresel unsurlara (proje kapsamında belirlenen sınırlamalara ve tedbirler uyularak) olumsuz etkilerinin bulunmayacağı değerlendirilerek "ÇED Olumlu kararının" alındığı, bilirkişi raporu ile de söz konusu "ÇED Olumlu" kararının teknik yönden uygun olduğunun ortaya konulduğu belirtildikten sonra, projenin uygulanacağı alanın belirli bir kısmının mer'a nitelikli kamuya ait yerlerden olduğu, Sincan İlçesi, Alagöz Mahallesi, 646 ada, 38 parsel sayılı mer'a nitelikli taşınmazın, 27.529,00 m²'sinin ocak alanı, 1.146,50 m²'lik kısmının ise yol alanı olmak üzere toplam 28.405,00 m²'lik kısmının proje kapsamında kullanılabilmesi için tahsis amacı değişikliğine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce iletilen talebin, Ankara Valiliği İl Mera Komisyonu'nun 23/09/2020 tarihli ve 2020/12 sayılı kararı ile "Uygun olmadığına" karar verildiği, bu karara rağmen davaya konu projede değişiklik yapılmadığı, proje kapsamındaki söz konusu alanın proje uygulama alanı kapsamından çıkarılmaksızın işlemlerin devam ettirilerek ÇED Olumlu kararı verildiği, 4342 sayılı Kanunun 14.maddesi uyarınca, tahsis amacı değiştirilmedikçe meraların, mer'a dışında başkaca bir amaçla kullanılmasına hukuken imkan bulunmadığı ve Ankara Valiliği İl Mera Komisyonu'nun 23/09/2020 tarihli ve 2020/12 sayılı kararı ile tahsis amacı değişikliği talebinin uygun olmadığına karar verilmiş olduğu dikkate alındığında, projenin bir kısmını oluşturan mer'a alanı için gerekli izinler tamamlanmaksızın, bir diğer ifadeyle, projenin uygulamasına izin verilmeyen bir alanda gerçekleştirilmek istenen projeye ilişkin olarak ÇED Olumlu kararı verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan, Mera Kanununda gösterilenden başka şekilde yararlanılamayacağı ancak belli şartlar dahilinde tahsis amacı değiştirilerek mera dışında kullanılmasına izin verilebileceği düzenlenmiş olmakla birlikte, gerek 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesi, gerekse ÇED Yönetmeliğinin 6. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, ÇED Olumlu/Gerekli Değildir kararı alınmadan mera alanında madencilik yapılabilmesi amacıyla gerekli iznin alınmasına yönelik başvuru mümkün ise de, ÇED Olumlu ve ÇED Gerekli Değildir kararı alınmadıkça projeyle ilgili gerekli olan izinlerin verilemeyeceği anlaşılmaktadır. Mahkemece, Ankara İli, Sincan İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı mer'a nitelikli taşınmazın mera vasfının değiştirilmesi talebinin Ankara Valiliği İl Mera Komisyonu'nun ... tarihli ve ... sayılı kararı ile "Uygun olmadığına" karar verildiği belirtilerek projenin bir kısmını oluşturan mer'a alanı için gerekli izinler tamamlanmaksızın verildiğinden bahisle dava konusu ÇED Olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; yukarıda yer verilen mevzuat gereği, ÇED Olumlu kararı alınmadıkça mera alanının bu amaç dışında kullanılabilmesi için gerekli iznin verilmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında, söz konusu hususun iptal gerekçesi olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır. Dolayısıyla, İdare Mahkemesinin, proje alanının mera vasfında değişiklik yapılmadığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı yolundaki gerekçesinde hukuki isabet bulunmamıştır. Diğer taraftan, Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda; madencilik faaliyetlerinin çevreye olumsuz etkilerinin olmayacağı, olabilecek olumsuzlukların da alınacak önlemlerle bertaraf edilebileceği, yapılan araştırmalar, ölçüm ve değerlendirmeler ile elde mevcut jeolojik ve hidrojeolojik verilere göre S:... sicil nolu andezit mermer ocağı ve kırma eleme tesisinde son olarak düzenlenen ocak alanlarının emniyetli işletme kotlarının uygun olduğu, işletme çalışmalarının bölgedeki yeraltı suyunu olumsuz etkilemeyeceği, hali hazırda onaylanan Nihai ÇED Raporuda işletme faaliyete geçtiğinde oluşacak çevresel etkilerin (toz emisyonu, atık, su ve atık su, gürültü) neler olduğunun ele alındığı, bu etkilerin ortadan kaldırılması ve/veya en az düzeye indirilmesi ile ilgili mevzuat sınır değerlerini sağlaması için gerekli koşulların tespit edilerek taahhüt altına alındığı, Nihai ÇED Raporunda belirtilen beyan ve taahhütlerin yerine getirilmesi halinde 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ilgili yönetmelikler kapsamında olumsuzluk olamayacağı, Alagöz ve Hisarlıkaya Mahalleleri sınırları içinde yer alan, Andezit Mermer Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi mer’a alanındaki kaba yem açığını kapatmasının olumlu olarak değerlendirilmediği, teknik ekip tarafından da zayıf mer’a sınıfında olduğu belirtilen parselin ÇED raporunda belirtilen teknik hususlara riayet edildiği takdirde olumsuz bir durumun olmayacağı tespit ve kanaatine yer verildiği görülmektedir. Bu durumda, oluşabilecek çevresel etkilerin giderilmesi ya da en aza indirilebilmesi için ÇED Raporunda taahhüt edilen önlemlerin yeterli olduğu bilirkişi raporu ile ortaya konulan proje için düzenlenen dava konusu ÇED Olumlu kararında hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE, 3. Davacılar tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına, 4. Davalı idare tarafından yapılan...-TL yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Kullanılmayan ...-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, 6. Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 7. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 16/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.