Başvuru, görevden uzaklaştırma tedbirinin iki ay süreyle uzatılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava süresince görev yapması engellendiği için seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, görevden uzaklaştırma tedbirinin iki ay süreyle uzatılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava süresince görev yapması engellendiği için seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 21/8/2019 ve 28/8/2019 tarihlerinde yapılmıştır. Ekli tabloda sıralanan başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyonlara sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle ekli tablonun (B) sütununda numaraları belirtilen başvuru dosyalarının aynı tablonun (1) numaralı satırında yer alan 2019/30514 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürüttüğü sırada göreviyle ilgili olarak üzerine atılı iddialar nedeniyle hakkında devam eden davaların ve soruşturmaların bulunduğu gerekçesiyle İçişleri Bakanlığının 28/3/2010 tarihli işlemi ile görevden uzaklaştırılmıştır. Söz konusu uzaklaştırma kararı müteaddit defalar iki ay süreyle uzatılmıştır. Başvurucu tarafından, görevinden uzaklaştırılmasına dair işlemin iki ay süreyle uzatılmasına ilişkin 28/11/2010, 25/1/2011, 19/7/2011 ve 16/7/2012 tarihli İçişleri Bakanlığı işlemlerinin iptali istemiyle ayrı ayrı Adana İdare Mahkemesinde ve Adana İdare Mahkemesinde (Mahkemeler) davalar açılmıştır. Mahkemelerin 14/4/2011, 27/5/2011, 30/3/2012 ve 25/3/2013 tarihli kararları ile davaların reddine hükmedilmiştir. Kararların gerekçesinde özetle; belediye başkanlarının görevleri ile ilgili olarak suç işlediklerine ilişkin iddiaların önemi, ciddiyeti ve ağırlığı ile soruşturma ve kovuşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülüp sonuçlandırılabilmesi için görevde kalmalarının sakıncalı olması durumunda ilgililerin geçici bir önlem olarak kesin hükme kadar görevden uzaklaştırılabileceği, devamında kamu yararı bulunması hâlinde de söz konusu uzaklaştırmanın uzatılabileceğinin kuşkusuz olduğu vurgulanmıştır. Buna göre başvurucunun yargılanmasına ve soruşturulmasına konu isnatların niteliği ve içeriği gözönünde bulundurulduğunda inceleme ve soruşturmaların sağlıklı bir şekilde yürütülerek sonuçlandırılabilmesi amacıyla tesis edilen işlemlerde kamu yararına, ve hizmet gereklerine hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucunun temyiz yoluna müracaatı üzerine Danıştay Sekizinci Dairesinin (Daire) 4/7/2014 tarihli ve benzer gerekçeli kararlarıyla temyiz isteminin kabulüne ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Temyiz merci kararının gerekçesinde; başvurucu hakkında Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen soruşturma hakkında takipsizlik kararı verildiği, hâlen yargılaması süren bir kısım ceza davası dosyasının çok sanıklı ve teknik bir incelemeyi gerektirir nitelikte olması nedeniyle ilgilinin görev süresinin sonuna kadar sürme ihtimalinin yüksek olduğu, yargılandığı bazı suçlardan dolayı aldığı cezaların mahiyet ve niteliğinin belediye başkanlığından düşürmeyi gerektirir nitelikte olmadığı ve bu cezaların da temyiz sürecinden geçerek kesinleşmediği, bir kısım davanın da beraatle sonuçlandığı, soruşturma ve davaların geldiği safahat gözönüne alındığında delilleri karartma durumunun ortadan kalktığı belirtilmiştir. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın maddesi hükmüne göre geçici tedbir niteliğinde başvurulması gereken görevden uzaklaştırma uygulamasının süreklilik arz edecek tarzda kalıcı hâle dönüştürülmesi nedeniyle ilgilinin kadrosundan alınarak belediye başkanlığı görevine fiilen son verme sonucunu doğurduğu ve idareye tanınan takdir yetkisinin mevzuatta belirtilen amacına uygun olarak kullanılmadığı kanaatine varıldığı vurgulanmıştır. Bu durumda, başvurucu hakkındaki yargılama ve soruşturmaların geldiği safahatın, delillerin toplanma durumunun, ilgilinin aldığı cezaların mahiyetinin ve niteliğinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde başvurucunun görevinden sürekli olarak uzaklaştırılması sonucunu doğuracak biçimde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ifade edilmiştir. Davalı idarenin karar düzeltme istemleri, Dairenin 29/12/2014 ve 9/2/2015 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir. Mahkemelerce bozma kararına uyularak 12/3/2015, 13/3/2015, 19/3/2015 ve 4/6/2015 tarihlerinde aynı gerekçelerle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Davalı idarenin temyiz istemleri, Dairenin 26/12/2017 tarihli kararları ile reddedilerek Mahkemelerin kararları onanmış; kararın düzeltilmesi istemleri de Dairenin 21/6/2019 tarihli kararları ile reddedilmiştir. Nihai kararlar 26/7/2019, 29/7/2019 ve 5/8/2019 tarihlerinde tebliğ edilmiş; başvurucu 21/8/2019 ve 28/8/2019 tarihlerinde bireysel başvurularda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Görevden uzaklaştırma" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Görevleriyle ilgili bir suç nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma açılan belediye organları veya bu organların üyeleri, kesin hükme kadar İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılabilir.Görevden uzaklaştırma kararı iki ayda bir gözden geçirilir. Devamında kamu yararı bulunmayan görevden uzaklaştırma kararı kaldırılır.Görevden uzaklaştırılanlar hakkında; kovuşturma açılmaması, kamu davasının düşmesi veya beraat kararı verilmesi, davanın genel af ile ortadan kaldırılması veya görevden düşürülmeyi gerektirmeyen bir suçla mahkûm olunması durumunda görevden uzaklaştırma kararı kaldırılır..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) Türkiye'nin taraf olduğu ek 1 No.lu Protokolün maddesi şöyledir:"Yüksek Sözleşmesi Taraflar, yasama organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak şartlar içinde, makul aralıklarla, gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt ederler." AİHM içtihatlarına göre anılan maddede geçen “yasama” ifadesi mutlak anlamda ulusal parlamento anlamına gelmemekte, söz konusu ifadenin devletlerin anayasal yapısı ışığında yorumlanması gerekmekte, federal devletlerde federe devletlerin parlamentoları da bu madde anlamında “yasama” organı olarak kabul edilmektedir (Mathieu-Mohin ve Clerfayt/Belçika, B. No: 9267/81, 2/3/1987; Matthews/Birleşik Krallık, B. No: 24833/94, 18/2/1999, § 40). Bunun yanı sıra AİHM, kapsam ve güç bakımından yeterli yasama yetkisine sahip olmayan yerel yönetim seçimlerini “yasama organı” seçimi kapsamında görmemektedir (X/Birleşik Krallık, B. No: 7215/75, 5/11/1981; Clerfayt, Legros/Belçika, B. No: 10650/83, 17/5/1985; Booth-Clibborn/Birleşik Krallık, B. No: 11391/85, 5/7/1985; Malarde/Fransa, B.No: 46813/99, 5/9/ 2000; Molka/Polonya, B. No: 56550/00, 11/4/2006).