6. Ceza Dairesi 2008/3237 E. , 2010/16670 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hakaret, tehdit HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm duruşmalı olarak temyiz edilmekle; Yargıtay 4.Ceza Dairesinin 16/01/2008 tarihli görevsizlik kararı ile Daireye gönderilmekle başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükmolunan cezaların tür ve sürelerine göre sanık ... savunmanlarının duruşmalı inceleme isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi
**6. Ceza Dairesi 2008/3237 E. , 2010/16670 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hakaret, tehdit HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm duruşmalı olarak temyiz edilmekle; Yargıtay 4.Ceza Dairesinin 16/01/2008 tarihli görevsizlik kararı ile Daireye gönderilmekle başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükmolunan cezaların tür ve sürelerine göre sanık ... savunmanlarının duruşmalı inceleme isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca REDDİNE; I-“Hakaret” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Gerekçeli karar başlığına “Temmuz 2001” olarak yanlış yazılan suç tarihinin, “24/07/2001” olarak yerinde düzeltilmesi olanaklı görülmüştür. Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 482/2, 80. maddelerindeki suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 24/07/2001 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş olması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanı ve katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, II-“Tehdit” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Gerekçeli karar başlığına, “24/07/2001” olan suç tarihinin, “Temmuz 2001” olarak yanlış yazılması, 2-Sanığın, yakınana gönderdiği isimsiz ve imzasız mektupla, “….. canın vermek isteyince nasıl ona buna veriyorsan, senden istenilenleri de vereceksin. Dikkat et avukat, bunların bitmesini istiyorsan tam on günün var. On günün sonunda sana yer ve zaman bildirilecek ve tam nakit olarak elli milyar lira getireceksin. Bu parayı s.. s.. ödeyeceksiniz. İstersen ödeme, hayatında öyle şeyler olur ki bu günlerini çok ararsın. ……. Bunları ciddiye almazsan senin başına gelecek var tabii….istenilen parayı s… s… vereceksin” diyerek büyük bir zarara ya da tehlikeye düşüreceğini bildirmek suretiyle tehdit edip elli milyar lira paranın teslimine karşı koymaması yönünde zorladığının anlaşılması karşısında; eyleminin yağmaya kalkışma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yağma suçunun niteliğinin belirlenmesinde belirleyici etken olan, “yakınana şu kadar parayı şuraya bırak şeklinde bir söz sarf edilip talimat verilmediği, elli milyar lira paranın hakimiyetinin sınırlanmasının söz konusu olmadığı, bir şeyi işlemek veya işlenmesine izin vermesi konusunda yakınanın zorlandığı, bu haliyle eylemin tehdit suçuna uyduğu” şeklinde yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı biçimde hüküm kurulması, 3-Sanığın, yakınana gündüz sayılan sabah saat 04:00 sıralarında doğru attığı taşa sarılı mektup yoluyla, belli gün ve yer belirtilmeden, elli milyar lira parayı vermesi konusunda tehdit etmesi şeklindeki eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 495/1, 61/1, 31, 522/1. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun aynı suça uyan 148/1, 35/2, 53. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezaların alt ve üst sınırları bakımından; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi ışığında; 5237 sayılı TCK.nun hükümlerinin sanık lehine olduğunun gözetilmesi zorunluluğu, 4-Kabule ve uygulamaya göre de; Hükümde, temel cezanın belirlenmesi sırasında uygulama maddesinin, 5237 sayılı TCK.nun 106/2-b maddesi yerine 109/2-b maddesi olarak gösterilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanı ve katılan ... vekilinin temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27/10/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.