T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/1493 KARAR NO: 2025/1722 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 07/10/2025 NUMARASI : 2024/140 E.SAYILI ARA KARAR DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/1493 KARAR NO: 2025/1722 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 07/10/2025 NUMARASI : 2024/140 E.SAYILI ARA KARAR DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : TALEP: Davacılar vekili Mahkemeye sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardan beri İstanbul merkezli olarak ‘’...’’ markasıyla yiyecek - içecek sektöründe faaliyet gösterdiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu’nda 2017 116472 ve 2020 30559 tescil numarası ile 30/35/43. sınıflarında markasını tescil ettirdiğini, vermiş olduğu hizmet ve ürünleri ile tüm Türkiye’de tanınır ve aranır konuma geldiğini, davalının, “... Mistral”, “... ... Alsancak”, “... Paparazzi” ve 18 Mayıs 2024 tarihinde açılan “... ... Yıldızburnu” işletmelerinde müvekkilinin hiçbir şekilde muvafakati olmaksızın ''...'' ismiyle yiyecek ve içecek satışı yapan iş yerlerini işlettiğini, işletmesinin tabelasında ve muhtelif araç gereçlerin üzerinde “...”, “...”, “...” ve “...” isimli Instagram ve Facebook hesaplarında müvekkilinin marka hakkını ihlal ettiğini belirterek, SMK’nın 159. maddesi uyarınca tedbir kararı verilerek; müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesine ve durdurulmasına, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil, bulundukları her yerde el konulmasına ve bunların saklanmasına, herhangi bir zararın tazmini bakımından müvekkili lehine teminat verilmesine karar verilmesini, SMK’nın 149. maddesi uyarınca ; müvekkilinin marka hakkına vaki tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına, tecavüzün kaldırılması ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi zararın ihtar tarihinden itibaren faizi ile tazminine, tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına, tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınmasına, özellikle masrafları tecavüz edene ait olmak üzere el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasına, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesine veya ilgililere tebliğ edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. MAHKEME KARARI: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 07/10/2025 tarihli 2024/140 E. sayılı ara kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı ile tahkikat aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davalının markasal kullanımlarının, davacının markaları üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı gözözüne davalının bu marka altında faaliyetlerini sürdürmesinin davacının zararına neden olabileceği, HMK'nun 390/son maddesi uyarınca bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenle; Davacı tarafın ihtayati tedbir talebinin kabulü ile 500.000,00-TL teminat karşılığında davalı tarafın ..., ..., ... ..., ... ... şeklindeki kullanımların ÖNLENMESİ ve DURDURULMASINA, tecavüzü oluşturan tabela, her türlü reklam ve buna benzer mataryellerin kullanımının SONLANDIRILMASINA..." karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; ihtiyati tedbir koşullarının mevcut olmadığını, Müvekkilinin kendi tescilli markasını kullandığını,Davacıların markası ile müvekkilinin kullandığı markanın benzer olmadığını ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını,Davacının İstanbul'da faaliyet göstermesine rağmen, müvekkilinin Çeşme/İzmir'de faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin işyerinde alkollü içki ve yiyecek servis edildiğini, davacıların ise kahve servisi yaptıklarını, müşterilerin işletmeleri karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, Davacıların ve davalının ticari kapsam ve boyutları yönünden bir araştırma yapılmadan ihtiyati tedbir kararı verildiğini, müvekkilinin davacılardan çok daha büyük bir müşteri kitlesine sahip olduğunu,Davacıların 2020/30559 tescil başvuru numaralı markalarında 43. sınıfta yer alan yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinin bulunmadığını, müvekkilinin bu başvurudan daha önce başvurusunu yaptığı markada ise yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinin mevcut olduğunu, davacıların müvekkilinin marka tesciline itiraz etmediklerini,Davacıların işbu davayı kötüniyetle açtıklarını, kötüniyetin hukuk tarafından korunamayacağını,Davacıların kötüniyetle talep ettikleri ihtiyati tedbirin kabul edilmesi kararının müvekkilini mağdur ettiğini,Teminatın neye göre belirlendiği anlaşılamadığından, gerekçesiz olarak kurulan hükmün denetimden ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu,Davacının kesin sürede teminatı ödemediğini, Mahkemece kurulan ara kararının hüküm ifade etmediğini,Uyuşmazlığı çözecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini belirterek, istinaf taleplerinin kabulüne, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 07/10/2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ilişkin ara kararın ortadan kaldırılarak, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 20/12/2017 başvuru, 11/07/2018 tescil tarihli, 2017 116472 tescil numaralı "...+Şeil" markasının 30 ve 43. sınıflarda "Pekmez. Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." için davacılar adına tescilli olduğu, 15/10/2019 başvuru, 22/09/2020 tescil tarihli, 2019 100003 tescil numaralı "..." markasının 41 ve 43. sınıflarda "Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri. Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçi konaklama hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." için davalı şirket adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.Mahkemece 18/07/2024 tarihli tensip ara kararı ile; yaklaşık ispat koşulunun mevcut olmadığı gerekçesiyle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara itiraz edilmediğinden kesinleştiği tespit edilmiştir.İlk derece Mahkemesince marka vekili ... sayın, gıda sektöründen... ve ...’dan oluşan bilirkişi heyetinde alınan 18/06/2025 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; 2017 116472 tescil sayılı "..." markasının davacılar adına TPMK nezdinde 30 ve 43. sınıflarda tescilli olup, 20.12.2017 tarihinden itibaren korunduğunu, 2020 30559 tescil sayılı “...” markasının davacılar adına TPMK nezdinde 30 ve 35. sınıflarda tescilli olup, 11.03.2020 tarihinden itibaren korunduğunu, davalının kullanımları ile davacı markalarının aynı mal ve hizmetler için (43. sınıfta yiyecek içecek sağlanması hizmetleri) kullanıldığı, bütünsel intiba bakımından aralarında görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan benzerlik/ayniyet bulunduğu, her ne kadar 2019 100003 tescil sayılı "... ..." markası davalı Şirket adına TPMK nezdinde 43. sınıfta (yiyecek içecek sağlanması hizmetleri) tescilli olsa da, sonraki tarihli bir tescil olması sebebi ile SMK’nın 155. maddesi uyarınca tescilin önceki sınai hak sahibine karşı bir savunma gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceğini, tüketicilerin satın alacakları mal ve hizmetlerin iki ayrı işletmeden geldiğini bilme ihtimallerinde dahi taraf işletmeleri arasında organik bir bağlantı olduğunu zannetmesi ihtimalinin mevcut olduğu, dolayısıyla halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunması sebebi ile davalı eylemlerinin SMK'nın 29. ve 7/2-b maddeleri kapsamında davacının 2017 116472 tescil sayılı "..." markasından doğan haklarına tecavüz oluşturduğuna dair görüş bildirmişleridir. G E R E K Ç E : Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasıdır. Dairemizin önüne gelen uyuşmazlık ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair verilen karara ilişkin olup, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; Mahkemece davacı tarafça 500.000,00 TL teminat yatırılması karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine rağmen, davacı tarafça teminatın yatırılmadığı ve HMK’nın 393/1. maddesi uyarınca 1 haftalık kesin süre içerisinde ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının da talep edilmediği, bu durumda ihtiyati tedbir kararının HMK’nın 393/1. maddesi uyarınca kendiliğinden kalkmış olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebi konusuz kaldığından, karar verilmesine yer olmadığına, davalı vekilinin istinaf dilekçesini sunduğu tarihte ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkmış olduğundan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-Davalı vekilinin istinaf talebi konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 25/12/2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.