11. Hukuk Dairesi 2011/13305 E. , 2012/19686 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.05.2011 tarih ve 2005/749-2011/272 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve …
**11. Hukuk Dairesi 2011/13305 E. , 2012/19686 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.05.2011 tarih ve 2005/749-2011/272 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirkete ait yükle 31.03.2005 tarihinde Irak'tan Habur Gümrük Kapısına giriş yaptığını ve 20.07.2005 tarihine kadar 120 gün süreyle gümrük sahasında yüklü olarak bekletildiğini, sonrasında davalı şirkete ücreti için başvurduğunda kendisine 228,80 TL nakliye ücreti ödendiğini, davalıdan günlük 121 USD bekleme ücretinin de ödenmesinin istendiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 14.520 USD karşılığı 19.600 TL’nın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafın gümrük sahasında bekletilmesinin sorumluluğunun müvekkiline ait olmadığını, olay nedeniyle müvekkilinin herhangi bir ihmali ve kusurunun bulunmadığını, araçların çıkışına izin vermeye yetkili kurumun Habur Gümrük Müdürlüğü olduğunu, anılan nedenlerle husumet itirazında bulunduklarını, davalı tarafın talep ettiği meblağın fahiş olduğunu, davacının sözleşme özgürlüğü çerçevesinde işe talip olduğunu savunarak, usul ve esastan davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı firma ile asıl iş yüklenicisi Haliloğlu Ltd. Şti. arasında bir taşeronluk sözleşmesi bulunmadığı gibi davacı ile davalı arasında da sözlü bir anlaşma iddiası dışında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, hatta sözleşmenin esaslı unsuru olan ücretin dahi kararlaştırılmadığını, davacıyı bu işin yapımına sevk eden asıl iş verenin Haliloğlu Ltd. Şti. olduğu, malın alıcısının da Karkey Elektrik Üretim A.Ş. olduğu ve gümrükten geçiş için gerekli izinlerin de alıcı firma tarafından temin edilmesi gerektiği halde bunun yerine getirilmediği, davacının gümrükte bekleme nedeniyle zarara uğradığı ancak uğradığı zararın, alıcı firma olan Karkey A.Ş’ nin Dış Ticaret Müsteşarlığından dahilde işleme rejimi kapsamında süresi içinde gerekli izinlerin alınmaması nedeniyle meydana geldiği, davalıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından, davalının bu zarardan sorumlu tutulamayacağı ve pasif husumet ehliyetinin de bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, CMR Konvansiyonuna tabi taşıma ilişkisi nedeniyle bekleme ücreti istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili ile davalının fuel oil emtiasının Irak’tan Türkiye’ye taşınması konusunda anlaştıklarını ancak Habur Gümrüğü'nde yükten kaynaklanan sorunlar nedeniyle çok uzun süre beklemek durumunda kaldığını ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki taşıma ilişkisi CMR Konvansiyonu hükümlerine dayanmakta olup gerek dosya içindeki CMR belgesi, gerek davalı tarafça yapılan savunma ve gerekse tanık anlatımları itibari ile davalının adı geçen konvansiyon anlamında taşıtan sıfatına sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davalının pasif husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü ile değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2–Öte yandan, davacı tarafça davaya konu edilen alacak bekleme ücretinden kaynaklanmakta olup, Karayolu ile Eşya Taşımasına İlişkin Uluslararası Sözleşme (CMR) ve TTK'nun düzenlemesinde, karayolu ile yapılan taşımalarda fazla beklemeden ücret alınacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte, uygulamada böyle bir ücretin varlığı bilinmektedir. Somut olayda davacı taraf, gerekli ithalat izinlerinin alınmaması nedeniyle gümrükte beklemek durumunda kaldığını belirtmiş davalı ise beklemenin kendisinden kaynaklanmadığını savunmuştur. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının gümrükte 4 ayı bulan süre ile beklemek durumunda kalmasında davalının kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davalı şirketin taşınan emtiaya ilişkin izinler konusunda bilgi sahibi olup olmadığı hususları üzerinde durularak sonuca gidilmesi gerekirken iznin ithalatçı firma tarafından alınması gerektiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmesi dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 03.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.