T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/687 - 2026/878 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/687 KARAR NO : 2026/878 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/02/2026 NUMARASI : 2026/52 E. TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbir Taraflar arasında görülen Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09./02/2026 tarih ve …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/687 - 2026/878 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/687 KARAR NO : 2026/878 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/02/2026 NUMARASI : 2026/52 E. TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbir Taraflar arasında görülen Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09./02/2026 tarih ve 2026/52 Esas sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirketin 2024/029277 sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusuna yönelik müvekkilinin itirazlarının, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalı başvurusu ile müvekkiline ait "..." ve "... ..." ibareli markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2025-M-18959 sayılı kararının iptalini karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca 2024/029277 sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmemesi, devredilmemesi ve kullanılmaması yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket, davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, markanın dava süresince tescil edilememesi ve kullanılmaması yönünden tedbir için yaklaşık ispat koşullarının bulunmadığı, ancak mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı yada imkansız hale geleceği, bu nedenle ciddi bir zararın doğması ihtimalinin bulunması ve markanın mahkemenin bilgisi haricinde devredilmesi ihtimalinde doğacak olumsuz sonuçların önlenmesi gereği de gözetilerek ihtiyati tedbire yönelik istemin kısmen kabulü ile davalı şirkete ait 2024/029277 sayılı marka tescil başvurusunun ve eğer tescil edilmiş ise markanın nihai kararın kesinleşmesine kadar HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca üçüncü kişilere devrinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, davaya konu markanın tescilinin kötü niyetinin korunması yanında, müvekkilinin emek ve çaba harcayarak, yatırım yaparak oluşturduğu, piyasada bilinir hale gelen markasından davalı şirketin haksız bir menfaat elde etmesine neden olacağını, dolayısı ile bu olumsuz sonuçların engellenmesi için markanın tescil işlemlerinin durudurulması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve tedbire karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, aynı Kanun'un 390/3. maddesi uyarınca ise ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için mutlak bir ispata ihtiyaç olmayıp davanın esası yönünden haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesinin yeterli bulunduğu, somut olayda ise ihtiyati tedbir talep eden tarafın, bu aşamada davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediği, koşullarının oluşması halinde yargılamanın her aşamasında ihtiyati tedbir talep edilmesinin tabii olduğu anlaşılmakla, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen davacı istinaf karar ve ilam harcından muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/04/2026 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/05/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.