T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/165 - 2026/390 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/165 KARAR NO : 2026/390 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/11/2023 NUMARASI : 2023/70 E. - 2023/466 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sına…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/165 - 2026/390 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/165 KARAR NO : 2026/390 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/11/2023 NUMARASI : 2023/70 E. - 2023/466 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/11/2023 tarih ve 2023/70 E. - 2023/466 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ile davalı ... vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şirketin "2021/119721 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2022-M-17025 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, davaya konu markanın müvekkilinin "..." markasını doğrudan içerdiğini, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, davaya konu marka başvurusunun 29 ve 35. sınıfta yer alan emtialar üzerinde tescil ettirilmek istendiği, müvekkilinin "..." ibareli ve itiraz aşamasında redde mesnet gösterilen markalarının 29, 30 ve 32. sınıf mallar üzerinde, marka serisinde yer alan diğer markaların ise 05, 29, 30, 32 ve 35. sınıf mal ve hizmetler üzerinde tescilli olduğu, sınıfsal ayniyetin iltibası artırdığını; redde mesnet gösterilen 2013/60855 sayılı 29, 30, 32. sınıflarda tescilli "..." markasına ilişkin kullanımın ispatlanmadığı gerekçesiyle iş bu markanın, markalar arasında benzerlik karşılaştırılmasına alınmadığını, iş bu markanın kullanım ispatının gerçekleşmediğine yönelik kanaatin öncelikle hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğu, müvekkili şirketin "..." ibareli markalarını tescil ettirip piyasaya sürdüğü 2007 yılından bu yana markalarını aralıksız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullandığını, benzerlik karşılaştırılmasında incelemeye alınan mesnet markalar her ne kadar 05, 29, 32. sınıfta tescilli olmasa da müvekkilinin davaya gerekçe "..." esas unsurlu markalarının iş bu sınıflarda da tescilli olduğunu, dolayısıyla, hem YİDK kararının iptali hem de hükümsüzlük talepleri için bu kullanımların ve markaların da dikkate alınmasının gerektiğini; davalı şirketin müvekkili şirketin markalarının bilinirliğinden, tanınırlığından haksız ve hukuka aykırı olarak faydalanmak istediğini; başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, 2022-M-17025 sayılı YİDK kararının 29. sınıfın tamamı ile 35. sınıf içerisinde yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mallarının bir araya getirilmesi hizmetler" hizmet sınıfının altında mevcut; 5. sınıfta yer alan "Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler" emtiaları ile 29 ve 32. sınıf yönünden iptaline, 2021/119721 başvuru numarası ile kayıtlı "..." ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde bahsi geçen mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alıp iş bu davaya konu edilen "Bulyonlar" mallarının, davacı şirkete ait markaların tescil kapsamında 30. sınıfta yer alan "Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler" malları ve "Hazır çorbalar" emtiaları ile, "Kuru yemişler." mallarının davacı şirkete ait markaların tescil kapsamında 30. sınıfta yer alan "Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri" malları benzer kabul edildiği; davaya konu sair emtialar arasında ilişki bulunmadığı; dava konusu marka başvurusunda "..." ve "..." sözcüklerinin baş harflerinin büyük olduğu, her ne kadar her iki sözcük birleşik yazılmışsa da, baş harflerinin büyük olması nedeniyle umumi intiba olarak "... ..." şeklinde algılanmaya müsait olduğunun tespit edildiği; taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davacı markalarının esas unsurunun "..." sözcüğü olduğu, bu sözcüğün "Zinde, uygun, yakışmak." gibi anlamlara geldiği, "..." ibaresinin ifade ettiği anlamı itibariyle davaya konu gıda emtiaları bakımından ayırt ediciliği zayıf nitelikte bir ibare olduğunun güncel yüksek yargı kararlarında ifade edildiği (Bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/11/2022 tarih ve 2021/3637 E.- 2022/8219 K. sayılı kararı ile onanan Ankara BAM 20. Hukuk Dairesi'nin 24/01/2019 tarih ve 2018/694 E.- 2019/75 K. sayılı kararı), ancak "..." ibaresinin gıda emtiaları bakımından ayırt ediciliğinin düşük olması olgusunun, her hal ve şartta ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesini bertaraf edecek bir etmen olarak yorumlanamayacağı; zira, karıştırılma ihtimali incelenirken önceden tescil edilmiş markaların geçerliliğinin sorgulanamayacağı ve tescilli ulusal markanın belirli derecede ayırt ediciliğinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu markanın hükümsüz kılınmadığı sürece koruma altında olacağı, somut olayda da davacının salt "..." ibaresinden oluşan tescilli markası bulunduğu gözetildiğinde, "..." ibaresi zayıf marka olsa bile asgari koruma kabiliyetinin bulunduğu hususunun tartışmasız olduğu, davaya konu markanın "..." ibaresinden oluştuğu, markanın genel görünümü içinde "..." sözcüğünün ayrı ve bağımsız bir unsur olarak algılanabildiği, "..." sözcüğünün İngilizce olup "Git" anlamına geldiği, "..." sözcüğünün "...'e git" şeklinde kavramsal algı oluşturduğu, bu nedenle "..." sözcüğünün "..." kelimesini destekleyen ve vurgulayan bir konumda olduğu, dolayısıyla; davaya konu marka başvurusu bakımından esas unsurun "..." sözcüğü üzerinde toplandığı, buna göre; daha önce davacıya ait "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra "..." ibareli markayı, "Hazır çorbalar, bulyonlar. Kuru yemişler." emtiaları üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, gerek emtia benzerliği, gerekse işaret benzerliğinden kaynaklı olarak, bu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı, davacıya ait markalar ile ilişkilendireceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında, "Hazır çorbalar, bulyonlar. Kuru yemişler." emtiaları bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varıldığı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun çoğunluk görüşünün aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmediği; davacı markasının tanınmışlık mertebesine ulaştığının kanıtlanmadığı; marka işlem dosyasında davalı şirketin kötüniyetli olduğu iddiasına yer verilmediği, YİDK kararının iptali istemi bakımından, marka işlem dosyasında itiraz sebebi yapılmayan olguların değerlendirmeye alınamayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; "Hazır çorbalar, bulyonlar. Kuru yemişler." emtiaları bakımından 2022-M-17025 sayılı YİDK kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden markanın kısmen hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının iltibasa yol açacak derecede benzer olduğunu, sınıfsal benzerlik değerlendirmesinin hatalı yapıldığını, 35/05. alt sınıfta 05/02, 29 ve 32. sınıf malların benzer bulunmamasının hatalı olduğunu, ortalama tüketici kitlesinin de hatalı değerlendirildiğini, müvekkilinin markasının zayıf kabul edilemeyeceğini, tanınmışlık kriterini haiz olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının toplu intiba yönünden farklı olduğunu, markaların başlangıç kısımlarının farklılaştığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliği zayıf olduğundan markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının "..." ibareli markalarıyla davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira başvuruda "..." ve "..." kelimelerinin birbirinden ayrışacak şekilde "..." kelimesinin ilk harfi büyük olarak yazıldığı, bu durumda başvuruda "..." ibaresinin öne çıktığı ve başvurunun mesnet markaların yeni bir versiyonu gibi algılanma ihtimalinin bulunduğu, öte yandan, davacının işlem dosyasında mesnet 2013/60855 sayılı markasına yönelik kullanmama definde bulunulduğu, buna karşın davacı şirketin mesnet bu markasına ilişkin kullanım delili sunmadığı, söz konusu markanın SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında değerlendirmeye alınamayacağı, davacının diğer mesnet markalarının ise sadece 30. sınıf mallarda tescilli oldukları, dava konusu başvurunun kapsamında ise 30. sınıf mallarla bu malların 35/05. sınıfta perakendeciliği hizmetlerinde tescilli olmadığı, bu hale göre emtia benzerliğinin "Hazır çorbalar, bulyonlar. Kuru yemişler." malları yönünden gerçekleştiği, davacı tarafın tanınmışlık iddiasını ise kanıtlayamadığı anlaşılmakla, davacı ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı ile davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin anılan taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 09/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.