8. Ceza Dairesi 2024/13621 E. , 2024/8724 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1898 E., 2020/812 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı m…
**8. Ceza Dairesi 2024/13621 E. , 2024/8724 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1898 E., 2020/812 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 25.10.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir. B. Sanığın tedbirin gereklerine uymaması üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.09.2019 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. C. Diyarbakır 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.10.2019 tarihli ve 2019/596 Esas, 2019/586 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beraat karar verilmiştir. D. Cumhuriyet savcısının kararı istinaf etmesi üzerine; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 16.12.2020 tarih, 2020/1898 Esas, 2020/812 Karar sayılı kararı ile ilk derece hükmü kaldırılarak 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümleri uygulanmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; usul ve kanuna aykırı mahkeme kararının bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; dava konusu olay, sanığın uyuşturucu madde kullanma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın sokakta polisleri görmesi üzerine elinde bulunan bir cismi yere atması ve bu cisimle ilgili olarak alınan kriminal raporunda ele geçirilen maddenin uyuşturucu madde olduğunun tespit edildiği, sanığın aşamalarda uyuşturucu madde kullandığını inkar etmiş ele geçirilen maddenin kendisine ait olmadığını yolda bulduğunu, yolda iki adam gördüğünü ve maddeyi onlardan aldığını söyleyerek çelişkili beyanda bulunduğu, sanıktan alınan idrar numunesinin tahlilinde sanığın uyuşturucu madde kullanmadığı tespit edildiği, her ne kadar ele geçirilen uyuşturucu maddenin sanığa ait olduğu ve sanığın uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği yönünde şüphe bulunsa da sanığın idrar örneğinde uyuşturucu madde kullanmadığının tespit edilmesi, ele geçirilen maddenin tam olarak sanığın üzerinden çıkmaması sadece yere attığının görülmesi birlikte değerlendirildiğinde sanığın mahkumiyetine yeter şüpheden uzak, inandırıcı ve kesin delil elde edilemediğinden şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk derece mahkemesi kararının Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi ile yapılan incelemede; olay günü polis ekiplerinin devriye gezdiği sırada sanık ...'ın polis ekiplerini görerek yere bir şeyler attığı, polis memurlarınca yapılan incelemede şeffaf poşete sarılı uyuşturucu madde olduğu değerlendirilerek muhafaza altına alındığı, yapılan incelemede sanığın yere attığı maddenin esrar elde edilmesine elverişli hint keneviri bitkisine ait olduğunun uzmanlık raporu ile sabit olduğu, sanığın olaydan hemen sonra kollukta verdiği ifadesinde sokak üzerinde tanımadığı iki erkek şahsın elinde esrar maddesi olduğunu düşündüğü şeffaf poşete sarılı cismi merak ederek eline aldığını ve baktığını, bu sırada polisi görmesi üzerine panikleyerek maddeyi yere attığını beyan ettiği, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildiği, bu kararın sanığa tebliğ edildiği, denetimli serbestlik çağrı yazısının sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, sanığın Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne başvurması üzerine yükümlülüklerinin ve tedavi programının tebliğ edilerek denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına başlandığı, denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında Diyarbakır Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesi'nin 18.02.2019 tarihli raporunda sanığın tedavinin gereklerine uygun davranmaması nedeniyle uyumsuz olduğunun bildirildiği, ayrıca sanığın 01.03.2019 tarihli seminer çalışmasına katılmadığı, Diyarbakır Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün 01.03.2019 tarih 2019/4696 İİDK sayılı kararı ile sanığın uyarılmasına karar verildiği ve uyarı yazısının 14/03/2019 tarihinde usulüne uygun olarak sanığa tebliğ edildiği, uyarı yazısının tebliğinden sonra Diyarbakır Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesi'nin 29.05.2019 tarihli raporunda sanığın tedavinin gereklerine uygun davranmaması nedeniyle yükümlülüğünü ihlal ettiğinin bildirmesi üzerine 17.06.2019 tarihinde sanığın denetimli serbestlik dosyasının kapatılarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na iade edildiği, istinaf aşamasında yapılan yargılama sırasında istenen Diyarbakır Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesi'nin 05.04.2019 tarihli tıbbi laboratuvar sonuç raporuna göre de sanığın idrarında esrara rastlandığının belirtildiği, sanığın gerek kollukta alınan ilk ifadesinde gerekse mahkemede alınan savunmasında maddenin esrar olduğunu düşünerek eline aldığını beyan etmesiyle sanığın üzerine atılı sübuta ... kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak veya kullanmak suçundan yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılarak mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanunu'nun 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata aynı Kanunu'nun 23 üncü maddesinin bir ila sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16 ıncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin; sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının doğrudan mernis adresine yapıldığı, dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğu ve 25.10.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 16.12.2020 tarih, 2020/1898 Esas, 2020/812 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.11.2024 tarihinde karar verildi.