Başvuru, terörle mücadele kapsamında vazife malulü olarak kabul edilmeme işlemine karşı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; terörle mücadele kapsamında vazife malulü olarak kabul edilmeme işlemine karşı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 31/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, zorunlu askerlik hizmetini yerine getirmekte iken İran sınırından kaçak geçiş ihbarı gelmesi üzerine olay yerine giden acil müdahale mangası içinde yer almıştır. Şüphelilerin sınıra gelmeden dönmeleri üzerine başvurucunun da içinde bulunduğu manga detaylı aramadan sonra birliğe geri dönmek üzere yola çıkmıştır. Dönüş yolunda başvurucunun içinde bulunduğu araç trafik kazası geçirmiştir. Bu kaza sonucu başvurucu yaralanmış ve Iğdır Devlet Hastanesinde tedavi altına alınmıştır. Kurtalan Sulh Hukuk Mahkemesinin 14/10/2014 tarihli kararı uyarınca kısıtlılık nedeniyle başvurucuya babası vasi olarak atanmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumunun 17/8/2015 tarihli işlemiyle başvurucu 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca vazife malulü olarak kabul edilmiştir. Başvurucu, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu hükümlerinden yararlandırılmak istemiyle Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruda bulunmuştur. 28/10/2015 tarihli işlemle istem reddedilmiştir. Başvurucu, Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) söz konusu işlemin iptali istemiyle dava açmıştır. Mahkeme 22/12/2016 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Ret gerekçesinde öncelikle başvurucunun 2330 sayılı Kanun kapsamında vazife malulü olduğu konusunda ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın 3713 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığı hususuna ilişkin olduğunun altı çizilmiştir. 3713 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, terör olaylarını önlemek için her türlü patlayıcı maddeye bağlı olarak meydana gelen olaylar sonucu veya terör olaylarının önlenmesi, takibi veya etkisiz hâle getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında ya da bu görevlere gidiş geliş esnasında yaralananların, ölenlerin, sakat kalanların kapsama dâhil olduğu vurgulanan gerekçede, somut olayda ise kazanın yasa dışı sınır geçişinin önlenmesi görevinden dönüş sırasında meydana geldiği, görevlendirmenin terör eylemine ilişkin olmadığı veya sınırı geçmek isteyenlerin terörist olduğu yönünde bir bulguya rastlanmadığı belirtilmiştir. Nihai olarak dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak ret gerekçesi oluşturulmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi de 12/6/2018 tarihli kararı ile başvurucunun istinaf talebini reddetmiştir. Başvurucu nihai kararı 31/7/2018 tarihinde tebellüğ etmesinin ardından 31/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 3713 sayılı Kanun'un "Yardım" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, engelli hâle gelen, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır." 3713 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (j) bentleri arasında, sağlanacak hak ve imkânlara yer verilmiştir. Maddenin ikinci fıkrası ise şöyledir: "Kamu görevlileri ile birinci fıkranın (h) ve (j) bentleri kapsamına girenlerden terör olaylarını önlemek amacıyla her türlü patlayıcı maddeye bağlı olarak meydana gelen olaylar sonucunda ya da her ne şekilde olursa olsun terör olaylarının önlenmesi, takibi veya etkisiz hale getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşler esnasında meydana gelen kazalar sonucunda yaralanan, engelli hâle gelen, hastalanan veya hayatını kaybedenler, birinci fıkranın durumlarına uygun hükümlerinden yararlandırılır."