1. Hukuk Dairesi 2011/13617 E. , 2011/13666 K. "" MAHKEMESİ : SİLİVRİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/06/2010 Taraflar arasındaki davadan dolayı Silivri 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 02.06.2010 gün ve 2009/111 esas 2010/274 karar sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 11.07.2011 gün ve 3430-8082 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vasisi, kısıtlı davacının 21.05.2007…
**1. Hukuk Dairesi 2011/13617 E. , 2011/13666 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SİLİVRİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/06/2010 Taraflar arasındaki davadan dolayı Silivri 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 02.06.2010 gün ve 2009/111 esas 2010/274 karar sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 11.07.2011 gün ve 3430-8082 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vasisi, kısıtlı davacının 21.05.2007 tarihinde dava konusu 187 parsel sayılı taşınmazı temlik ettiğini, bu tarihte hukuksal ehliyetten yoksun bulunduğunu ileri sürerek, iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının vesayet altına alınması için 20.09.2004 tarihinde sulh hukuk mahkemesinde dava açıldığı, 19.09.2007 tarihinde kısıtlanmasına karar verildiği, bu dosya kapsamında rapor alınmak üzere uzun süre geçirildiği; Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi raporuyla hafif derecede montal retardastgon hastası olduğu; vasi tayini gerektiğinin bildirildiği görülmektedir. Bilindiği üzere; Davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Kanunun “ fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir “ biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç ( yükümlülük ) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış. 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin ( reşit ) olmayı kabul ederek “ ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. “ hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü “ eylem ve işlev ehliyeti olarak ta tarif edilerek aynı yasanın 13. maddesinde “ yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır. Hemen belirtmek gerekir ki, Medeni Kanununun 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 11.6.1941 tarih 4/21)