Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirketin 14.12.2004 tarihinden bu yana yurtiçinde ve yurtdışı ile ülkemize gelen turistlere elde dokunmuş veya sanayi yolu ile elde edilmiş ------ ve benzeri ürünlerin alım satımı ile yurtdışı adrese gönderimi, ithalatı ve ihracatı konularında faaliyet gösterdiğini, bir müşterisinin----- işletmenin Müvekkil Şirket'in şubesi veya bayisi olup olmadığı yönündeki sorusu üzertine internette yaptıkları araştırmada, davalının Müvekkil Şirket ile aynı işt
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin bağlı olduğu grup şirket olan ... A.Ş'nin 1988 yılından bu yana baharat ihracatçısı bir firma olup, yurtdışına mal ihraç ettiğini, gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda uçucu yağ üretimi yapmak amacı ile müvekkili şirketin 1999 yılında kurulduğunu, müvekkili şirketin başka Amerika olmak üzere birçok Avrupa ülkesine ihracat yaptığını, müvekkili şirketin ticaret unvanında "gıda maddeleri", "yağ", "yem" ve "katkı maddeleri" ibarelerinin yer aldığını, davalının ticaret unvanının müvekkili şirketin ticaret unvanı ile ayırtedilemeyecek derecede benzer olduğunu, ticaret unvanlarında yer alan esas unsurun aynı olduğunu, müvekkili şirketin markasında yer alan ayırtedici ibarenin "..." ibaresi olduğunu, bu bağlamda davalının ticaret unvanında yer alan ayırtedici ibarenin de "..." şeklinde olduğunu, davalının ticaret unvanının müvekkilinin markası ile iltibas yarattığını, davalının kendisine ait internet sitesinde markası henüz tescil edilmediği halde müvekkilinin markası ile iltibas yaratacak şekilde "... " markasını kullanmaya başladığını, internet sitesindeki kullanımın markaların rengi, konumu, internet sitesinin tasarımı, sitede kullanılan renklerin de iltibas yaratacak şekilde olduğunu, davalının internet sitesi ve kullanımının müvekkilinin markası ile seri marka intibası uyandırdığını ayrıca davalının sattığı ürünlerin gıda takviyeleri olduğunu, riskli ürünler olduğunu, tüketicilerin bu ürünlerden zarar görmesi halinde müvekkili şirket ve markasının itibarının da olumsuz yönde etkileneceğini, davalının marka başvurusunun müvekkili şirketin markalı nedeni ile reddedilmiş ise de davalının haksız ve hukuka aykırı kullanımlarına devam ettiğini, haksız rekabete sebebiyet verdiğinden bahisle, müvekkili şirketin ticaret unvanı ve markası olan "..." ana unsurlu markaları nedeniyle davalının "... A.Ş şeklindeki ticaret unvanının iptaline, davalı şirketin, müvekkiline ait markayı kullanmaya devam etmesi halinde ortaya çıkabilecek telafisi güç ve hatta imkansız zararlar dikkate alınarak HMK 390/2 ve Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca teminatlı veya teminatsız olarak davanın davalıya bildirilmesinden önce ihtiyati tedbir kararı verilerek davalının reklam ve tanıtımlarında, internette yahut sair mecralarda, her türlü tanıtım malzemesi ve basılı evrakta faturalar ve benzeri ticari dokümanında, tabelasında ve sair bilumum iş evraklarında "..." markalarının kullanılmasının önlenmesine, internet sitesinin durdurulmasına, sosyal paylaşım sitelerindeki davalıya ait sayfaların durdurulmasına, ürünlere el konulması, toplanması ve hüküm kesinleşinceye kadar emin bir yerde muhafaza altına alınmasına, ihtiyati tedbir kararının dava sonunda verilecek hüküm kesinleşene kadar devamına karar verilmesine, davalının eylemlerinin, müvekkilinin markasına haksız rekabet yarattığının tespitine, tespit edilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının müvekkiline ait marka ile iltibas yaratan davalıya ait işyerlerinin tanıtımını sağlayan tabelalar, levhalar, dış camlar, kartvizitler, broşürler, reklam araçları, işyerinin içerisinde bulunan diğer unsurlar, davalının reklam ve tanıtımlarında, internette yahut sair mecralarda, her türlü tanıtım malzemesi ve basılı evrakta faturalar ve benzeri ticari dokümanında, tabelasında ve sair bilumum iş evraklarında kullanılmasının önlenmesine, el konulması, toplanması üzerinden müvekkilinin markası ile iltibasa sebep olacak unsurların kaldırılması, web sayfası ve sosyal paylaşım sitelerinin kapatılmasına, fazlaya ilişkin maddi tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığında 3.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, belirlenecek tazminata tecavüzün gerçekleştiği tarihten itibaren ticari faiz uygulanmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. 29.01.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile de; maddi tazminat taleplerini 56.647,69.-TL ıslah ettiklerini bildirdiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Unvanının terkinine ilişkin davalarda görevli mahkemenin Türk Ticaret Kanunu md.52 hükmü uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevsiz olduğunu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, ... kelimesinin cins çeşit ve vasıf belirttiğini, bu sebeple piyasadaki tüm kullanıcıların ortak kullanımına bırakıldığını, dolayısıyla müvekkilinin söz konusu unsuru ticaret unvanında kullanmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı firma adına marka olarak tescil edilmiş olan “...” kelimesinin latince ot ve bitki anlamlarına geldiğini, (..., ..., 1996 s.159) Keza bitkisel destek ürünleri üretmekte olan kişilerin kendilerini herbalist olarak adlandırdıklarını, herhangi bir şekilde bir bitkisel ürün üretmekte yahut pazarlamakta olan gerçek ve tüzel kişiler bakımından “...” kelimesinin bir “cins çeşit ve vasıf” belirttiğini, cins çeşit ve vasıf belirtmek gibi nitelikleri haiz herhangi bir unsurun münhasıran veya esas unsur olarak kullanıldığı markaların tescilinin, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin madde 7/c ve bahsi geçen KHK’yi yürürlükten kaldıran 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun madde 5/c hükümleri gereğince mutlak olarak yasak olduğunu ve mutlak red sebebi olduğunu, herhangi bir alanda bu şekilde “cins, çeşit veya vasıf” belirten unsurların yardımcı unsur olarak kullanılmasının piyasadaki tüm kullanıcıların ortak kullanımına bırakıldığını, davacı firmanın, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu iddia ettiği unsurun esasında yargıtay içtihatında ve hukuk doktrininde piyasadaki tüm kullanıcıların ortak kullanımına bırakılan bir unsur olduğunu, bu şartlar altında Davalı'nın ticaret unvanında bulunan ve Davacı'nın markası ve ticaret unvanı ile iltibas tehlikesi altında bulunduğu iddia edilen, "..." ibaresinin kullanılmasında, söz konusu unsurun piyasadaki tüm kullanıcıların kullanımına bırakılmış bir unsur olması sebebiyle, herhangi bir hukuka aykırılık olmadığını, aksine bu unsuru münhasıran marka olarak tescil ettirmiş olan davacı firmanın markasının hukuka aykırı olduğunu, markaların yöneldiği ortalama tüketicilerin birbirinden farklı olduğunu ve bunların ürünleri karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, söz konusu unsurun ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali olduğu yönündeki iddiasının, tavuk ve sair hayvanlar için yem üreten ve yağ ihracatı yapan bir firma ile insanlar için bitkisel takviye ürünleri üreten bir firmanın tüketici çevrelerinin birbirlerinden tamamen farklı olmaları sebebiyle hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, firmalardan birinin tarım sektörüne ve yabancı toptan ithalat firmalarına hitap ediyorken diğerinin kişisel bitkisel sağlık desteği sektörüne hitap ettiğini, bu sektörlerdeki tüketicilerin erişkin bireyler oldukları da göz önüne alındığında hayvan yemi üreten bir firma ile bitkisel destek ürünleri üreten bir firmayı birbiriyle karıştırmasının mümkün olmadığını, davalı şirketin kişisel ihtiyaç ve bakım ürünü ürettiğini, davacı şirketin endüstriyel ve zirai üretim sektöründe faaliyet gösterdiğini, dolayısıyla müvekkilinin ticaret unvanının karıştırılma ihtimali doğurmadığını, davacının tazminat talebine konu herhangi bir eylemin mevcut olmadığını, davacının adı şerefi ve itibarı gibi kişisel varlıklarına yönelik herhangi bir saldırının söz konusu olmadığını, bu şartlar altında bir tüzel kişinin manevi tazminat talep edemeyeceğinden bahisle, öncelikle görevsizlik kararı verilmesine, davacı tarafın taleplerinin tümünün reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Dava konusu uyuşmazlık; 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi tazminata ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, TPMK kayıtları getirtilmiş, özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi heyeti oluşturularak rapor alınmıştır.Dosyaya sunulan 27.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle "...... kelimesinin gıda sektörü bakımından ayırt edici bir niteliği bulunmadığı, davalının ... kelimesine ek olarak ... ibaresini kullandığı ve taraf firmaların farklı sektörlerde iştigal ettiği dikkate alındığında, ticaret unvanlarının karıştırılmasının söz konusu olmayacağı, bu sebeple davalı tarafın ticaret unvanının davacının ticaret unvanı ile haksız rekabet oluşturmadığı, davalı kullanımlarının kendi marka tescili kapsamında olmadığı, davalının ürünlerinde kullandığı "herbatürk" ve davacının " ..." markası karşılaştırıldığında, kullanıcıların markaların farklılıklarını algılamasına rağmen aynı firmanın farklı ürünü olarak değerlendirilebileceği ve bu sebeple markalar arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğu ve SMK m.7 ve 29 uyarmca marka hakkına tecavüz teşkil ettiği..." sonuç ve kanaatinin bildirildiği, 13.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle"...davalı şirketin ticari defter ve belgeleri inceleme neticesinde; davalı şirketin dava tarihinden kuruluş tarihine kadarki dönemde ... ibareli ürünlerden 56.647,69-TL menfaat sağladığının hesap edildiğinin..." tespit edildiği anlaşılmıştır.KANAAT VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlık; 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca markaya tecavüzün haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, alan adının terkini, maddi ve manevi tazminat istemi ile birlikte ticaret ünvanının terkini talebine ilişkindir. Davacı adına tescilli olup davaya dayanak yapılan tescilli markalara ait bilgiler Türk Patent ve Marka Kurumu’nun kayıtlarından çıkartılmış, mahkememizce incelenmiştir.Her ne kadar davalı vekili cevap dilekçesi ile görev itirazında bulunmuş ise de; dava konusu uyuşmazlık marka hakkına tecavüz ve buna bağlı talepler olduğundan mahkememizin görevli olduğu anlaşılarak itirazın reddine karar verilmiştir. Bir markanın TPMK marka siciline tescili zorunlu olmamakla beraber, markanın 6769 sayılı SMK çerçevesince tescil edilmesi, marka sahibine, markanın tescil kapsamına giren aynı mal veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılmasını önlemeyi talep etme hakkı verir (SMK m.7). Tescilli marka sahibinin tescilden doğan haklarının ihlâli, marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilir. Marka hakkına tecavüz oluşturan fiiller SMK m.29/l’de sayılmıştır. Buna göre, SMK m.7’deki ihlâl de tecavüz kapsamında değerlendirilir (SMK m.29/1/a).Marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek ve markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için ithal etmek veya ticari amaçla elde bulundurmak da marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilir.Tescilli markadan doğan hakka tecavüz edilip edilmediği değerlendirilirken ön şart markasal bir kullanımın olmasıdır. Bir işaret, ticari hayatta üçüncü bir kişi tarafından, üretilen ürün veya sunulan hizmetlerin diğer işletme ürün ya da hizmetlerinden marka işlevi görecek şekilde ayırt edilebilmelerini sağlamak amacıyla kullanılıyorsa, o işaretin marka hukukunun alanında değerlendirilmesi gereken bir kullanımı söz konusudur.Sınai Mülkiyet Kanununda markasal kullanım sayılan haller ömekseme yoluyla sayılmıştır (SMK m.7/3). Buna göre, işaretin mal veya ambalajı üzerine konulmasının yanı sıra, işaretin internet ortamında kullanılmasıdır. Buna göre, işareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması da markasal kullanımdır.Somut olay bakımından yapılan incelemede; davalı kullanımlarının gıda takviyesi, kozmetik ürünler ve form ürünleri bakımından faaliyet alanı oluşturduğu, ürünlerin ambalajlarında ...+ Şekil ibaresinin yer aldığı, davalının markasını özellikle gıda takviyesi ürünleri bakımından kullandığı anlaşılmıştır. Bu ürünler 5. Sınıf kapsamında "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. " bakımından yer alan ürünlerdir. Davalının marka tescili ise bu ürünleri kapsamamaktadır. Davacı yana ait ...ürün bakımından 5. Sınıfta tescil edildiği görülmektedir. Bu nedenle davalı kullanımlarının davacı adına tescilli markanın işbu hizmet sınıfında yer alan kullanımlar olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, ... ve ... ibareleri ortalama tüketici tarafından karıştırılabilecek nitelikte benzerlik ihtiva eden kelimeler olduğu, kullanıcıların iki markanın farklı olduğunu ayırt etse dahi bu markaların aynı firmanın farklı ürünleri olduğu düşüncesine kapılabileceği bu nedenlerle de davalı kullanımlarının davacının ... sayılı markasından kaynaklanan marka haklarına tecavüz oluşturabileceği şeklinde ki tespit ve değerlendirmeleri mahkememizce de uygun görülerek tecavüz koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. TTKm.55 özel olarak bazı haksız rekabet eylemleri sayılmıştır. Bunlardan TTK m.55/4’de yer alan “Başkasının malları, işi ürünlerini, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki eylem açısından davalı tarafın eyleminin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu hükmün uygulanabilmesi için, bir kimsenin bir başkasının iş ürünlerini, mallarını, faaliyet veya eylemlerini veyahut haklı olarak kullandığı işaretlerini haksız yere vere karıştırılmaya sebep olacak şekilde kullanması gerekli ve yeterlidir. Yukarıda da açıklanıldığı üzere, davalının davacıya ait markayı iltibasa sebebiyet verecek şekilde kullanımları ile tecavüz eylemini gerçekleştirdiği sabit olup, SMK 155 kapsamında davalının tescil savunmasında bulunamayacağı, bu durumun anılan TTK hükümleri uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil edeceği de izahtan varestedir. Ticaret Ünvanı'nın Terkini İstemine ilişkin Yapılan İncelemeTicaret unvanı, tacirlerin ticari işletmeleriyle ilgili işlemleri yaparken kullandıkları isimdir. Bu yönüyle ticaret unvanı bir taciri diğer tacirlerden ayırt etmeye yarayan tanıtma vasıtasıdır. Ticaret unvanını sadece tacirler kullanabilir; tacir olmayan kişi (esnaf) ticaret unvanı kullanamaz. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 42. maddesine göre; tacir, işletmenin açıldığı günden itibaren on beş gün içerisinde ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirmek mecburiyetindedir. Ayrıca tacir, seçtiği ve usulüne uygun olarak tescil ettirdiği ticaret unvanını ticari işletmesiyle ilgili işlemleri yaparken kullanmak zorundadır. Ticaret unvanı “çekirdek” ve “ek” olmak üzere iki kısımdan oluşur. Ticaret unvanında “çekirdek” kısmı zorunlu olmasına rağmen, “ek” kullanılması kural olarak zorunlu değildir. Bununla birlikte, ticaret unvanı, “çekirdek” yanında “ek” de ihtiva ediyorsa bir bütün hâlinde korunur (Arkan, S.:Ticari İşletme Hukuku, Ankara, 2018, s. 278). SMK öncesi marka sahibinin sonradan tescil edilmiş bir unvanın terkini talebinin açık bir dayanağı bulunmamakla birlikte bu unvanın markasal kullanımının ispatı halinde markaya tecavüzün oluşacağı aksi takdirde yasa gereği ticaret unvanını kullanmanın doğrudan markaya tecavüz ve haksız rekabet olarak kabulünün mümkün olmadığı yargı karalarımızda yerleşik hale gelmiştir.Yine eskiden beri tescilli bir markanın sahibi olan işletme ile markayı oluşturan çekirdek unsuru içeren ticaret unvanı nedeniyle işletmeler arasında karışıklık ihtimali nedeniyle potansiyel alıcıların bildikleri markayı üreten işletmenin malı zannederek, sonradan tescil ettirilen ticaret unvanını taşıyan işletmenin malını talep etmeleri nedeniyle TTK m. 57 anlamında bir iltibas tehlikesi doğduğu için, markadan dolayı ticaret unvanının terkini söz konusu olabilecektir (Çolak, U.:Türk Marka Hukuku, Oniki Levha Yayıncılık).Şirketlerin fiili faaliyet konularının dikkate alınması gerektiği birçok Yargıtay kararmda ortaya konmuştur. Benzer ticaret unvanına sahip şirketlerin fiilen iştigal konularının da aynı/benzer olması, haksız rekabet değerlendirmelerinde aranan bir husustur.Somut olay bakımından yapılan değerlendirmede; davacı tarafın doğal yem katkı maddelerinin üretimi ve ticaretini yaptığı, davalı şirketin ise gıda takviyesi ve bitkisel kozmetik ürünlerinin üretimi ile ticaretini yaptığı, davalı tarafın ... ibaresine ek olarak ... ibaresini de ticaret unvanında kullandığı, davacı tarafın ticaret unvanında ek olarak sadece ... ibaresinin yer aldığı görülmüştür. ... kelimesinin gıda sektörü bakımından ayırt edici bir niteliği bulunmadığı, davalının ... kelimesine ek olarak ... ibaresini kullandığı ve taraf firmalarının farklı sektörlerde iştigal ettiği dikkate alındığında, ticaret unvanlarının karıştırılmasının söz konusu olmayacağı kanaatine varılmakla, davalı tarafın ticaret unvanının davacının ticaret unvanı ile haksız rekabet oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Tazminat Talepleri Bakımından Yapılan İncelemedeDavacı vekili tazminat taleplerini 6769 sayılı SMK'nın 151/2-b uyarınca "b)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç" a göre hesaplanmasını talep etmiştir.