Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/4362 E. , 2024/4641 K. T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/4362 Karar No : 2024/4641 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Başkanlığı/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması…
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/4362 E. , 2024/4641 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/4362 Karar No : 2024/4641 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Başkanlığı/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının iş akdinin ikale sözleşmesiyle sona erdirilmesi sonrasında çalıştığı şirket tarafından kendisine ek ödeme altında ödenen 560.389,78 TL üzerinden işverence tevkif edilerek ödenen gelir (stopaj) vergisinin iadesi talebiyle yaptığı düzeltme ve şikâyet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile söz konusu verginin kesintinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek tecil faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Çalışma ilişkisinin sona ermesiyle yasal bir zorunluluk olmaksızın işveren tarafından davacıya yapılan ödemeler, ücret niteliğini taşımadığı gibi 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 25. maddesi gereğince gelir vergisinden müstesna tutulduğundan, ortada vergi hatası bulunduğu sonucuna varılmakla tesis edilen işlemde hukuka uygunluk görülmediği, ayrıca, Anayasanın 125. maddesinde tanımını bulan ''İdarenin Sorumluluğu'' ilkesi çerçevesinde, idarece tahsili tarihinden iş bu karara göre iadesi tarihine kadar geçen sürede kullanımından mahrum kalınan tutarın tecil faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiş, tahsil edilen verginin tecil faizi ile birlikte iadesine hükmedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacıya yapılan ödemelerin vergilendirme ve hesap hatalarının hiçbirinin kapsamına girmediği, uyuşmazlığa konu ödemenin, işsizlik tazminatı kapsamında yapılan bir ödeme olmayıp ücret sayılan ödemelerin ortak özelliklerini taşıdığı, cezai şart ödemesinin net olarak yapılması öngörüldüğünden, cezai şart ödemesi üzerinden yapılan ve işverence karşılanan verginin iade edilmesinin mümkün olmadığı, yapılan ödemenin ücret olmadığının dolayısıyla gelir vergisinin konusuna girmediğinin kabul edilmesinin, vergileme sistematiğini bozacağı ve ödemenin gider yazılamaması ve ivazsız intikal kapsamında vergilendirilmesi sonucunu doğuracağı, faiz istenilmesinin hukuka uygun düşmediği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idarece yargılama aşamasında ileri sürülmeyen savunmaların temyiz aşamasında ileri sürülmesinin savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğu, dava konusu olayda açık bir vergilendirme hatası bulunduğundan düzeltme ve şikâyet prosedürünün uygulanması gerektiği, yapılan ödemelerin işsizlik tazminatı niteliğini haiz olduğu, ödemenin brüt veya net yapılmasının vergisel açıdan farklılığa sebebiyet vermediği, faizin anayasal hak olduğu, uyuşmazlığın 27/03/2018 tarihindeki değişiklikten önceki yasal durum çerçevesinde değerlendirilip çözüme bağlanması gerektiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 17/09/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 116. maddesinde; vergi hatasının, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmış olup, 117. maddesinde “Hesap hataları” ve 118. maddesinde de “Vergilendirme hataları” tahdidi olarak sayılmıştır. Aynı Kanunun “Düzeltme Talebi” başlıklı 122. maddesinde, mükelleflerin vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilecekleri, 124. maddesinde ise vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddedilenlerin şikâyet yolu ile Maliye Bakanlığına başvurabilecekleri hüküm altına alınmıştır. Yukarıda belirtilen kanun hükümlerine göre, uyuşmazlığa konu olan vergilendirme işleminde, 213 sayılı Kanun'da belirtilen nitelikte vergi hatasının bulunması durumunda düzeltme ve şikâyet yolu ile uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasının mümkün olabileceği açıktır. Bu kurallara göre düzeltme yolu; vergiye ilişkin hesaplarda; matrah ve miktar hatası bulunması yahut mükerrer vergi istenmesi şeklinde, vergilendirmede ise mükellefin şahsında, mükellefiyetle, verginin mevzuunda ve döneminde yapılmış hataların varlığı halinde izlenebilecek bir idari başvuru yolu olup vergi yükümlülerince vergi idaresine yapılan her başvuru nedeniyle düzeltme yolunun izlendiği düşünülemeyeceği gibi vergilendirmeye ilişkin bir olayın düzeltme ve şikâyet yoluyla yargı önüne getirilebilmesi ve vergi hatasının varlığından söz edilebilmesi için, hukuksal sorun olarak çözümlenmesi gerekmeyen açık ve mutlak bir hata bulunduğunun belirlenmesi gerekir. Öte yandan, işçi ile işverenin kendi aralarında bir anlaşma yapma yoluna giderek aralarındaki iş ilişkisini sonlandırmaları uygulamada ikale sözleşmesi olarak adlandırılmaktadır. İkale sözleşmesine ilişkin 4857 sayılı İş Kanunu'nda ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda herhangi bir düzenleme yer almamakta, bu sözleşme türüne ilişkin uygulama daha çok Yargıtay tarafından verilen kararlarla şekillenmektedir. İkale sözleşmesi yapılırken, işçi ile işverenin anlaşarak ve özgürce belirleyecekleri koşullar çerçevesinde iş ilişkisini sonlandırmaları amaçlanmakta olup, sözleşmeye istinaden, işçi, ihbar tazminatı ve kıdem tazminatı talebinde bulunmaması, iş güvencesi kapsamında olsa bile işe iade davası açmaması ve buna bağlı olarak işe başlatmama tazminatından ve çalışılmayan döneme ilişkin ücret ve diğer haklarından vazgeçmesi karşılığında kayıplarını telafi edecek bir ödemenin yapılmasını sağlamakta; işveren ise, işçiye yaptığı ödeme sayesinde, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, işe başlatmama tazminatı ve çalışılmayan döneme ilişkin ücret ve diğer hakları ödeme yükümlülüğünden ve işe iade davası açılması yükünden kurtulmaktadır. Dosyanın incelenmesinden; ... Taşımacılık Anonim Şirketinde çalışmaktayken iş akdi 04/10/2017 tarihinde sona erdirilen davacıya, ikale sözleşmesi uyarınca kıdem ve ihbar tazminatlarına ek olarak, brüt 560.389,78-TL ek ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı ve işveren tarafından, söz konusu tutarların gelir vergisi ile damga vergisi kesintisine tabi tutalarak tahakkuk eden verginin beyan edilip ödendiği, davacı tarafından, ikale sözleşmesi kapsamında ek ödeme adı altında ödenen tutarın gelir vergisine tabi olmadığından bahisle yapılan gelir (stopaj) vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile haksız yere tahsil edildiğini iddia ettiği tutarın tecil faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemiyle dava açılmıştır. Davacı tarafından tevkif edilip ödenen gelir (stopaj) vergisinin iadesi istemiyle yaptığı başvuru, düzeltme ve şikayet başvurusuna konu edilebilecek nitelikte olmaması nedeniyle uyuşmazlık hakkında, 213 sayılı Kanun'un yukarıda sözü edilen 122. ve 124. maddelerinde yer alan hükümlerin uygulanamayacağı açık olup temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.