Başvuru, pasaport iptali nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, pasaport iptali nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/3/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Eşi A.H. ve çocuğuyla birlikte Fransa'da yaşayan başvurucu, tatil için Türkiye'ye gelmiştir. Tatil dönüşü başvurucunun pasaportu havaalanında görevliler tarafından muhafaza altına alınmıştır. Başvurucuya tebliğ edilen 11/10/2016 tarihli Muhafaza Altına Alma Tutanağı'nda; başvurucunun umumi pasaportunun iptal edildiğinin tespit edilmesi üzerine pasaportun geçici olarak muhafaza altına alındığı belirtilmiştir. Ayrıca tutanakta söz konusu iptal kararının 72 saat içinde kaldırılması hâlinde müracaat edilerek pasaportun teslim alınması gerektiği, iptal kararının kaldırılmaması hâlinde ise pasaportun verildiği birime ya da iptal eden birime gönderileceği ifade edilmiştir. Başvurucu, anılan idari işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle İstanbul Valiliği aleyhine 12/12/2016 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; uzun yıllardır eşiyle birlikte Fransa'da yaşadığını ve bu ülkede çalıştığını, bir yaşını doldurmamış çocuğuyla tatil ve aile ziyareti amacıyla Türkiye'ye geldiğini, dönüş için havaalanına gittiğinde pasaportunun iptal edildiğini öğrendiğini ancak iptal sebebinin ve kanuni dayanaklarının kendisine bildirilmediğini belirtmiştir. Araştırmaları sonucunda eşi hakkında devam eden bir yargılamadan dolayı pasaportunun iptal edildiğini öğrendiğini, kendisi hakkında açılan soruşturmanın ya da davanın mevcut olmadığını, eşi hakkındaki yargılamadan dolayı pasaportunun iptal edilmesinin seyahat özgürlüğüne, ulusal ve uluslararası hukuk kurallarına aykırı olduğunu iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca çocuğunun ve kendisinin Türkiye'de geçerli bir sigortasının olmadığını, hastane masraflarını karşılayacak bir gelirinin de bulunmadığını vurgulayarak pasaportunun iptali nedeniyle mağdur olduğunu ifade etmiştir. İdare davaya cevabında; söz konusu idari işlemin olağanüstü hâl kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararnameler (OHAL KHK'sı) ve ilgili mevzuat çerçevesinde tesis edildiğini, bu nedenle İdare Mahkemesinin OHAL KHK'sını denetleme yetkisinin mevcut olmadığını belirtmiştir. Ayrıca dava konusu idari işlemin mevzuata uygun olduğunu, başvurucunun telafisi güç ve ağır zararlara uğramasının söz konusu olmadığını vurgulamıştır. İstanbul İdare Mahkemesi 24/2/2017 tarihinde yürütmenin durdurulması isteminin reddine, 25/10/2017 tarihinde de davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun 23/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) maddesi uyarınca pasaportunun iptal edildiği vurgulanmıştır. Anılan KHK ile alınan tedbirler vasıtasıyla başta Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) olmak üzere terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin suç soruşturması ve kovuşturması süresinde yurt dışına kaçmasını engellemek amacına ulaşılmak istendiği belirtilmiştir. Başvurucunun eşi hakkındaki yargılamanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde devam ettiği, anılan KHK uyarınca millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenlerin eşlerine ait pasaportların genel güvenlik açısından mahzur görülmesi hâlinde iptal edilebileceği vurgulanmıştır. Bu konuda idareye takdir yetkisi tanındığı dikkate alındığında soruşturmaların ve yargılamaların sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi amacıyla tedbir niteliğinde ve kamu yararı gözetilerek tesis edildiği kanaatine varılan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir. Başvurucunun istinaf talebi, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesinin 6/2/2018 tarihli kararıyla derece mahkemesinin kararının hukuka ve usule uygun olduğu belirtilerek reddedilmiştir. Nihai karar 16/2/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 16/3/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İçişleri Bakanlığının 6/5/2020 tarihli yazı ve ekleri incelendiğinde başvurucu, eski eşinin yargılandığı İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine 27/12/2017 tarihinde başvurarak pasaportunun iptaline yönelik bir karar olmadığına ilişkin belge verilmesini talep etmiştir. Mahkeme aynı tarihli cevabında başvurucu hakkında dava dosyasına rastlanmadığını belirtmiştir. Başvurucunun Ağır Ceza Mahkemesinin yazısı ile İstanbul Valiliğine başvurması üzerine 28/12/2017 tarihinde başvurucunun pasaportunun geçerli hâle getirildiği görülmüştür. İlgili mevzuat, uluslararası hukuk, Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları için bkz. Onur Can Taştan [GK], B.No: 2018/32475, 27/10/2021, §§ 24-32; Yağmur Erşan [GK], B. No: 2018/36451, 27/10/2021, §§ 22-30; Şengül Tükel, B.No: 2018/12456, 12/1/2022, §§ 16-