Başvuru, fotoğraflarının yer aldığı canlı bomba uyarısı olan afişlerin kamu binalarına asıldığının ileri sürülmesi ve afişlerin internet sitelerinde ve ulusal yayın yapan gazete haberlerine konu olması nedeniyle özel hayatın gizliliği, yaşam, kişi güvenliği hakları ve hak arama özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; fotoğraflarının yer aldığı canlı bomba uyarısı olan afişlerin kamu binalarına asıldığının ileri sürülmesi ve afişlerin internet sitelerinde ve ulusal yayın yapan gazete haberlerine konu olması nedeniyle özel hayatın gizliliği, yaşam, kişi güvenliği hakları ve hak arama özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 21/2/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 26/7/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 27/11/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 4/2/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 18/2/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İzmir ilinde serbest meslek sahibi bir kişidir. Başvurucu, fotoğrafı ve altında “canlı bomba aranıyor” yazısı ile hazırlanmış afişlerinin, Buca Kapalı Cezaevi jandarma kontrol noktasında asılı olduğunun kendisine haber verildiğini, bunun üzerine 15/6/2010 tarihinde İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesine (Dernek) müracaat ederek yardım istediğini ve Dernek aracılığı ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne, Jandarma Genel Komutanlığına ve Buca Kapalı Cezaevi Savcılığına yanlışlığın giderilmesi talebini içeren dilekçeler gönderdiğini iddia etmektedir. Ulusal düzeyde yayın yapan bir kısım gazetenin 30/6/2010 ve 1/7/2010 tarihli nüshalarında ve internet sayfalarında yayımlanan haberlerde, resmî kaynaklara dayandırılarak başvurucunun fotoğrafı ile birlikte canlı bomba olduğuna ve arandığına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Daha sonraki tarihlerde başvurucu, savcılığa bildirdiği tanıklardan, Altınolukve İncesu Jandarma Karakol Komutanlıklarında da aynı afişlere rastlandığını öğrendiğini iddia etmiştir. Başvurucu, canlı bomba olduğuna ilişkin afişlerinin yayımlanması nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ve “görevi kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik, yargı görevi yapanı etkileme, hakaret, suç uydurma, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak ve iftira” suçlarının işlendiğini belirterek 31/12/2010 ve 24/3/2011 tarihlerinde Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurularında bulunmuştur. Nusaybin Cumhuriyet Savcılığı 3/4/2012 tarihli ve S.2011/38, K.2012/540 sayılı yetkisizlik kararı ile soruşturma dosyasını İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2012/38682 soruşturma sırasına kaydedilen dosyada; i. İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Anadolu Ajansı yönünden ayırma ve sonrasında yetkisizlik kararları vererek soruşturmayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (S.2012/80319 sayılı dosya), ii. Edremit/Altınoluk Jandarma personeli yönünden ayırma ve sonrasında yetkisizlik kararları vererek soruşturmayı Edremit Cumhuriyet Başsavcılığına (S.2012/4579 sayılı dosya), iii. İncesu Jandarma personeli yönünden ayırma ve sonrasında yetkisizlik kararları vererek soruşturmayı İncesu Cumhuriyet Başsavcılığına (S.2012/436 sayılı dosya) gönderdikten sonra geriye kalan gazete ve internet yayınları ile ilgili olarak 18/6/2012 tarihinde 2012/26537 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:“Şikâyet dilekçelerinde müştekinin “terörist”, “canlı bomba” olduğuna dair yayımlanan haberlerin Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı kaynaklı olduğunun ve Anadolu Ajansı tarafından da servis edildiğinin belirtilmesi karşısında yukarıda isimleri yazılı şüphelilerin, basının başkasının iddiasını yayımlamasına aracılık ettiği anlaşılmaktadır.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Jersild ve Thoma davalarında “Bir gazetecinin, bir başkasının ileri sürdüğü bir iddianın yayılmasına yardım ettiği için cezalandırılması… Basının kamu yararına ilişkin konuların tartışılmasına katkısını ciddi biçimde engeller; özel olarak güçlü nedenler olmadığı sürece, bu tür cezalandırma düşünülmemelidir.” ifadelerine yer verilmiştir.Gazetecilik mesleği kanunla düzenlenmiş, demokratik hukuk devletinde yer alması gereken bir kurumdur. Basının, kanunda yazılı düzenlemeler uygun olarak kamuoyunu bilgilendirme, haber verme görevi bulunmaktadır. … Bu açıdan da bakıldığında gerçeği yansıtmadığı belirtilen Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı kaynaklı olduğu bildirilen bir haberin kamuoyuna duyurulmasında şüphelilerin cezai sorumluluklarının olmayacağı sonucuna varılmıştır.” Başvurucunun itirazı, Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesinin 26/12/2012 tarihli ve 2012/2792 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesinin ret kararı başvurucu vekiline 22/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 21/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Yine aynı soruşturma ile ilgili olarak İzmir Kapalı Ceza İnfaz Kurumu personeli yönünden 2010/54910 sayılı soruşturma dosyasında 9/8/2010 tarihinde, Buca Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığı personeli yönünden 2010/69040 sayılı soruşturma dosyasında 26/11/2010 tarihinde, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verilmiştir. Yetkisizlik kararları ile gönderilen diğer soruşturma dosyaları da (§ 12) kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlar verilerek sonuçlandırılmış ve bu kararların kesinleşme süreçleri tamamlanmamıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20/12/2012 tarihli ve S.2012/80319, K.2012/75062 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın gerekçesi şöyledir:“… yapılan tahkikat neticesinde; İzmir İl Jandarma Komutanlığınca bölücü terör örgütü üyesi olduğu değerlendirilen bir kadının eşgal bilgileri gönderildiği ve bu bayanın Ege Bölgesine geldiği, muhtemelen İzmir ilinde canlı bomba yapılarak eylem yapılacağı yönünde istihbari bilginin ulaştığı, ayrıca Denizli İl Jandarma Komutanlığının terörist olduğu tahmin edilen kadına ait fotoğrafı mahkeme kararıyla bazı internet sitelerinin takibi sırasında elde ettiği, aynı dönemde Buca İlçesi Kaynaklar bölgesinde araç içerisinde yaklaşık 50 kilo patlayıcı madde bulunduğu, olası bir terör saldırısının söz konusu olduğu değerlendirilerek şüpheli olarak tespit edilen şahsın fotoğraf ve eşkal bilgilerinin askeri birliklere ve İzmir MİT Bölge Başkanlığı ve İzmir Emniyet Müdürlüğüne gönderildiği, 13/06/2010 tarihte İzmir Bayraklar Adliyesinde görevli bir Jandarma erine bir bayanın gelerek askeri birliği konusunda sorular sorduğu, şüpheli hareketlerde bulunduğunu beyan ettiği ve kendisine gösterilen fotoğraftaki bayana benzediğini belirttiği, bunun üzerine durumun İzmir Başsavcılığına ve askeri birliklere bildirildiği, yapılan tahkikat neticesinde fotoğraftaki kadının müşteki Pelşini Bilen olduğunun tespit edildiği ve bu kişinin "terör örgütü üyesi olabileceği, canlı bomba olarak da eylem yapabileceği" hususunda Jandarma ve Emniyet Müdürlüğünce tüm birimlere uyarı amaçlı yazıların gönderildiği, İzmir ilinde meydana gelebilecek terör olaylarına karşı önceden tedbir amaçlı ve müessif bir olaya sebebiyet vermemek amacıyla rutin işlemlerin yapıldığı, ele geçirilen istihbaratın tüm birimlerle paylaşıldığı, Emniyet, Jandarma ve İçişleri Bakanlığı görevlileri tarafından gönderilen yazıların hiç birinde "canlı bomba aranıyor" şeklinde yazı yazılarak bir şahsın kimlik bilgilerinin yayınlanmadığı, herhangi bir kamu kuruluşunun duvarlarına asılmadığının anlaşıldığı, ancak fotoğrafı ele geçiren basının bu şekilde olayı abartarak müştekiyi canlı bomba olarak ifşa ettiğinin anlaşıldığı, ancak Emniyet, İçişleri ve Jandarma görevlileri tarafından bu suçun işlendiğine dair herhangi bir görevli hakkında kamu davası açılmasına yeterli derecede hiç bir delil elde edileme[diği]…” Bunun yanı sıra başvurucu vekili tarafından Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 30/6/2010 tarihli şikâyet dilekçesi ile Takvim Gazetesi ve bu gazetenin internet sitesinde 30/6/2010 tarihinde yayımlanan “İşte Kadın Canlı Bomba” başlıklı haberle ilgili kişilik haklarına saldırı yapıldığı ve gerçek dışı haber yapıldığı ileri sürülmüş, Savcılıklar arası yetkisizlik kararları sonrasında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/129 sayılı soruşturma dosyasında 15/12/2010 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş, itiraz sürecinden geçen dosya da 13/4/2011 tarihinde itirazın reddine karar verilmek suretiyle kesinleşmiştir.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. …” 5237 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısımları şöyledir:(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 5237 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısımları şöyledir:(1) Görülmekte olan bir davada (…) gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla, davanın taraflarından birinin, (…) sanığın, katılanın veya mağdurun lehine veya aleyhine sonuç doğuracak bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da beyanda bulunması için, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 18/6/2014-6545/69 md.) Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı aydan iki yıla kadardır. 1/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesinin şöyledir: “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”