1. Ceza Dairesi 2022/11424 E. , 2023/2923 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kasten Yaralama (iki kez) HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhak…
**1. Ceza Dairesi 2022/11424 E. , 2023/2923 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kasten Yaralama (iki kez) HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.04.2015 tarihli 2014/66 Esas ve 2015/295 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 44 üncü maddesi delaletiyle 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü Esas No : 2022/11424 fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 58 ... maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına, karar verilmiştir. 2. ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.04.2015 tarihli 2014/66 Esas ve 2015/295 Karar sayılı kararının katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 30.05.2018 tarihli 2017/13745 Esas 2018/10128 Karar sayılı kararı ile; ''1) Sanığın katılanı farklı zaman dilimlerinde yaralama eylemlerinde, her bir yaralama eylemi için ayrı ayrı cezalandırılması yerine, en ağır cezayı içeren TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-son maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilerek sanığa eksik ceza tayini, 2)Sanığa hükmedilen hapis cezası, katılanın yaralanmasının yüzde sabit iz niteliğinde olması nedeniyle artırılırken TCK’nin 87/1-c maddesinin gösterilmemesi, 3)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,'' nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.04.2021 tarihli 2018/640 Esas 2021/438 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a)Sanık hakkında katılana karşı basit kasten yaralama suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 ... maddesi uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına, karar verilmiştir. b)Sanık hakkında katılana karşı kasten yaralama suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi delaletiyle 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin son cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 58 ... maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz istemi; eylemin öldürmeye teşebbüs olduğundan bahisle suç vasfına, ilişkindir. Sanığın temyiz istemi, meşru savunma ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Katılan ve sanığın olay günü 00.45 sıralarında ... isimli iş yerinde karşılaştıkları, birbirlerine konfeti patlattırdıkları, katılanın sanığın beraber dans etme teklifini geri çevirmesi üzerine sanığın katılana yumruk attığı ve katılanı burnundan basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, bunun üzerine katılanın yanında arkadaşları ... ve ... ile eğlence yerinden ayrıldığı, sanığın da ayrıldığı, yol üzerinde giderken sanığın aracıyla katılanın aracını durdurduğu, katılanın araçtan indiği sırada tanık ... ve ... müdahale edemeden sanığın bıçakla katılanın yüzünü yaraladığı, katılanın elini yüzüne kapatması ve acele geri dönmesi üzerine bu kez aynı bıçağı sırtına vurduğu, bu şekilde katılanın yüzünden ve sırtından bıçakla yaralandığı, dosyada yer alan doktor raporuna göre katılanın silahla gerçekleştirilen sonraki eylem neticesinde yüzünde sabit iz oluşacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır. 2.Sanık savunması, katılan beyanı, tanık anlatımları, ... Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün 03.04.2014 tarihli raporu, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 10.02.2015 tarihli raporu, Yargıtay ilamı, sanığa ait nüfus ve sabıka kaydı dosya içerisinde bulunmaktadır. 3.Mahkemece Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 30.05.2018 tarihli 2017/13745 Esas 2018/10128 Karar sayılı bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği belirlenmiştir. IV. GEREKÇE 1.Katılan vekilinin; eylemin öldürmeye teşebbüs olduğundan bahisle suç vasfına, yönelen temyiz sebebi yönünden; İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, sanığın kavganın hareketli ortamında hedef gözetme imkanının ve katılan ile arasında öldürmeyi gerektirecek düzeyde bir husumetinin bulunmaması, ciddi bir engel neden olmadan eyleme kendiliğinden son vermesi, sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğinin şüpheli kaldığı, kastının yaralamaya yönelik olduğu ve yapılan uygulamada bir isabetsizlik bulunmadığı, anlaşıldığından anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Sanığın; meşru savunma ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, ilişkindir. Meşru savunma yönünden; Hukuka uygunluk nedenlerinden biri olarak 5237 sayılı TCK’nın 25/1. maddesinde düzenlenen meşru savunmanın yargısal kararlarda ve öğretide; bir kimsenin, gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakkı hedef alan, gerçekleşen ya da gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı, saldırı ile eş zamanlı olarak hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde, kendisinden veya başkasından uzaklaştırmak mecburiyetiyle saldırıda bulunan kişiye karşı işlediği ve hukuk düzenince meşru kabul edilen fiiler olarak kabul edilmesi karşısında, sanık hakkında meşru savunma koşulları oluşmadığından hükümde bu nedenle hukuka aykırılık bulunmamıştır. Haksız Tahrik Yönünden; Sanığın aşamalarda ileri sürmüş olduğu hakaret iddialarının dinlenen katılan ve tanık beyanları ile desteklenmemiş olması karşısında, sanık lehine haksız tahrik hükmünün uygulanmasını gerektirmediği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR A. Sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde; Sanık hakkındaki ilk hükmü temyiz eden vekaletnameli müdafi Av. ...'ın 07.09.2015 tarihli dilekçe ile vekillik görevinden çekildiği ve bozma kararından sonra yapılan yargılamada sanığın müdafi atanmasını istemediğinin anlaşılması karşısında; sanığa atılı suçun alt sınırı nazara alındığında gerekmediği halde Mahkemece atanan sanık müdafiinin temyize hakkı bulunmadığı anlaşıldığından vaki temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca REDDİNE, B. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.04.2021 2018/640 Esas 2021/438 Karar kararında katılan vekili ve sanığın öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.05.2023 tarihinde karar verildi.