10. Hukuk Dairesi 2025/13923 E. , 2026/1377 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1445 E., 2025/1764 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/84 E., 2022/374 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilm…
10. Hukuk Dairesi 2025/13923 E. , 2026/1377 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1445 E., 2025/1764 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/84 E., 2022/374 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili asıl davada vermiş olduğu 30.01.2014 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 24.04.2010 tarihinde davalıya ait işyerinde kaplama bölümünde çalışırken iş kazası geçirdiğini, kazanın meydana gelmesinde tüm kusurun davalı tarafa ait olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin çalışma gücünü %81 oranında kaybettiğini, ancak maluliyetin bu oranın çok üzerinde olduğunu, yine iş kazası sebebiyle müvekkilinin tedavi ve ulaşım masrafları vs. yaptığını, ayrıca kaza sonrası manevi olarak yıprandığını, ciddi sağlık sorunları yaşadığını, depresyon tedavisi gördüğünü belirterek, 200.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 24.07.2019 tarihinde vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak arttırarak 799.988,10 TL'ye yükseltmiştir. Davacı vekili birleşen davada vermiş olduğu 02.04.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; asıl davada vermiş olduğu dava dilekçesinde yapmış olduğu açıklamaları tekrar ederek, 27.01.2020 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacının maddi zararının 856.286,49 TL olarak hesaplandığını, dava ve ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak toplam 799.988,10 TL maddi tazminat talep ettiklerini, aradaki fark olan 56.298,39 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili asıl davada vermiş olduğu cevap dilekçesinde; kazanın oluşumunda davacı işçinin ağır kusurlu olduğunu, davacının sürekli iş göremezlik oranına itiraz ettiklerini, dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerektiğini, işyerinde TİS'e tabi olarak çalıştığını, ilgili sendikanın ...Sendikası olduğunu, davacının her türlü hastane ve tedavi giderlerinin davalı şirket tarafından karşılandığını, ayrıca davacı tarafça avans faizi talep edilmesinin yerinde olmadığını, davalı şirket tarafından yapılan tedavi giderlerinin hüküm altına alınacak maddi tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı tarafça birleşen davaya karşı herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği görülmektedir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.06.20 22... /84 E., 2022/374 K. sayılı kararıyla "...somut olayda Mahkememizce hükme esas alınan en son düzenlenen hesap bilirkişi ... raporunda; davacının Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 09.03.2017 tarihli raporu ile kesinleşen %83 maluliyet oranı dikkate alınarak bu seçenek ile tarafların kusur durumları dikkate alınarak ve davacının raporlu olduğu dönemde yerleşik Yargıtay kararları gereği %100 malul olduğu kabul edilerek yapılan, davacının ... Sendikası üyesi olduğu ve bu Sendika ile davalı işveren arasında imzalanmış TİS hükümlerinden yararlandığı anlaşılmakla, TİS hükümlerine göre davacının tespit edilen ücreti esas alınmak sureti ile yapılan maddi tazminat hesabı, dosya kapsamında uygun olduğu değerlendirilerek, bilirkişinin seçenekli olarak hazırladığı hesaplamadan VI- i) seçeneğinde yapılan hesaplama yerinde görülerek, Mahkememizce ara kararlar ile geçici ödemelere karar verilmiş olmakla, geçici ödemelerin toplamının hesaplamadan mahsubu suretiyle maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir... tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, davacının iş göremezlik oranı, olay tarihi gözetilerek belirlenen manevi tazminatın davalıdan tahsiline..." gerekçesiyle, 1.539.366,07 TL maddi tazminattan toplam 305.000,00 TL geçici ödemenin mahsubu ile 1.234.366,07 TL'nin, taleple bağlı kalınarak asıl ve birleşen davada talep edilen 852.141,00 TL sinin olay tarihi olan 22.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 305.000,00 TL için ise olay tarihinden (ayrı ayrı her bir geçici ödeme için) ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faizinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 130.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, tedavi gideri talebinin ise reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. Gerekçe ve Sonuç Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi 20.10.20 22... /2574 E., 2022/311 K. sayılı kararıyla "...Davacı vekili 21.12.2015 tarihinde Mahkemeye vermiş olduğu dilekçesi ile davacının iş göremezlik oranının hem SGK hem de Yüksek Sağlık Kurulu kararları ile %81 olarak tespit edildiğini, raporların birbiriyle örtüştüğünü ve tereddüt bulunmadığını, davalı tarafın rapora itirazının dosyayı sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, bu nedenle dosyanın Adli Tıpa gönderilmesine yönelik ara karardan dönülerek, davalı tarafa maluliyetin tespitine yönelik dava açılması için süre verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 18.05.2016 tarihli raporunda sürekli iş göremezlik derecesinin 11.10.2008 tarih ve 2701 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca E cetveline %67,0 olduğuna karar verilmiştir. Bunun üzerine davacı vekili Mahkemeye vermiş olduğu 20.06.2016 tarihli dilekçesi ile Adli Tıp Kurumu raporundaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, hesaplamaya esas olarak %81 maluliyetin esas alınmasını talep ettiklerini belirtmiştir. Davalı vekili Mahkemenin 21.09.2016 tarihli görülen duruşmasında, Adli Tıp Kurulunun raporuna itiraz ettiklerini, dosyanın Adli Tıp Kurumu Genel Kuruluna gönderilmesini talep ettiklerini belirtmiş, davacı vekili ise davalı vekilinin itirazlarını kabul etmediklerini, dosyanın kusur raporu alınmak üzere bilirkişiye gönderilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüş, Mahkemece dosyanın sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti için Adli Tıp Kurumu Genel Kuruluna gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Adli Tıp Genel Kurulunun 09.03.2017 tarihli kararında ise davacının sürekli iş göremezlik derecesinin 11.10.2008 tarih ve 2701 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca E cetveline göre %83,0 olduğuna karar verilmiştir. Davacı vekilince 24.04.2017 tarihli dilekçe ile ATK Genel Kurulunca müvekkilinin iş göremezlik derecesinin E cetveline göre %83,0 olarak belirlendiği, Mahkemece belirtilen maluliyet oranı üzerinden sonuca gidilmesi gerektiği talep edilmiş, İlk Derece Mahkemesince davacının talebi doğrultusunda 11.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda sürekli iş göremezlik derecesi %83 kabul edilerek yapılan hesaplamaya itibar edilerek sonuca gidilmiştir. Bununla birlikte ATK Genel Kurul kararı üzerine davalı tarafça iş göremezlik oranının tespiti için Ankara 17. İş Mahkemesinde dava açılmış, Mahkemenin 16.05.2018 tarihli Kararı ile davacının %83 oranında iş göremez duruma geldiğinin tespitine karar verilmiş, verilen karara karşı davalı tarafın istinafı üzerine Ankara BAM 11. Hukuk Dairesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davalı tarafça temyiz isteminde bulunulmuş ve Yargıtay 21. HD.'nin 07.03.2019 tarihli Kararı ile Mahkeme kararı onanmıştır. Bu noktada belirtilmelidir ki, Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu Kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Somut olayda, 11.11.2014 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Sürekli İş Göremezlik Derecesi Tespitine İlişkin Sağlık Kurulu Kararı ile Yüksek Sağlık Kurulu tarafından verilen 27.11.2015 tarihli karar uyarınca davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %81,0 olarak belirlendiği, davacı tarafça maluliyeti %81 olarak belirlenen sürekli iş göremezlik kararlarına yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi, davalı tarafça yapılan itirazların davayı sürüncemede bırakmak için yapıldığının belirtildiği, ayrıca Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 18.05.2016 tarihli kararın üzerine davacı tarafça Mahkemeye verilen 20.06.2016 tarihli dilekçe ile hesaplamaya esas olarak %81 maluliyetin esas alınmasının talep edildiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle davacı tarafça %81,0 sürekli iş göremezlik derecesine itiraz edilmediği ve ATK Genel Kurul kararına kadar %81,0 sürekli iş göremezlik derecesi dikkate alınarak sonuca gidilmesi gerektiğinin bir çok kez Mahkemeden talep edildiği dikkate alındığında, artık davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu, bu nedenle Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu kararı ile davacının süreli iş göremezlik derecesi %83,0 olarak kabul edilmiş ise de davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar korunarak davacının maddi tazminatı belirlenirken sürekli iş göremezlik derecesinin %81,0 olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Diğer taraftan, davacı tarafa 01.01.2015 tarihinde maluliyet aylığı bağlandığı dikkate alındığında, maddi tazminat hesabında pasif dönemin 01.01.2015 tarihinden itibaren başlatılması gerekip gerekmediği diğer bir ihtilaftır. İş kazasına maruz kalan sigortalının maddi tazminat miktarı, işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşur. Pasif dönem, sigortalının aktif çalışma döneminin sona ereceği, bir başka anlatımla emeklilik döneminin başlayacağının varsayıldığı tarihten itibaren, muhtemel bakiye ömrü sonuna kadar devam edecek olan dönemi ifade eder. Varsayıma dayalı olarak pasif dönem, erkeklerde 60, kadınlarda 55 yaşın dolduğu tarihte başlatılır. Bunun nedeni, SSK kapsamında çalışanların 506 sayılı Kanun hükümlerine göre bu yaşta emekli olabileceklerinin kabulüdür. Gerçekte bu tür tazminat davalarında zarar hesabında varsayımlara göre sonuca gidilmesi bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Pasif dönemin de her sigortalının koşullarına göre hangi tarihte gerçekleşebileceği ayrı ayrı tespit edilebilir ve buna göre hesap yapılabilir ise de henüz böyle bir uygulama bulunmamaktadır. Eğer, dava sırasında sigortalının fiilen pasif döneme girdiği tarih anlaşılabiliyor ise artık varsayıma gidilerek sigortalı erkek ise 60, kadın ise 55 yaşına kadar aktif çalıştığı varsayımına göre hesap yapılmaz, aktif dönem zararının artık belli olan bu emeklilik tarihine kadar hesaplanması gerekir. Zira bilinen varken ihtimale göre hesap yapılması doğru değildir. Somut olayda, davacı kazalının malulen de olsa 01.01.2015 tarihinde emekli olduğu bellidir. Bu durumda davacının aktif dönem sonunun malulen emekli olduğu tarih olduğu, bu tarihten sonrasının davacı için artık pasif dönem olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır. Bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf başvurusun kabulüne karar vermek gerekmiştir. O halde, Mahkemece aldırılan 11.05.2022 tarihli bilirkişi raporunun "C" bendinde dosya kapsamına göre düzenlendiği belirtilen hesaplamanın usul ve yasaya uygun olduğu, ilgili hesaplamada davacının sürekli iş göremezlik oranının %81,0 olarak kabul edildiği, buna göre davacının %80 kusur karşılığı toplam zararının 1.116.510,43 TL olarak belirlendiği görülmektedir. Dosya içeriğinden SGK tarafından %81,0 sürekli iş göremezlik karşılığı bağlanan ilk peşin sermaye değerinin 256.158,59 TL olduğu, 15.657,35 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre, ilk peşin değerli gelirin %80 davalı kusuruna göre rücu edilebilir tutarı (256.158,59 x %80 = 204.926,87 TL) ile geçici işgöremezlik ödemesinin rücu edilebilir tutarının (15.657,35 x %80 = 12.525,88 TL) hesaplanan zarar miktarından düşülmesi gerekmektedir. 11.05.2022 tarihli bilirkişi raporunun "C" bendinde hesaplanan zarar miktarı 1.116.510,43 TL olup ilk peşin değerli gelir tutarının kusur karşılığı 204.926,87 TL ile geçici işgöremezlik ödemesinin kusur karşılığı olan 12.525,88 TL düşüldüğünde bakiye zarar tutarının 899.057,68 TL olduğu tespit edilmiştir. Dosya içeriğinden, yargılama sırasında çeşitli tarihlerde Mahkemece davalı tarafça davacıya geçici ödeme yapılmasına karar verildiği, verilen kararlar uyarınca toplam 305.000,00 TL davacıya ödeme yapıldığı belirlenmiştir. Hesaplanan zarar miktarından, yapılan geçici ödeme tutarı mahsup edildiğinde kalan tazminat miktarı 899.057,68 - 305.000,00 = 594.057,68 TL'dir..." gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararın taraf vekillerince temyiz Kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde 17.04.20 25... /1760 Esas, 2025/6261 Karar sayılı kararla özetle "...davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik olarak; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; Bölge Adliye Mahkemesince davacının bakiye zarar tutarının 899.057,68 TL olduğu tespit edilerek, yargılama sırasında çeşitli tarihlerde Mahkemece davalı tarafça davacıya geçici ödeme yapılmasına karar verilmesi üzerine verilen kararlar uyarınca toplam 305.000,00 TL ödeme yapıldığı belirtilerek hesaplanan zarar miktarından, yapılan geçici ödeme tutarı mahsup edildiğinde kalan tazminat miktarının 899.057,68 - 305.000,00 = 594.057,68 TL olduğu kabulü ile bu miktar esas alınmak suretiyle davacı lehine maddi tazminata hükmolunduğu açıklanmasına rağmen geçici ödeme nedeniyle hükmedilmeyen 305.000,00 TL maddi tazminat tutarının taraf vekilleri lehine takdir edilen vekalet ücreti hesaplamasında reddolunmuş talep gibi değerlendirilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; yukarıda yapılan açıklama gereğince davacının Mahkeme ara kararı gereği geçici ödeme nedeniyle ödenen maddi tazminat tutarı yönünden esasen davacının bu tutar yönünden de davasının kabul edildiğini gözetecek şekilde taraf vekilleri lehine usule uygun vekalet ücreti takdiri içeren bir karar vermekten ibarettir. Davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına yönelik olarak; somut olayda, davacı sigortalının davalı şirkette çalışırken gerçekleşen kazada yaralandığı, sürekli iş göremezlik oranının %81 olarak tespit edildiği, davacının kaza nedeniyle omurga, bel ve diz kırığı yaşadığı ve sonrasında idrar inkontinansı ve travma sonrası stres bozukluğu tanısı konulduğu, kaza tarihinde 34 yaşında olduğu, hükme esas alınan kusur raporuna göre davalı işverenin %80 oranında davacı sigortalının ise %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda sigortalının iş kazası nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik, iş kazasının gerçekleşmesinde işverene göre kusurunun azlığı, iş kazasının davacıda meydana getirdiği şiddetli elem ve ızdırap kapsamında, hüküm altına alınan manevi tazminatın bariz biçimde çok az miktarda olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple Mahkemece yapılacak iş, davacının iş kazasına uğraması nedeniyle açıklanan sebeplerle duyduğu şiddetli elem ve ızdırabı tazmin ile yeterli hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata hükmetmekten ibarettir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, "Asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 1-)594.057,68 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 22.04.2010 tarihinden itibaren (davalı tarafça dava devam ederken geçici ödemeler yapıldığından, kaza tarihinden her bir geçici ödemenin ödeme tarihine kadar) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-)400.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-)Davacının tedavi, yol vs. masraflarına ilişkin talebinin reddine," şeklinde karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz sebepleri olarak; Bölge Adliye Mahkemesi kararında bozma ilamı gereğinin yerine getirilmediği, manevi tazminat takdirinin az olduğu, tedavi gideri talebinin kabulü gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili temyiz sebepleri olarak; geçici ödemeler ile vekalet ücreti hususunda hatalı karar verildiği, manevi tazminatın fahiş takdir edildiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 1. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55... . maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19... . maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u hükümleri. 2. Değerlendirme A) Taraf vekillerinin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B)Taraf vekillerinin maddi tazminat alacağına iliştin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmakla bozma ilamının gereğinin yerine getirilmesi gerekmekte olup dairemiz 17.04.2025 tarihli bozma ilamında belirtildiği üzere davacının hak kazandığı tazminat miktarı olan 899.057,68 TL'den davalı tarafça yargılama aşamasında geçici ödeme talebi üzerine ödenen 305.000,00 TL'nin mahsubu ile hüküm kurulması gerekmekte iken Mahkemece bozma ilamı sonrası tesis edilen hükümde davacının maddi zararının 594.057,68 TL olduğu yönünde hüküm tesisi ve geçici ödeme miktarı yönünden davacının faiz alacağı yönünden ayrıca hüküm tesis edilmemesi hatalıdır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin manevi tazminat alacağına ilişkin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin tem temyiz itirazlarının reddi ile davacı vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alan " 1-)594.057,68 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 22.04.2010 tarihinden itibaren (davalı tarafça dava devam ederken geçici ödemeler yapıldığından, kaza tarihinden her bir geçici ödemenin ödeme tarihine kadar) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, " kısmının tamamen silinerek yerine geçmek üzere; "1-) Davacının 899.057,68 TL maddi tazminat alacağının bulunduğunun tespiti ile yargılama sırasında ödenen 305.000,00 TL'nin mahsup edilmesi suretiyle 594.057,68 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 22.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, geçici ödeme suretiyle değişik tarihlerde ödenen toplam 305.000,00 TL'nin kaza tarihinden her bir geçici ödemenin ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faizinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, " ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.