8. Hukuk Dairesi 2022/8144 E. , 2023/3753 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 1987/207 E., 1993/141 K. KARAR : Davanın Kısmen Kabulüne Taraflar arasındaki sınırlandırmanın iptali ile tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairemizce bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Dere
**8. Hukuk Dairesi 2022/8144 E. , 2023/3753 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 1987/207 E., 1993/141 K. KARAR : Davanın Kısmen Kabulüne Taraflar arasındaki sınırlandırmanın iptali ile tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairemizce bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, asıl dosyanın davacısı vekili, davalı Hazine vekili, ... vekili ile ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili Çal ilçesi ... Köyü çalışma alanında 1978 yılında yapılan kadastro sırasında, 3290 ve 3291 parsel ... 7.900 ve 19.000 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, mera vasfıyla sırasıyla sınırlandırılarak özel sicile kaydedilmişlerdir. 2. Asıl dosyanın davacısı ... ... Tereke Mümessili ... vekili dava dilekçesinde özetle; tapulama sırasında mera olarak sınırlandırılan 3290 ve 3291 parsel ... taşınmazlarla birlikte, tapulama harici bırakılan toplam 50.700 metrekarelik yerin Kel ...'ın ... ... tarlası olarak bilindiğini, bu yeri ... ...'nın bu şahıstan aldığını ve ... adına 1937 tahrirlerinde yazıldığını, ...'in yeri ... ..., onun da ... ...'e sattığını, müvekkilinin de tapusuz yeri bu şahıstan satın aldığını ve 40 yıldır kullanımında olduğunu, yerin mera ve ormanla hiçbir ilgisi bulunmadığını ileri sürerek, müvekkili olan davacıya ait 50.700 metrekarelik taşınmazın tapulama tespiti ve tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. 3. Birleşen dosyanın davacısı ... dava dilekçesinde özetle; mera olarak sınırlandırılan 19.000 metrekare yüzölçümündeki 3291 parselin, 15.000 metrekaresinin babaannesinden kendisine kaldığını, 1937 tahrirlerinde babaannesi adına tespit gördüğünü ileri sürerek, tapulamaca yapılan kaydın iptali ile taşınmazın adına tescilini talep talep etmiş, yargılama sırasında murisin diğer mirasçılarının davaya katılımı sağlanmıştır. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesi vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.12.1986 tarih ve 1984/122 Esas, 1986/820 Karar ... kararı ile, dava konusu 3290 ve 3291 parsel ... taşınmazların kadim mera oldukları, meradan açılarak kültür arazisi haline getirildikleri hususunda özellikle tapulama tutanaklarına nazaran tam bir kanaate varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 02.12.1986 tarih ve 1984/122 Esas, 1986/820 Karar ... önceki kararı asıl dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2. Temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 8 inci Hukuk Dairesinin 10.03.1987 tarih ve 1987/2799 Esas, 1987/2509 Karar ... ilamıyla; "Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli bulunmadığı, davacı tarafından tapulamaca mera olduğundan bahisle 3290 ve 3291 parsel numaraları ile sınırlandırılan taşınmazların adına tescili isteminde bulunduğu, mahkemece taşınmazların mera olduğundan bahisle davanın reddine gidildiği, ancak dinlenen tanıklar ve bilgisine müracaat olunan mütehassıs bilirkişi tarafından verilen rapor bu yerin mera olduğunu kabule elverişli bulunmadığı, bundan ayrı davalı ... tarafından 3291 ... parsel hakkında açılan ve Mahkemenin 1984/158 esasında kayıtlı dava dosyasının celbolunmadığı, muhtevasının neye taalluk olduğunun belirlenmediği, davacının tutanağın aksini iddia ederek iş bu davayı açmış bulunmasına göre ispatının davacıya düşeceği, Mahkemece bilgisine müracaat edilen bilirkişi tarafından verilen rapor yeterli görülmediği takdirde üç kişilik bir mütehassıs bilirkişi kurulu teşkil olunarak taşınmazın niteliğinin tespiti cihetine gidilmek gerektiği, ... tarafından açılan davanın başarı ile sonuçlanmamış bulunduğu takdirde ortada nizaın varlığından da söz edilemeyeceği, mahkemenin bu görüşüne de katılınmadığı açıklanarak, değinilen yönlerin nazara alınarak, o çerçevede araştırma yapılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar Bozma ilamı doğrultusundan yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Mahalli bilirkişi anlatımları ve bilirkişi raporları doğrultusunda 3291 parselin kuzeyde kalan 12.660 metrekarelik kısmının ...'ın, 5.780 metrekarelik kısmının ... ... mirasçılarının, 3290 parselin ise 7.100 metrekarelik kısmının ... ... mirasçıları zilyetliğinde bulundukları, malik sıfatıyla bulundukları zilyetliklerinin 40 yılı aşkın süredir sürdüğü, orman ve ziraat bilirkişilerinin 28.12.1992 tarihli ortak raporunda; dava konusu taşınmazların orman tahdit krokisinde yer almadığı, parsellere hayvan giriş çıkışının müsait düzenli yolu bulunmadığı, arz üzerinde doğal mera bitkilerine, humus bakiyesi kök artıklarına rastlanmadığı, ortalama eğiminin 15 olduğu, toprak muhafaza karakteri taşıyan taşınmazlar üzerinde orman ağaç ve ağaçcıklarına rastlanmadığı, her türlü zirai mahsulün ekilip biçilebileceği kültür arazisi niteliğinde bulunduğu, bu hali ile de orman sayılmayan yerlerden olup, kadim kültür arazisi vasfında bulunduğu beyan ve mütalaa edildiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, bilirkişi ... imzalı 22.06.1993 tarihli krokili rapor ve 13.07.1993 tarihli ek raporda kırmızı boya ile taranmış mavi renkli 3291 parselin (a) harfi ile gösterilmiş kısmının ifrazı ile ... adına, (b) harfi ile gösterilmiş kısmının ... ... mirasçıları adına, yine krokide kırmızı boya ile taranmış ... renkli 3290 parsel içinde kalan kısmın ifrazı ile tamamının ... ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline, her iki parseldeki bakiyenin aynen muhafazasına" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası kararı, davacı ... ... tereke temsilcisi vekili, davalı Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... ... tereke temsilcisi vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ...'nın murisi olan davacı ... ...'nın, ... Mevkiindeki 50.700 metrekarelik taşınmazı dava tarihi öncesinde 40 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurmasına rağmen söz konusu parsellerin davalılar adına tespit gördüğünü ve bir kısmının da tespit dışı bırakıldığını, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararında dava konusu arazinin 12.660 metrelarelik kısmının birleşen davanın davacısı ... adına, 12880 m2 lik kısmının davacı ... ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verdiğini, davacı müvekkilinin kullanmış olduğu tespit edilen 12.880 m2'lik alan dışında kalan kısımların birleşen davanın davacısı ... adına tespit ve tescil edilmiş olmasının hatalı ve eksik incelemeye dayalı olduğunu, müvekkilinin dava tarihinden önceki 40 yıl boyunca dava konusu araziyi tek başına ve nizasız aralıksız olarak kullandığını, arazinin tamamına ilişkin bütün vergileri ... ...'nın ödediğini, tapulama işlemi yapılırken arazi sınırları ve maliklerinin yanlış tespit edildiğini açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu edilen yerlerin orman olup olmadığının tespit edilmediği gibi, mera durumunun da yeterli araştırılmadığını, yine zilyetlikle kazanım koşullarının davacılar yararına oluşmadığını açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir. 3. ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava sonlandıktan sonra temyiz aşamasında davaya dahil edildiklerini, bu nedenle savunma haklarının kısıtlandığını açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir. 4. ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, mera sınırlandırılmasının iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu edilen yerlerin zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı ve böye yerlerden iseler zilyetlikle kazanım koşullarının davacılar yararına oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 14 ve 17 nci maddeleri, 3. Değerlendirme 1. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 3290 ve 3291 parsel ... taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden oldukları ve davacılar yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacı ... ... dava dilekçesinde, dava konusu yerde 50.700 metrekarelik yeri 40 yıldır zilyet olmak suretiyle kullandığını ve bu yere ilişkin talebinin bulunduğunu, ancak bu kullandığı yerin bir kısmının mera olarak ... Köyü 3290 ve 3291 parsel numaralarıyla sınırlandırıldığını, geri kalan kısmının ise tapulama harici bırakıldığını belirtmiştir. Dosya kapsamından 3290 ve 3291 parsel ... taşınmazların toplam yüzölçümünün 26.900 metrekare olduğu anlaşılmakta olup, bu doğrultuda geriye kalan ve tapulama harici bırakılan 23.800 metrekare yerin de davacı tarafından dava edilmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince dava konusu edilen 23.800 metrekarelik tapulama harici yerin kapsamı belirlenmemiş ve bunun sonucu olarak ta anılan yerle ilgili herhangi bir araştırma yapılmamış ve davanın konusu olarak yalnızca 3290 ve 3291 parseller kabul edilmiştir. Öte yandan, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda, dava konusu yerde orman tahdidi yapılmış olduğu belirtilmesine rağmen, usulüne uygun tahdit uygulaması yapılmamış, bu kapsamda yörede yapılan çalışmalara ilişkin tüm tutanaklar getirtilmemiş, tahdidin ne zaman yapıldığı araştırılmadığı gibi, dosya arasında bulunan tahdit haritasından da taşınmazların tahdit hattına göre konumunun kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı görülmüştür. Ayrıca, orman araştırmasının yanında, tarafların dayandığı vergi kayıtları tedavülleri ile birlikte getirtilerek mahallinde yöntemince uygulanmamış, revizyon durumları sorulmamış ve çekişmeli taşınmazlara komşu olan parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilmediği gibi dava konusu taşınmazların niteliğinin belirlenmesinde esaslı unsur olan hava fotoğraflarından da yararlanılmamıştır. Bununla birlikte, dava konusu edilen taşınmazlar mera olarak sınırlandırılmış olmalarına rağmen, yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmamış, bu kapsamda, taşınmazların bulunduğu bölgede tahsisli mera bulunup bulunmadığı ilgili kurumlardan sorularak tespit edilmemiş ve taşınmazların kadim mera olup olmadıkları hususunda mera komşu köyden mahalli bilirkişi dinlenilmemiş ve yine dava konusu 3290 ve 3291 parsellerin öncesinde bir bütün olarak kullanıldığı, tapulama sırasında ortasından geçen küçük dere yatağı nedeniyle ikiye ayrılarak sınırlandırıldığı davacı ve mahalli bilirkişi beyanlarıyla sabit olduğu halde, bu doğrultuda jeolog bilirkişiden rapor aldırılarak dava konusu edilen yerlerin aktif dere yatağında kalıp kalmadıkları da araştırılmamış ve yerel bilirkişi ve tanıkların soyut içerikli beyanlarına dayanılarak karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Bu şekilde, hem davanın konusu tam olarak belirlenmeden, hem de eksik araştırma, inceleme ve uygulamaya dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. 2. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için, öncelikle dava konusu 3290 ve 3291 parsellerle birlikte dava konusu edilen 23.800 metrekarelik tapulama harici bırakılan yer belirlenmeli, sonrasında karar tarihinden sonra 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 ... Kanun uyarınca, büyükşehir belediyesi sınırlarının il mülki sınırları olarak belirlendiği, büyükşehir belediyesi olan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliklerinin kaldırıldığı, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katıldığı dikkate alınarak, eldeki davanın niteliği gereği davacı tarafa, davasını, anılan kanun hükmü uyarınca yasal hasım konumunda bulunan ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına ve taşınmazların bulunduğu Çal Belediye Başkanlığına da yöneltmek suretiyle taraf teşkilini sağlaması hususunda süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde anılan belediyelerden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirmeleri halinde delilleri toplanmalı, ayrıca işin esası yönünden, çekişmeli 3290 ve 3291 parsellerle birlikte, kapsamı belirlenecek 23.800 metrekarelik (Denizler Köyü çalışma alanı içinde kalan kısımlar tespit edilirse oradaki orman kadastro çalışmalarına ilişkin belgeler de getirtilecek) tapulama harici yerin bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi ve bir fen elemanının katılımıyla yeniden yapılacak keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazların orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli taşınmazlar yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalıdır. Dava konusu yerlerin, uzman bilirkişilerce yapılacak tahdit uygulaması sonucu orman sınırları dışında olduğunun anlaşılması halinde, tarafların dayandığı vergi kayıtları tüm tedavülleri ile getirtilerek, başka parsellere revizyon görüp görmedikleri araştırılmalı, varsa revizyon gördükleri parsellere ait onaylı tutanak örnekleri, tutanakları kesinleşmiş ise tapu kayıtları celbedilmeli, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların kadastro tutanakları ve dayanak kayıt ve belgeler ile ilgili kurumlardan çekişmeli taşınmazları kapsayacak şekilde mera tahsisi bulunup bulunmadığı sorulmak suretiyle varsa mera tahsis kararı ve krokisi getirtilmeli, taşınmazlara ait en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazların bulunduğu mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre 3290 ve 3291 parsel açısından sınırlandırma tarihi, İlk Derece Mahkemesince kapsamı belirlenecek olan tapulama harici bırakılan yer yönünden ise dava tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulmalı, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyden ve komşu köyler halkından ayrı ayrı seçilecek üçer kişilik mahalli bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile tespit bilirkişileri, üç kişilik uzman ziraatçi mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, jeolog bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, taraflarca dayanılan vergi kayıtları tüm sınırları tek tek okunup yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle mahallinde uygulanmaya çalışılmalı, uygulamada komşu taşınmazların kadastro tutanak ve dayanaklarından yararlanılmalı, tanık ve yerel bilirkişilerce gösterilen sınırlar teknik bilirkişiye işaret ettirilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulamasına ilişkin sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana neden üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde açıklanmalı, ayrıca varsa mera tahsis kararı ve haritaları da uygulanıp kapsamları belirlenmeli, teknik bilirkişiye uygulanan vergi kaydının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir rapor ve kroki düzenlettirilmeli; bundan sonra yöntemince zilyetlik araştırması yapılmalı, bu bağlamda; taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı ve mera ile arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarında mahalli bilirkişiler ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanları arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların niteliğiyle ilgili önceki tarihli ziraat bilirkişi raporunu da irdeleyen, taşınmazların tarımsal niteliğini bildirir, taşınmazların farklı nitelikteki bölümleri ve komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde, toprak yapısı, bitki deseni ve diğer yönlerden mera vasfında olup olmadığı, komşularında mera parseli bulunması halinde bu parsellerden nasıl ayrıldığını, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeolog bilirkişiden taşınmazların önceden ya da halen aktif dere yatağı olup olmadığı, ... tehdidi altında bulunup bulunmadığı gibi hususları ayrıntılı ve açık bir şekilde açıklaması istenmeli, jeodezi ve fotogrametri mühendisinden belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazların hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmeli ve taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığının ve kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine çalışılmalı; yine tarafların dayandığı vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uymadığının anlaşılması halinde 3402 ... Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 ... Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 ... Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve ... olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, taşınmazların kadim mera olduğunun ya da tahsis haritası kapsamında kaldığının ve öncesinin mera olduğunun veyahut aktif dere yatağı kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, mera veya dere yatağı olan bir yer üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli ve bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. 3. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, davanın konusu kesin olarak belirlenmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı ... ile davalı ... Başkanlığına ayrı ayrı iadesine, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.