10. Hukuk Dairesi 2023/7133 E. , 2024/6232 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/351 E., 2023/567 K. KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/75 E., 2022/274 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İ
**10. Hukuk Dairesi 2023/7133 E. , 2024/6232 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/351 E., 2023/567 K. KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/75 E., 2022/274 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesiyle ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptaline ve davacının hak kazandığı yetim aylığının kesildiği tarihten itibaren ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ve eski eşi ...'in 04.08.2008 tarihinde boşandıkları, davacının annesi ... ...'in 28.05.1990 tarihinde vefat ettiği, davacının ölen annesinden yetim aylığı bağlanması talebinde bulunduğu, yapılan soruşturma neticesinde Sosyal Güvenlik Denetmenliğinin 31.12.2008 tarihli denetmen raporuna istinaden davalı Kurumca davacının talebinin boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle reddedildiği, davacı tarafından 11.02.2009 tarihinde SGK aleyhine Kurum işleminin iptali istemli dava açıldığı, yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 03.05.2013 tarihli 2012/567 E.2013/513 K. sayılı karar ile davanın kabulüne ve davacıya 01.09.2008 tarihinden itibaren yetim aylığı bağlanmasına, aksine Kurum işleminin iptaline karar verildiği, verilen kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacının yetim aylığı almakta iken 06.01.2017 tarih 2017/F.Ö./003 sayılı denetmen raporuna istinaden boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeniyle aylıklarının kesildiği, kesinleşen Mahkemenin 2012/567 Esas, 2013/513 Karar sayılı kararı nedeniyle somut olayda kesin hükmün şartlarının oluşup oluşmadığı hususunun değerlendirilmesi açısından; Mahkemenin 2012/567 Esas, 2013/513 Karar sayılı dosyasının dava açılma tarihi olan 11.02.2009 tarihine kadar olan dönem yönünden kesin hükmün söz konusu olduğu, ancak 11.02.2009 tarihinden sonraki dönem yönünden davacı ile eski eşinin eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun yöntemince araştırılması gerektiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Kurum tarafından düzenlenen tutanağın aksi yazılı delille ispat edilinceye kadar geçerli olduğu, bu kapsamda 06.01.2017 tarih 2017/F.Ö./003 sayılı denetmen raporu içeriği, kamu tanığı olarak dinlenen ... köy muhtarı ...'ın ve köy azası olarak görev yapan ... ile ...'ün birbirini doğrular mahiyetteki oluşa uygun anlatımları ile Kütahya Maltepe Mahallesi muhtar ve azalarının davacının fiilen Maltepe Mahallesi Yazgır Sokak'ta oturduğuna ilişkin görgüye dayalı beyanlarının bulunmaması ve tanımadıklarını beyan etmeleri, Uşak Jandarma Komutanlığı ve Kütahya Emniyet Müdürlüğünce tanzim edilen tutanak içeriklerinden davacı ...'in 11.02.2009 tarihinden sonra 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinde belirtildiği şekilde boşandığı eşi ile fiilen aynı çatı altında ekonomik birliktelik sağlayacak şekilde oturdukları, somut olayda boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleştiği, bu kapsamda davacının almakta olduğu yetim aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Uşak 1. İş Mahkemesinin 03.05.2013 tarih ve 2012/567 E.2013/513 K.sayılı dosyasında, uyuşmazlığın, davalı Kurumun, davacının, eski eşi ile fiilen birlikte yaşadığı sebebine dayalı olarak yaşlılık aylığına hak kazanamadığına ilişkin olduğu ve yargılama sonucunda, davacının 01.09.2008 tarihinden itibaren yetim aylığı bağlanmasına ve aksine Kurum işleminin iptaline yönelik hüküm kurulduğu,Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 23.10.2014 tarih ve 2014/17806 Esas-2014/20939 Karar sayılı ilamı ile onanmak suretiyle kesinleştiği, maddi anlamda kesin hükmün sonucu ve hukuki güvenlik ilkesi ile Anayasa'nın 138 inci maddesi uyarınca davalı ... bağlayıcı niteliği bulunduğu gözetilmeden, davalı Kurum tarafından, davacıya bağlanan ölüm aylığının 18.10.2008 tarihi itibariyle kesilmesinin isabetsiz olduğu, diğer taraftan, kesinleşen Uşak 1. İş Mahkemesinin 03.05.2013 tarih ve 2012/567 E.2013/513 K. sayılı dosyasında verilen hükmün, HMK’nın 204/1 maddesine göre kesin delil niteliği, yargılama aşamasında ifadelerine başvurulan 2014 yılından itibaren ... köyünde aza olarak görev yapan kamu tanıklar ..., ... ve ...'in, davacının boşandığı eşinin, boşanmadan sonra oğlu ve gelinin evinde oturduğuna, davacının, boşanmadan sonra bir süre Kütahya ilinde kaldığına, davacının, köye geldiğinde, kızının yanında kaldığına yönelik anlatımları, anılan kamu tanıklarının anlatımlarını destekler nitelikteki davacı tanıkları ... ve ...'nun anlatımları ile davacı tanığı ...'nun, davacının kızının boşandığı eşinin akrabası olan kamu tanığı ... ile davacı arasında husumet bulunduğuna yönelik anlatımı, Kütahya ilçesi Maltepe Mahallesi muhtarı kamu tanığı ...'nin, davacının ağabeyinin, davacının bir süre kendisinin yanında ikamet edip sonra İzmir iline taşındığına yönelik bilgi verdiğine dair anlatımı değerlendirildiğinde, 06.01.2017 tarih ve 2017/F.Ö./003 sayılı araştırma inceleme raporunun aksi ispatlandığından davacının, ölüm aylığının kesilmesine ve borç tahakkukuna yönelik Kurum işleminin iptali ile ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine yönelik isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesinin kararının isabetsiz olduğu, ancak bu hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 06.01.2017 tarih ve 2017/F.Ö./003 sayılı araştırma inceleme raporu esas alınıp, davacının, ölüm aylığının kesilmesine ve borç tahakkukuna yönelik Kurum işleminin iptaline, davacıya bağlanan ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, Uşak 1 İş Mahkemesi 2012/567 Esas sayılı kararının başka bir Kurum işlemi ve denetmen raporu ile ilgili olduğunu, dava konusu edilen denetmen raporu ile ilgisi bulunmadığını, ayrıca davanın açıldığı 11.02.2009 tarihi sonrası açısından kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, köy muhtarı ve azalarının beyanı ile yapılan araştırmadan davacının boşandığı eşi ile yaşadığı sabit olup, 06.01.2017 tarihli denetim raporunun iptalini gerektirir bir durum bulunmadığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle hak sahibi kız çocuk sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işlemin iptali ile aylığın tekrar bağlanması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. 3. Değerlendirme Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 34, 35, 56, 59 uncu maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “Sosyal Güvenlik Kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. Sonuç olarak; boşanma sonucu fiili birliktelik nedeni ile Kurum işleminin iptali veya kesilme sonrası aylığın yeniden bağlanması istemli 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin ... Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20 nci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Somut olayda; Uşak 1.İş Mahkemesinin 2012/567 Esas sayılı dosyasında davacının 11.02.2009 tarihinde açtığı dava ile boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesi ile Kurum tarafından ölüm aylığı tahsis isteminin reddedildiğini belirterek, tahsis talebinin reddine dair Kurum işleminin iptalini istediği, Mahkemece ,davacıya 01.09.2008 tarihinden itibaren yetim aylığı bağlanmasına ve aksine Kurum işleminin iptaline karar verildiği ve kararın 21 HD. 23.10.2014 tarihli 2014/17806 Esas kararı ile onandığı, davacıya Mahkeme kararının onanması sonrasında 23.1.2015 tarihli karar ile ölüm aylığı bağlanarak 01.09.2008-17.02.2015 arası birikmiş aylık ve ek ödeme toplamı 53.391,71 TL'nin 18.02.2015 tarihinde ödenmek üzere gönderildiği ve davacı tarafından 18.02.2015 tarihinde alındığı, bu tarihten sonra da aylıkların ödenmeye devam edildiği, ancak Sosyal Güvenlik Kurumunun 06.01.2017 tarihli denetim raporu ile davacının boşanma tarihi olan 04.08.2008 den itibaren eşiyle birlikte yaşadığının anlaşıldığı, aylığın kesilmesi ve yersiz ödemelerin tahsili gerektiği tespitinin yapılması üzerine , aylığın tekrar 18.10.2008 itibariyle kesildiği ve 18.10.2008-17.02.2017 dönemi aylıklar için yersiz ödeme nedeniyle borç tahakkuku yapıldığı anlaşılmaktadır. Uşak 1. İş Mahkemesinin 2012/567 Esas sayılı dosyasında açılan ve 03.05.2013 tarihinde karara bağlanan dava ile birlikte, 01.09.2008 itibariyle davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığının kabul edilmesi ve kararın onanması karşısında, anılan davanın açılış tarihi ile mahkemenin karar tarihi olan 3.5.2013 tarihi arasında birlikte yaşama olgusu bulunmadığının kabulü gerekir. [adres satırı maskelendi] VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.