T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1945 Esas KARAR NO : 2025/2013 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/318 E. - 2025/519 K. TARİH: 16/06/2025 DAVA: Şirketin İhyası KARAR TARİHİ: 27/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dos…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1945 Esas KARAR NO : 2025/2013 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/318 E. - 2025/519 K. TARİH: 16/06/2025 DAVA: Şirketin İhyası KARAR TARİHİ: 27/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava konusu edilen ... Dış Ticaret Anonim Şirketi'nin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlügü'nün ... sayılı sicilinde kayıtlı bir şirket iken, 16/04/2024 tarihinde tasfiyesine karar verildiğini, tasfiye kararının 22/04/2024 tarihinde tescil edilen söz konusu sirketin, 16/04/2024 tarihli genel kurul kararıyla tasfiyesinin sonuçlandırılmasına karar verildiğini ve 22/04/2024 tarihli 11067 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde 736. sayfasında ilan olduğunu, ancak bahse konu şirketten ek tahakkuklar nedeniyle kamu alacağının bulunduğunu, bu alacağın tahsil edilebilmesi için şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiğinden, kamu alacağının tebliğ ve tahsilatına ilişkin işlemlerin tamamlanabilmesini teminen ... Dış Ticaret Anonim Şirketi (Vergi No: 1601371126 ) tüzel kişiliğinin ihyası ile yeniden tesciline, tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tasfiye memuru aleyhine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğünün TTK m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirketin tasfiye memurunda olduğunu, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı müvekkili kurumun sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunlu olduğunu, müvekkili kurumun davanın açılmasına sebep olmadığını bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, bu nedenlerle müvekkili kurum aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nın olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olduğunu, müvekkilinin tasfiye sürecinde, eksik bir işlemi bulunmadığını, söz konusu şirketin tasfiyesini kanun ve mevzuat çerçevesinde tamamladığını, olağan tasfiye sürecinde ... Dış Ticaret Anonim Şirketi aleyhine herhangi bir dava açılmadığını, davacı tarafından herhangi bir tahakkuk yapılmadığını, her ne kadar Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirse de müvekkilinin tasfiye işlemini yaptığı dönemde ... Dış Ticaret Anonim Şirketinin herhangi bir borcu da bulunmadığını, tasfiye memuru olan müvekkilinin tasfiye işleminde herhangi bir kusuru bulunmadığını nitekim, tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğunun düzenlendiğini, bu nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/06/2025 tarih 2025/318 Esas 2025/519 Karar sayılı kararında; "...Dava, hukukî niteliği itibariyle;6102 sayılı TTK'nın 545 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış şirketin ihyası ile ticaret siciline tescili davasıdır.İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gönderilen sicil kayıtları incelendiğinde; ... sicil nosunda kayıtlı TASFİYE HALİNDE ... DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'NİN tasfiyesinin sona erdiğinin 22/04/2024 tarihinde tescil edildiği ve sicil kaydının terkin edildiği görülmüştür. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen sicil kayıtları incelendiğinde ihyası istenen şirketin terkin olmadan önce merkez adresinin Esenler / İstanbul olduğu, buna göre mahkememizin 6102 sayılı TTK'nun 547/1 maddesi anlamında kesin yetkili olduğu anlaşılmıştır.Yapılan yargılama, toplanan deliller, incelenen mahkeme dosyası, ticaret sicil kayıtları birlikte değerlendirildiğinde ;TTK'nun 543'ncü maddesi uyarınca, tasfiye halinde bulunan şirketin tasfiyesinin kapanması ve terkin işlemlerinin yapılabilmesi için tüm borçlarının tasfiye edilmiş olması, TTK'nun 545'nci maddesine göre yapılan sicilden terkin işleminin hukuka uygun bir terkin işlemi sayılabilmesi için tasfiyenin de usulüne uygun olarak sona erdirilmiş olması gerekmektedir. Anonim şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesiyle sona erer. Ancak tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak yapılmış olması gerekmektedir. Tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise , tüzel kişilik ticaret sicilden silinmiş olsa bile anonim şirket tüzel kişiliğinin sona erdiği kabul edilemez. Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi aynı zamanda bir hukuki işlemdir. Bu karar ve işlemin hataya dayanması halinde gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hata veya kasta dayalı şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasını, gerek o işlemi gerçekleştirenler, gerekse bundan zarar görenler isteyebilirler, ayrıca tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı olan kişinin yapılan ilanlara rağmen alacağını yazdırmaması alacağın düşmesini gerektirmez. Somut uyuşmazlıkta; davacının açtığı davalarda taraf teşkilinin sağlanması ve takibin yürütülüp sonuçlanması ile ek tahakkuk işlemlerinin tamamlanması için dava dışı şirketin ihyası gerektiği,buna göre davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, anlaşıldığından davanın kabulüne, şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyasına, ek tasfiye işlemlerini yapması için 6102 Sayılı TTK.nun 547/2'nci maddesi uyarınca eski tasfiye memuru olan davalı ...'nın şirketin tasfiye memuru olarak atanmasına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur..."gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜ ile; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye nedeniyle sicilden terkin olan TASFIYE HALİNDE ... DIŞ TICARET ANONİM SİRKETİ'nin tüzel kişiliğinin ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... numaralı ek tahakkuklar ile ilgili işlemler ve Tekirdağ Vergi Mahkemesinin 2024/16, 2024/51, 2024/52, 2024/54 ve 2024/596 esas sayılı dosyaları ile sınırlı olmak üzere İHYASINA, 2-Ek tasfiye işlemlerini yapması için eski tasfiye memuru mirasçısı olan ...'nın (T.C. NO:...) şirkete tasfiye memuru olarak ATANMASINA, 3-Keyfiyetin karar kesinleştiğinde TESCİL VE İLANINA, tescil ve ilan masraflarının davacı tarafça KARŞILANMASINA,4-Davalı ... Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu TUTULMAMASINA,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/318 Esas, 2025/519 Karar sayılı kararının, hukuka ve gerçeğe aykırı olup, istinaf incelemesiyle kaldırılması gerektiğini, mahkemenin, dava konusu ... Dış Ticaret Anonim Şirketi’nin ihyasına ve müvekkilim ...’nın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verdiğini, ancak bu kararın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu, şirketin tasfiye sürecinin, kanun ve mevzuat çerçevesinde eksiksiz tamamlanmış olup, müvekkilinin tasfiye memuru olarak herhangi bir kusuru bulunmadığını, mahkemenin kararında, şirketin tasfiye işlemlerinin eksik bırakıldığına dair bir gerekçe sunulmuşsa da, bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin, tasfiye memuru olarak, TTK’nın 543 ve devamı maddelerine uygun şekilde tasfiye sürecini yürütüp tamamladığını, tasfiyeye 16/04/2024 tarihinde karar verildiğini, bu kararın 22/04/2024 tarihinde tescil edildiğini ve aynı tarihte Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, tasfiye sürecinde, şirket aleyhine herhangi bir dava veya kamu alacağı bildirimi bulunmadığını, bu nedenle, şirketin sicil kaydının terkin edilmesinin, usulüne uygun ve hukuka uygun bir işlem olduğunu, mahkemenin, tasfiye sürecinde eksiklik olduğu yönünde somut bir delil sunmadan karar verdiğini ve bu durumun hukuka aykırılık teşkil ettiğini, mahkemenin kararında, davacının şirketin ihyası için hukuki yararı olduğu belirtilmişse de, bu tespitin hatalı olduğunu, davacının, tasfiye işlemleri tamamlandıktan sonra, tasfiye döneminden sonraki tarihlere ilişkin ek vergi tahakkukları ve ceza kararları tesis ederek ihya davası açtığını, TTK’nın 547/1 maddesi uyarınca, şirketin ihyası için ancak tasfiye sürecinde mevcut olan alacaklar veya eksik bırakılan işlemler söz konusu olduğunda hukuki yarar bulunabileceğini, somut olayda, tasfiye döneminde şirket adına tahakkuk ettirilmiş ve tebliğ edilmiş herhangi bir kamu alacağı bulunmadığını, davacının, tasfiye tamamlandıktan sonra ortaya çıkardığını iddia ettiği alacaklar için ihya davası açmasının, hukuki yarar şartını ortadan kaldırmayacağını, bu nedenle, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, TTK’nın 536/3 maddesi uyarınca, tasfiye memurlarının, yalnızca kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde sorumlu tutulabileceğini, somut olayda, müvekkilimin tasfiye işlemlerinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, şirketin tasfiye döneminde borçsuz olduğunu, davacı idarenin iddia ettiği alacakların ise tasfiye sonrası dönemde ortaya çıktığını, bu nedenle, müvekkilnin sorumluluğuna hükmedilmesinin ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin aleyhine yükletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının tasfiye sonrası dönemde tesis ettiği ek tahakkuklar ve cezaların, Tekirdağ Vergi Mahkemesi’nin 2024/16, 2024/51, 2024/52, 2024/54 ve 2024/596 esas sayılı dosyalarında iptal edildiğini, bu durumun, tasfiye döneminde şirketin herhangi bir borcu olmadığını ve tasfiye işlemlerinin usulüne uygun tamamlandığını açıkça gösterdiğini, mahkemenin, bu hususu göz ardı ederek şirketin ihyasına karar verdiğini,Mahkeme, müvekkilim aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmetmiştir. ancak, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olan herhangi bir kusurlu işlemde bulunmadığını, TTK’nın 547/2 maddesi uyarınca, tasfiye memurunun kusuru bulunmadıkça, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması mümkün olmadığını, bu nedenle, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müvekkili aleyhine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve bu hususun istinaf incelemesinde düzeltilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticaret sicilinden tasfiye nedeniyle terkin edilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri nedeniyle ihyası talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesinde; "tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemleri yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." denilmek suretiyle ek tasfiye düzenlenmiştir. Tasfiye Halinde ... Dış Ticaret Anonim Şirketi' nin sicil kaydı 22/04/2024 tarihinde tasfiye neticesinde davalı ... Sicil Müdürlüğü'nce terkin edilmiştir. Davacının, ihyası istenen ... Dış Ticaret Anonim Şirketi'nin taraf olduğu Tekirdağ Vergi Mahkemesi' nin 2024/54, 2024/52, 2024/51, 2024/16, 2024/596 esas sayılı dosyalarında taraf teşkilinin sağlanması için şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararının mevcut olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar tasfiye memuru istinaf dilekçesinde, işlemleri usulüne uygun yürüttüğünü bu nedenle yargılama giderlerine mahkum edilemeyeceğini ifade etmiş olsa da dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, tasfiye memuru ve şirket yetkilisi davalı ...'ya, tasfiye sürecinden önce 21.12.2023/..., 21.12.2023/..., 15.12.2023/... 11.10.2023/... tarihli/ sayılı Ek Tahakkuk Kararlarının; 27.12.2023, 26.12.2023, 23.12.2023, 31.10.2023 tarihlerinde tebliğ edildiği, ayrıca yukarıda anılan vergi mahkemesi nezdindeki davalarında dava dilekçelerini terkin öncesinde davalı şirkete tebliğ edildikleri ve cevap dilekçeleri sunulduğu, terkin öncesi derdest vergi yargılamaları bulunduğu, Bu durumda tasfiye memurunun söz konusu ek tahakkuk kararlarından ve vergi mahkemesi nezdindeki davalardan haberdar olduğu, tasfiyenin usulüne uygun sonlandırıldığından bahsedilemeyeceği, mahkemece davalı tasfiye memuru aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda Yargıtay HGK.'nun 14/07/2025 Tarih ve 2024/251 Esas -2025/468 Karar sayılı kararı uyarınca HMK. 362/1-ç maddesi gereğince kesin olmak üzere 27/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.