1. Hukuk Dairesi 2014/13941 E. , 2014/18259 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANTALYA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/03/2013 NUMARASI : 2011/146-2013/165 Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı ve davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine
**1. Hukuk Dairesi 2014/13941 E. , 2014/18259 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ANTALYA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/03/2013 NUMARASI : 2011/146-2013/165 Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı ve davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davacının açtığı ortaklığın giderilmesi davası ile intifadan men koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, dava konusu 8 parsel sayılı taşınmazdaki 4 numaralı bağımsız bölümde 1/2şer paylarla malik olan davacı ile davalının 20.12.2004 tarihli kararla boşandıkları, kararın kesinleşmesi ile evlilik birliğinin sona erdiği, mesken niteliğindeki taşınmazı davalının 15.09.2004 başlangıç tarihli sözleşme ile kiraya vererek tasarrufunda bulundurduğu saptanmak ve davalının zamanaşımı itirazı kabul edilmek suretiyle ecrimisile karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalının temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Davacı tarafın temyiz itirazlarına gelince; Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde intifadan men koşulu aranmaz. Sayılan bu istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) Somut olayda ise, dava konusu taşınmazın davalı tarafından ilk kez 15.09.2004 tarihinde kiraya verildiği sabit olup, anılan kira sözleşmesi davalı tarafından dosyaya sunulmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere kiraya verilerek hukuki semere elde edilen taşınmazlar için ayrıca intifadan men koşulunun aranmasına gerek olmadığı gibi, davacı tanıkları da davacının taşınmazdan ve kira gelirinden yararlanma isteğini davalıya bildirdiğini beyan ettikleri anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler ve değinilen olgular gözetilmek suretiyle, dava tarihinden geriye dönük olarak beş yılık süre için ecrimisile karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile ortaklığın giderilmesi davasından sonraki dönemle sınırlı olarak yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Davacı tarafın bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.