7. Hukuk Dairesi 2013/4099 E. , 2013/4796 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle davacının davalı şirketin yurtdışı işyerine çalıştırılmak üzere gönderildiğinin, yurtdışı işyerinde de da
**7. Hukuk Dairesi 2013/4099 E. , 2013/4796 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle davacının davalı şirketin yurtdışı işyerine çalıştırılmak üzere gönderildiğinin, yurtdışı işyerinde de davalının organik bağ içinde olduğu ve o yer mevzuatına göre kurulmuş şirket tarafından çalıştırıldığının anlaşılmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalının yurt dışı şantiyelerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilerek Türkiye’ye gönderildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, dava dilekçesine cevap vermemiş, daha sonra dosyaya sunduğu dilekçesi ile davacıya kıdem ve ihbar tazminatının dava dışı şirket tarafından ödenerek çalışma döneminin tasfiye edildiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava dışı Gama Al Moushegah Arabia Ltd. Şirketinin, davalı şirketin Suudi Arabistan’da iş yapabilmesi için Suudi Arabistan yasalarına göre kurulmuş bir şirket olduğu, aralarında işveren-işveren vekili ilişkisi bulunmadığı, ancak dosya içerisindeki sözleşmesine göre iş ilişkisinden kaynaklanan ihtilaflarda işveren ve işveren vekilinin birlikte sorumlu olduğu, davalının husumet ve yetki itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. ./... 2013/4099-4796 S.2 Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. İşçi ve işveren arasında işverenin borçlarının sona erdirilmesine yönelik olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihi öncesinde yapılan ibra sözleşmeleri yönünden geçersizlik sorunu aşağıdaki ilkeler dahilinde değerlendirilmelidir: Dairemizin yerleşmiş içtihatları çerçevesinde, iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkün olup, Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yöndedir. İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez. İbranamenin geçerli olup olmadığı 01.07.2012 tarihine kadar yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri yönünden de değerlendirilmelidir. İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde, ibra iradesinden söz edilemez. Öte yandan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 21 nci maddesinde sözü edilen aşırı yararlanma (gabin) ölçütünün de ibra sözleşmelerinin geçerliliği noktasında değerlendirilmesi gerekir. İbranamedeki irade fesadı hallerinin, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 31 nci maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerekir. Ancak, işe girerken alınan matbu nitelikteki ibranameler bakımından iş ilişkisinin devam ettiği süre içinde bir yıllık süre işlemez. İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir. Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş ./... 2013/4099-4796 S.3 olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz. Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır. Yine, işçinin ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir. İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir. Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. İbraname savunması, hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Somut olayda; davacı iş sözleşmesinin işveren tarafından Türkiye’ye gönderilerek feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 12.07.2012 havale tarihli dilekçesi ile dava dışı Gama Industry Arabıa Ltd. şirketi tarafından davacıya ödeme yapıldığını ve ibraname alındığını beyanla dosyaya yabancı dilde düzenlenen ve miktar içeren bir kısım belgeler sunmuştur. Davacı vekili 13.08.2012 havale tarihli dilekçesi ile yabancı dilde düzenlenen belgelerin işçiler için bağlayıcı olmadığını, belgelerden davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödendiğinin açık ve kesin olarak anlaşılamaması nedeniyle geçerli kabul edilemeyeceğini, davacı işçinin yabancı dilde düzenlenen bir belgeyi anlayamayacağını, kayıtların Türkçe tutulması gerektiğini, Türkçe olarak düzenlenen ve miktar içermeyen ibranamelerin ise matbu olarak düzenlendiğini ve geçerli olmadığını beyan etmiştir. ./... 2013/4099-4796 S.4 Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; ibraname olduğu beyan edilen bir kısım yabancı dilde düzenlenen belgelerin tercümeleri bulunmadığından dikkate alınamadığı, diğer ibranamelerin ise dava dışı şirket tarafından verildiği, davalının ödemeyi usulüne uygun olarak ödeme belgeleri ile ispat edemediği gerekçesiyle ibranamelerin dikkate alınmadığı belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından 09.08.2012 tarihli dilekçesi ekinde ödeme belgelerinin tercümelerinin dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafından, dava dışı şirket tarafından ödeme yapıldığı belirtilerek yabancı dilde düzenlenen bir kısım belgeler sunulmuş ise de, düzenlenme anında yabancı dilde hazırlandığı anlaşılan ve davacı vekilinin işçinin içeriğini anlayamayacağı belgenin işçi açısından bağlayıcı olamayacağı savunması karşısında davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının varsa davacının banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olmuştur. 3-Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar. ./... 2013/4099-4796 S.5 4857 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında, işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin de aynı gerekçeyle izin hesabı yönünden birleştirilmesi zorunludur. Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün değildir. Önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri, aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde, önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz. Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenmelidir. Yıllık izin, özde bir dinlenme hakkı olup, aralıklı çalışmalarda önceki dönem zamanaşımına uğramaz. Somut olayda; davacı yıllık izin ücreti talebinde bulunmuştur. Davalı, davacıya yıllık izinlerinin kullandırıldığını, kullandırılmayan yıllık izin ücretlerinin ödendiğini, davacının Türkiye’de geçirdiği sürelerin izinde geçirilmiş sayılması gerektiğini savunarak dosyaya davacının imzasının bulunduğu bir kısım izin dilekçeleri sunmuştur. Davalı tarafından dosyaya sunulan izin talep dilekçelerinde izinde geçirilecek sürelerin belirtildiği, belgelerde amir onayı bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf izin dilekçeleri hakkında beyanda bulunmamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu dilekçeler değerlendirilmemiştir. Mahkeme gerekçesinde yıllık izin talebi ile ilgili açıklama bulunmamaktadır. Davalının delil listesinde yemin deliline başvurduğu anlaşılmaktadır. Yapılacak iş; Davacıyı isticvap ederek izin dilekçeleri hakkında beyanını almak, davacının yurda giriş çıkış kayıtlarını getirtilerek izin belgeleri ile uyumlu olup olmadığının tespiti ile davalı tarafça davacıya izin ücreti ödendiği hususunda varsa belgesini ibraz etmesi için süre verilmesi, gerekirse davalı tarafa yemin deliline dayanma hakkı bulunduğunun hatırlatılması ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir. ./... 2013/4099-4796 S.6 Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 28.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.