Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından verilen hükmün bir başka yargı mercii tarafından denetlenmesi imkânının tanınmaması nedeniyle hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından verilen hükmün bir başka yargı mercii tarafından denetlenmesi imkânının tanınmaması nedeniyle hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 20/4/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık cevabında, başvuruya ilişkin olarak görüş bildirilmesine gerek görülmediği belirtilmiştir. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Hava Kuvvetleri Komutanlığı emrinde astsubay statüsünde görev yapmakta iken ahlak dışı davranışlarda bulunduğuna dair ihbar ve duyumlar üzerine başvurucu hakkında idari soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında 22/6/2012 tarihinde başvurucunun ifadesi alınmış ve başvurucuya cinsel yaşamına ilişkin sorular sorulmuştur. Soruşturma sonucunda Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) itibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı sayılacak şekilde hareketlerde bulunduğu gerekçesiyle 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun maddesi ve 28/12/1998 tarihli ve 23567 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin (Sicil Yönetmeliği) maddesi gereğince başvurucu hakkında 17/10/2012 tarihinde "Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir." şeklinde ayırma sicil belgesi düzenlenmiştir. Sicil Yönetmeliği'nin maddesi uyarınca Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde oluşturulan Komisyonda başvurucunun durumu değerlendirilmiştir. Komisyon 28/11/2013 tarihinde başvurucu hakkında ayırma işlemi yapılmasının onaya sunulmasına karar vermiştir. Anılan kararı, Hava Kuvvetleri Komutanı 29/11/2013 tarihinde onaylamış ve son olarak Millî Savunma Bakanı'nın 27/1/2014 tarihinde TSK'dan ayrılmasını uygun bulması sonucunda başvurucunun ilişiği resen kesilmiştir. Başvurucu 31/3/2014 tarihinde ayırma işleminin iptali talebiyle Millî Savunma Bakanlığı aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; TSK'nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı harekette bulunduğu gerekçesiyle ilişiğinin kesildiğini, ifadesi yasak sorgu usulleri ile alındığından bunlara dayanarak ayırma işlemi tesis edilemeyeceğini, işlemin ölçülü olmadığını, kendisine isnat edilen olguların tümüyle özel yaşam alanında kalan aleniyet kazanmamış hususlar olduğunu, bu nedenle işlemin özel yaşamın gizliliğine müdahale oluşturduğunu ileri sürmüştür. AYİM Başsavcılığının işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği yönünde hazırladığı 24/12/2014 tarihli düşünce yazısında, başvurucunun meslek hayatında bir kez disiplin cezası aldığı, üç kez takdire layık görüldüğü ve görevinde başarılı olduğu vurgulanmıştır. Diğer yandan idari soruşturmada başvurucunun kendi ifadelerinden anlaşılan söz konusu eylemlerin özel hayata ilişkin olduğu ve bu eylemler aleniyete kavuşmadığından TSK'nın itibarını sarstığının söylenemeyeceği, iddia edilen eylemler nedeniyle daha önce ikaz dahi edilmeyen başvurucunun çok ağır sonuçları olan ayırma işlemine tabi tutulmasının ölçülülük ilkesini ihlal ettiği ifade edilmiştir. AYİM Birinci Dairesinin (Daire) 9/7/2015 tarihli kararı ile oybirliğiyle dava reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucunun özel hayat sınırını aşan ve düşkünlük seviyesine eylemlerinin TSK'nın yapısına zarar vermeye başladığı, astlık-üstlük ilişkilerini zedelediği, diğer personeli etkilediği ve onlara kötü örnek teşkil ettiği belirtilerek idarenin takdir yetkisini ölçülü, objektif ve kamu-birey yararı dengesini gözeterek kullandığı sonucuna varılmıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi Dairenin 23/2/2016 tarihli kararı ile oyçokluğuyla reddedilmiştir. Nihai karar 21/3/2016 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 20/4/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvurunun incelenme sürecinde 21/1/2017 tarihli ve 6771 Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici maddenin birinci fıkrasının (E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır. İlgili hukuk için bkz. G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30; Yaşar Türkmen, B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-