Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 7/3/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 16/10/2008 tarihinde akşam saatlerinde doğum belirtilerinin başlaması üzerine Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesine (Hastane) başvurmuştur. Yatışı yapılan başvurucu 17/10/2008 günü saat 45 sıralarında Berra adında bir kız çocuğu dünyaya getirmiştir. Doğum sonrası ilk muayenesinde genel durumu iyi olan bebeğin sonraki gün yapılan muayenesinde emmede azalma ve yeni doğan reflekslerinde hipoaktivite (ağır hareket etme) tespit edilmiş, havale geçirmesi nedeniyle yeni doğan yoğun bakım ünitesinde takip edilen bebek 27/10/2008 tarihinde ileri tetkik ve tedavi amacıyla Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edilmiştir. Yirmi sekiz gün boyunca tedavi gören bebek düzenli nöroloji muayenesi ve fizik tedavi uygulanması önerisiyle taburcu edilmiştir. 15/7/2009 tarihli sağlık kurulu raporunda hipoksik ensefalopati, motor retardasyon ve paraparezi tanısıyla bebekte %60 oranında vücut fonksiyon kaybı bulunduğu tespit edilmiştir.A. İdari Soruşturmaya İlişkin Süreç Başvurucunun tıbbi ihmal iddiasıyla şikâyette bulunması üzerine Antalya Valiliği ilgili sağlık personeli hakkında ön inceleme başlatmıştır. İnceleme sonucu düzenlenen 21/8/2009 tarihli raporda; alınan ifadelere ve bilirkişi raporlarına göre doğumun doğal seyrinde devam ettiği, doğum sonunda bebeğin genel durumunun iyi olarak tespit edildiği, bununla birlikte doğum esnasında bir hipoksinin (dokularda oksijen oranının azalması) oluşma ihtimalinin bulunduğu, durumun personelin ihmalinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı kesin olarak tespit edilemediğinden ilgili doktor ve ebeler hakkında soruşturma izni verilmesi yönünde görüş bildirilmiştir. Antalya Valisi 3/9/2009 tarihinde soruşturma izni verilmesine karar vermiş, karara yapılan itirazlar Antalya Bölge İdare Mahkemesinin 9/12/2009 tarihli kararıyla reddedilmiştir.B. Ceza Soruşturmasına İlişkin Süreç Soruşturma izni verilmesi üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) görevi kötüye kullanma nedeniyle olay hakkında soruşturma başlatmış, bu kapsamda müştekinin bebeğinin özürlü doğmasında şüpheli doktor ve ebelerin kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu (ATK) Başkanlığından rapor istemiştir. ATK dosya üzerinde yaptığı incelemede, doğumla ilgili travayda çekilen NST (Non Stres Test-Bebeğin, anne karnında iken yeterli oksijen alıp almadığının kontrolü için kullanılan, kalp atışlarını takip ederek kaydeden kardiyotokografi aleti ile yapılan test) çıktılarının aslına ihtiyaç duyduğunu bildirmiştir. Hastane ise bu talebe, daha önce gönderilen evrak asılları dışında Hastanede kalan dosya fotokopilerinde NST çıktılarının bulunmadığı yönünde cevap vermiştir. ATK Adli Tıp İhtisas Kurulu (Kurul) tarafından küçüğün muayenesi yapılmak suretiyle hazırlanan 18/3/2011 tarihli bilirkişi raporunda; bebeğin ilk muayenesinde genel durumunun iyi ve yeni doğan reflekslerinin doğal olduğu, mevcut tıbbi belgelere göre normal doğum kararının doğru olduğu, gebenin travayda (doğum eyleminde) ÇKS'nin (çocuk kalp sesi) yakından takip edildiği, bebeğin intrauterin (rahim içi) sıkıntıda olduğunu gösteren bulguların mevcut olmadığı belirtilmiştir. Raporda ayrıca, gebede prenatal dönemde herhangi bir patolojinin söz konusu olmadığı, doğumdan yirmi dört saat sonra başlayan sistemik ve nörolojik bulgularınneonatal inme ile ilişkili olabileceği, bu tür inmelerin büyük kısmında sebebin belli olmadığı, doğum yaptıran hekim ve sağlık personeli ile doğumdan sonra bebeği takip ve tedavi eden personelin eylemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu ifade edilmiştir. Başsavcılık 3/10/2012 tarihli kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararda şüpheli ifadeleri ve bilirkişi raporu neticesinde şüphelilerin atılı suçu işlediğine dair müştekinin soyut iddiası dışında hakkında kamu davası açılmasına yeterli delil bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu ve eşi NST kayıtlarının, doğum sırasındaki tıbbi olguların elektronik olarak kaydedildiği ve sonradan müdahale edilemeyen objektif veriler olduğunu, ATK'nın bu kayıtları incelemeden varsayıma dayalı olarak düzenlediği rapora itibar edilemeyeceğini belirterek Başsavcılığın kararına itiraz etmiştir. Manavgat Ağır Ceza Mahkemesinin 28/12/2012 tarihli kararıyla itiraz reddedilmiştir. İdari Yargıda Açılan Tam Yargı Davasına İlişkin Süreç Başvurucu ve eşi, doğum sırasındaki tıbbi ihmal nedeniyle uğradıkları zararların tazmini talebiyle 28/12/2009 tarihinde Sağlık Bakanlığına (Bakanlık) başvuruda bulunmuşlardır. Bakanlık 15/2/2010 tarihli işlemiyle talebi kabul etmediğini başvurucuya bildirmiştir. Başvurucu ve eşi 22/4/2010 tarihinde Bakanlık aleyhine Antalya İdare Mahkemesinde manevi tazminat davası açmışlardır. Dava dilekçesinde; bebeğin başı çıkımda göründüğü hâlde doğumun gerçekleşmesi için gerekli müdahalenin yapılmadığı, kayıt altına alınan teknik verilerin gereği gibi değerlendirilmediği, normal yoldan doğum için iki saat kırk beş dakika bu şekilde beklendiği, suni sancıyla doğurtulan bebeğin ağlama tepkisi vermediği ve emme refleksinin olmadığı, doğum öncesi kontrollerinde sağlıklı olan bebeğin doğum sırasındaki gecikme nedeniyle sakat kaldığı belirtilmiştir. İdare Mahkemesi 18/3/2011 tarihli ATK raporunu temin edip inceledikten sonra 16/11/2012 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinde Kurulca hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınarak olayda idarenin tazmin sorumluluğunu gerektirecek ağır hizmet kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu ve eşi tarafından NST kayıtları olmadan hazırlanan bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği iddiasıyla temyiz edilen karar, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 12/6/2014 tarihli toplantısında onanmış, karar düzeltme istemi de Dairenin 17/12/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 11/2/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. 7/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. İlgili hukuk için bkz. Fesih Aydar (B. No: 2015/4259, 10/1/2019, §§ 24-30) kararı.