4. Hukuk Dairesi 2023/7179 E. , 2023/11759 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/5389 D.İş, 2017/5389 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü/Davacı itirazının reddi, davalı itirazının kabulü Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazının reddine, davalı vekilinin itirazının kabulüne karar ver
**4. Hukuk Dairesi 2023/7179 E. , 2023/11759 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/5389 D.İş, 2017/5389 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü/Davacı itirazının reddi, davalı itirazının kabulü Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazının reddine, davalı vekilinin itirazının kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, 12.11.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını belirterek şimdilik kaydı ile 6.100,00 TL tazminat talep etmiş, yargılama sırasında talebini 12.885,00 TL geçici iş göremezlik, 15.789,00 TL bakıcı gideri ve 14.030,00 TL (ek) sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 42.704,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilince hasar dosyası açılarak davacıya 20.01.2017 tarihinde 160.679,01 TL ödendiğini, başvurunun haksız olduğunu, kazanın 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartlara tabi olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı sigortalısı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu, dosyada bulunan maluliyet raporuna göre davacının %37.2 oranında malul kaldığı ve 9 aylık geçici iş göremezlik süresi bulunduğu ve bu süre zarfında bakıma muhtaç bulunduğunun belirtildiği, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamaya göre ve davalının ödemesinin güncellenen değerinin düşülmesi sonrasında davacının ek sürekli sakatlık tazminatı oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 12.885,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 15.789,00 TL geçici bakıcı gideri toplamı olan 28.674,00 TL'nin 14.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince itiraz edilmiştir. B. İtiraz sebepleri 1.Davacı vekili itiraz dilekçesinde,TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 faiz oranına göre hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, PMF Yaşam Tablosunun kullanılması gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itiraz etmiştir. 2.Davalı vekili itiraz dilekçesinde, kazanın yeni Genel Şartlara tabi olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi masraflarından sorumlu olmadıklarını belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itiraz etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının bakiye sürekli iş göremezlik zararının bulunmadığının bilirkişi raporu ile saptandığı, kazanın 22.11.2016 tarihinde meydana geldiği, olaya 01.06.2015 tarihli Genel Şartların uygulanması gerektiği, bu nedenle geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri ve tedavi masrafları yönünden de davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine, davalı vekilinin itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, yeni Genel Şartların ilgili kanunlara aykırı hükümlerinin 01.06.2015 tarihinden sonra ancak 26.04.2016 tarihinden önce akdedilmiş sözleşmelere de uygulanmaması gerektiğini, mevcut dosya ile ilgili olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) konuyla ilgili hükümleri ve Yargıtay kararları dikkate alınarak değerlenme yapılması gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz dikkate alınarak hesaplama yapılmasının yasa ve Yargıtay kriterlerine uygun olmadığını, sigorta şirketinin geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri talebine ilişkin itirazının yerinde olmadığını, poliçe tanzim tarihinin yasanın yürürlüğünden önce olduğu nazara alındığında yeni Genel Şartların somut uyuşmazlığa uygulanmaması gerektiğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 85, 89, 90, 91 ve 111 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Trafik kazasında bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak işgücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Bu itibarla; tazminat hesaplamasında, TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılmasında bir isabetsizlik görülmemiş olmakla birlikte, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde PMF 1931 Tablosunun kullanılması gerektiğine ilişkin itiraz ve kabulü nedeniyle, tazminat hesabında PMF 1931 Tablosunun (TRH 2010 Tablosundan daha kısa ömür süresi belirlediği halde davacı kabulü gereği) kullanılması gerekli görülmüştür. Somut olayda; davacının hak kazanabileceği işgücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan 09.05.2017 tarihli aktüer raporunda; TRH 2010 Yaşam Tablosuna ve %1,8 teknik faiz uygulanarak tazminat hesabı yapıldığı, bu hesaba göre davacının sürekli iş göremezlik zararı bulunmadığının saptandığı ve hakem heyetince sürekli iş göremezlik zararı bulunmadığı gerekçesi ile işbu talebin reddine karar verildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Tazminat hesaplaması yeni ZMSSGŞ ve ekindeki cetvellere göre hesaplama yapılmış ise de, Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nın 90 ıncı maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak yapılması gereklidir ki, karara esas alınan rapor bu yönüyle de yeterli bir rapor değildir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacı için, TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve % 1,8 teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması; bilinmeyen/ işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması gereklidir. Davacı talebinin PMF 1931 Yaşam Tablosunun esas alınması yönünde olduğu da gözetilerek; TRH 2010 Yaşam Tablosu ve bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması ile yapılan hesap sonucunda davacının sürekli iş göremezlik zararı olduğu belirlenecek olur ise ve bu hesabın PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant esas alınarak yapılan hesabı aşması halinde, davacının talebi de aşılmamak kaydı ile PMF 1931 Tablosu ve progresif rant esasına göre karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2. Davaya konu olay 12.11.2016 tarihinde meydana gelmiş, davalı tarafından karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi 03.01.2016 tarihinde düzenlenmiş, başvuru 15.03.2017 tarihinde yapılmıştır. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK'nın 90 ıncı maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 Esas 202/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90 ıncı maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92 nci maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ile, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamındaki tazminatların Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme ve sigorta teminatı dışında kalan hallerin poliçe genel şartları ile düzenleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının henüz kesinleşmemiş dosyalara etkisi yönünden yapılan değerlendirmede; Anayasanın 152 nci maddesinde “Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır. Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır. Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesi'nin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır. Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.” düzenlemesi yapılmıştır. Madde metninden de anlaşılacağı gibi somut norm denetimi amacıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yapılan hallerde mahkemenin, Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı ve Anayasa Mahkemesi'nin kararı esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin buna uymak zorunda olduğu düzenlenmiştir. Anayasa’nın 153/5-6 ncı maddesinde “…İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Danıştay ve Yargıtay tarafından kabul edilen uygulamaya göre iptal kararının bağlayıcılığı ve ne zaman hukuki sonuç doğuracağı sorununa ilişkin olarak T.C. Anayasası’nın 153/6 ncı maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde, görülmekte olan davaların, Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. (Danıştay 4. Dairesi'nin 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı). Bu konudaki Anayasa Mahkemesi'nin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında; “Anayasanın 152 nci maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Aynı durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da; “Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 Karar sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 Esas, 2012/232 Karar sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 Esas 2010/54 Karar sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90 ıncı maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92 nci maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı gereğince, uyuşmazlığa konu geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderine ilişkin bulunan tazminat talebinin davalı ... şirketinin sorumluluğu kapsamında kaldığı gözetilerek bir karar verilmek üzere İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünün (1) ve (2) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 02.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.