T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/368 - 2026/294 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/368 KARAR NO : 2026/294 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/12/2024 NUMARASI : 2023/687 Esas 2024/737 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 26/02/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 27/02/2026 Mahalli mahkemesince verilen kar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/368 - 2026/294 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/368 KARAR NO : 2026/294 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/12/2024 NUMARASI : 2023/687 Esas 2024/737 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 26/02/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 27/02/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından süresi içinde adli yardım talepli olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla davalı ...’ün adli yardım talebinin kabulüne karar verilmek suretiyle yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde; 13/04/2022 tarihinde saat 14:37 sıralarında, davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ile davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçların karıştığı trafik kazasında, ... plakalı aracın içerisinde bulunan davacılar ... ve ...'nın kızı ...'nın vefat ettiğini, ölümlü trafik kazasıyla ilgili soruşturma sürecinin Ankara Polatlı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/1981 sayılı dosyasında halen devam ettiğini, soruşturma dosyasında alınan 27/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda, davalı ...'ün asli kusurlu olduğu (%75), diğer davalı ...'ın ise tali kusurlu olduğunun (%25) tespit edildiğini, kazaya karışan, davalı ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın, kaza tarihi itibariyle davalı ... Sigorta A.Ş. bünyesinde 271691000421 nolu poliçe ile kasko sigortasının mevcut olduğunu, davacıların kızı ...'nın vefatı üzerine, davacıların uğradığı manevi zararlarının tazmininden ... ve ... ile kasko sigorta şirketinin sorumlu olduklarını belirterek, davanın kabulü ile, trafik kazasında kızları vefat eden davacı ... için 400.000,00-TL ve ... için 350.000,00 TL olmak üzere toplam 750.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığından, davanın usulden reddi gerektiğini, dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın, müvekkili şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi kapsamında ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile teminat altına alındığını, müvekkili şirketin poliçe kapsamındaki sorumluluğunun, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve ihtiyari mali sorumluluk sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirket tarafından düzenlenen poliçede, manevi tazminat taleplerinin, bedeni ve maddi ayrımı yapılmaksızın yıllık azami 150.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla teminat kapsamına dahil edildiğini, ancak bu tutarın her halükarda, kişi başı bedeni zarar tutarının %50'sini aşamayacağının poliçede belirtildiğini, mahkemece manevi tazminata hükmedilmesi halinde müteveffanın zararın meydana gelmesinde veya artmasındaki müterafik kusur durumunun, emniyet kemeri gibi koruyucu tertibat kullanmış olup olmadığının ve tarafların sosyal ekonomik durumunun göz önüne alınmasını talep ettiklerini belirterek, müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazanın gerçekleştiği an, davalının kırmızı ışıkta geçme kastı ve iradesinin bulunmadığını, müvekkilinin sola dönüşe geçtiği esnada kendisine yeşil ışık yandığını gördüğünü, akabinde arkadaki aracın korna çalması ve araçtakilerin "geç geç" söylemleri üzerine, o an sola dönüşün kırmızıya döndüğünü fark edemeden dönüşe geçtiğini, diğer davalı kullanımındaki tırın şehir için hız limitinin üzerinde seyir alması nedeniyle tırın, müvekkilinin kullandığı araca çarptığını, kusur durumu değerlendirilirken bu durumun göz önüne alınmasını, talep edilen manevi tazminatın, 20 yaşında ve mesleği olmayan müvekkili yönünden fahiş olduğunu, müteveffa ile ilgili davalı yönünden hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, müteveffanın isteği ile eve bırakılması için davalı tarafından araca alındığını ve hatır taşımasının gerçekleştiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 13/04/2022 tarihinde meydana gelen kazada davacılar yakını müteveffa ...’nın yolcu olarak bulunduğu ... plakalı otomobilin davalı sürücüsü ...’ün %75 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı çekici sürücüsü davalı ...’ın ise olayda %25 oranında kusurlu olduğu, yargılama sırasında davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limiti tutarında davacılara 150.000TL ödeme yaptığı, davacılar ile davalı sigorta şirketi arasında düzenlenen 25/04/2024 tarihli "ibraname, feragatname ve makbuz" başlıklı belgenin incelenmesinde, "Sigortalı araç işleteni/maliki ve sürücüsünün mezkûr olay ve/veya poliçeden doğan tazmin sorumluluğu, sigorta şirketince ödeme yapılmış olmasına binaen, sadece iş bu ödeme miktarı nispetinde sona ermiş olmakla, mahkemece yargılama sonunda hükmolunacak manevi tazminat miktarından davalı sigorta şirketince yapılan manevi tazminat ödemesi ile ilgili iş bu zarardan sorumlu ... şirket sigortalısını, fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutarak sadece ödenen kısmi miktar yönünden ibra ettiğimizi" beyanının yer aldığı, buna göre; davacıların fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, ödenen tutar oranında davalı sigorta şirketini kısmi ibra ettikleri, somut olayda, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi uygulanamayacağından, sigorta şirketi dışında kalan diğer davalılar yönünden davacıların manevi tazminat taleplerinin değerlendirildiği, davalı sigorta şirketi yönünden, davacı ile aralarında düzenlenen 25/04/2024 tarihli "ibraname, feragatname ve makbuz" başlıklı protokol kapsamında, tarafların 150.000 TL asıl alacak ve iş bu asıl alacağa bağlı yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden karşılıklı mutabakat ile sulh oldukları ve sigorta şirketinin yargılama giderleri, vekalet ücreti dahil 189.328,08 TL ödeme yaptığı, TBK'nın 166. maddesinin; "Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. (2)Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır." şeklinde düzenlendiği, davalı sigorta şirketinin yaptığı ödeme ile diğer müteselsil borçlu olan davalılar yönünden de ödeme tutarı oranında borcun sona erdiği, sigorta şirketinin asıl alacağa bağlı yargılama gideri ve vekalet ücreti dahil ödeme yaptığı, dolayısıyla diğer davalılar yönünden de 150.000 TL alacağın fer'i niteliğinde olan yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin borcun da sona erdiği gerekçesi ile; davalı ... Sigorta A.Ş aleyhine açılan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden açılan manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE, davacı ... için 245.000,00 TL, davacı ... için 205.000,00 TL olmak üzere toplam 450.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ve davacıların tahsil ettiği destekten yoksun kalma tazminatının üzerinde olduğunu, mahkeme hatır taşıması indirimi dışında herhangi bir indirim yapmayarak davacıların 600.000 TL manevi tazminat talebini kabul ettiğini, takdir edilen manevi tazminat tutarının müvekkilinin ekonomik olarak mahvına sebep olacak miktarda yüksek olduğunu, meydana gelen olayda müvekkiline atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, hatır taşıması indiriminin yalnızca davalı ... lehine uygulanması gerekirken her iki davalı şahıs için uygulanmasının hatalı olduğunu, ayrıca davalı sigorta şirketi ile yapılan sulh protokolü gereğince davacılara ödenen yargılama gideri ve vekalet ücreti mahsup edilmeden mükerrer gider takdir edildiğini, davacı tarafa fazladan yargılama ve vekalet ücreti ödendiğini ileri sürerek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden açılan manevi tazminat davasının ise kısmen kabulü ile; davacı ... için 245.000,00 TL, davacı ... için 205.000,00 TL olmak üzere toplam 450.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve İsmail’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalılardan ... vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Tüm dosya kapsamından; olay tarihi olan 13/04/2022 günü saat 14:37 sıralarında davalı/ sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı çekici ve çekiciye bağlı ... plaka sayılı yarı römork ile Dumlupınar Bulvarı üzerinde Ankara istikametinden Eskişehir istikametine seyrederek olay yeri ışık kontrollü kavşağa gelip kendi istikametine yanan yeşil ışıkta seyrini sürdürerek kavşağa girdiği sırada solundaki refüj aralığından dönüş yaparak kırmızı ışıkta kavşağa giren sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı otomobilin sağ yan kısmına çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında, davacıların kızı ...’nın hayatını kaybettiği ve davacılar tarafından eldeki manevi tazminat istemli davanın açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından dava konusu kazada tarafların kusur durumunun tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, davacıların murisi olan ...’nın içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...’ün kazanın meydana gelmesinde% 75 oranında, ... plaka sayılı çekici sürücüsü olan davalı ...’ın ise %25 oranında kusurlu olduğu mütalaa edilmiş olup, alınan rapor dosya kapsamına, kaza tespit tutanağını ve oluşa uygun düştüğünden hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden; kazaya karışan araçların sürücüleri ile davalı ... yönetimindeki ... plaka sayılı çekiciye bağlı ... plaka sayılı yarı römorkun genişletilmiş kasko İMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olan ... Sigorta A.Ş. aleyhinde açılan manevi tazminat istemli davada, davalı sigorta şirketi tarafından davacılara 150.000,00 TL ödeme yapılması nedeniyle davacılar ile sigorta şirketi arasında 25/04/2024 tarihli "ibraname feragatname ve makbuz" başlıklı belgenin düzenlendiği ve belgede ... Sigorta A.Ş.’den başkaca hiçbir hak ve alacaklarının kalmadığını, diğer davalılara karşı alacakları saklı olmak üzere mükerrer ödemeye mahal vermeyeceklerini, manevi tazminat ödemesiyle ilgili iş bu zarardan sorumlu ... şirket sigortalısını fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sadece ödenen kısmi miktar yönünden ibra ettiklerini beyanla ibra etmişlerdir. Yukarıda açıklandığı üzere, davacıların yargılama sırasında davalı sigorta şirketini poliçe limiti dahilinde ödeme yapması nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle kısmi olarak ibra etmelerinin manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesine aykırı olmadığı gözetilerek ilk derece mahkemesi tarafından, diğer davalılar yönünden işin esası hakkında karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. İlk derece mahkemesi tarafından hükmedilen manevi tazminat tutarına gelince; Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmü uyarınca, Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken aynı Kanun’un 51. maddesi uyarınca, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutmalıdır. Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi hükmüdür. Bu kapsamda, manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınmalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre, değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar gerekçesinde objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği unutulmamalıdır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu kazanın meydana geldiği yer ve zaman, kazanın gerçekleşme biçimi ve sonuçları, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durumu dikkate alındığında ilk derece mahkemesi tarafından hükmolunan manevi tazminat tutarının hakkaniyete uygun bir miktar olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Adli yardım talepli olarak istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... tarafından yatırılması gereken 30.739,50 TL istinaf karar ve ilam harcının adı geçen davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talebinde bulunan tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf talebinde bulunan davalı ... tarafından yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 26/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.