11. Hukuk Dairesi 2024/4864 E. , 2025/3156 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/362 Esas, 2024/773Karar HÜKÜM :Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/25 E., 2021/450 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı şirket vekili duruşmalı, davalı Kurum vekili duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapıl
**11. Hukuk Dairesi 2024/4864 E. , 2025/3156 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/362 Esas, 2024/773Karar HÜKÜM :Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/25 E., 2021/450 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı şirket vekili duruşmalı, davalı Kurum vekili duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait "..." markalarının tanınmış marka olduğunu, davalı şirketin 2018/59442 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunu yaptığını, bu başvuruya yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen yerinde görüldüğünü ve bir kısım malların başvuru kapsamından çıkarıldığını, başvurunun tümden reddi için bu karara yapılan itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden de başvurunun reddinin gerektiğini, markaların benzer olduğunun davalı Kurum'un da kabulünde bulunduğunu, her ne kadar davalı şirket adına 97/020675, 98/019473, 2000/28662 sayılı tescilli markalar mevcut ise de davalının, bu markaların kapsamına giren emtiayı genişletmeye çalıştığını, bu nedenle müktesep hak kurumundan yararlanamayacağını, ayrıca davalının, önceki tarihlerde tescilli markalarının görselini de değiştirdiğini, davacı markalarındaki "..." ibaresinin yazım stiline ve dalgalı şekline çok yakın bir kullanım seçtiğini, davalının bu markalardan sonra tescil ettirdiği markalarının aleyhine davacı tarafından açılan hükümsüzlük davalarının da müvekkili lehine sonuçlandığını, davacı markalarının tanınmışlığı nedeniyle farklı emtia sınıflarına giren mal ve hizmetler açısından da korunacağını, davalının, müvekkilinin tanınmış markalarının ününden haksız şekilde faydalanma amacıyla ve önceki tarihlerde tescilli markalarının tescil kapsamı dışına çıkarak, dava konusu markayı tescil ettirmek istemesinin davalının kötüniyetini gösterdiğini ileri sürerek YİDK’in 23.12.2020 tarih ve 2020-M-8909 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davalının züccaciye sektöründe "..." markası altında faaliyet gösterdiğini, davacının ise ev tekstili sektöründe faaliyet gösterdiğini, taraf markaları arasında iltibas yaratacak derecede benzerlik bulunmadığını, ayrıca davacının markalarının 20, 22, 23, 24, 25, 26 ve 27. sınıflara giren tekstil ile ilgili ürünler için tescilli olduğunu, davalı başvurusunun ise 08 ve 21. sınıf giren mallarda tescil edilmek istendiğini, taraflar arasında yargıya intikal etmiş uyuşmazlıkların hiçbirinde taraf markalarının kapsamına giren bu emtianın benzer bulunmadığını, davacının markalarının sadece sektörel anlamda tanınmış olduğunu, bu tanınmışlığın, uyuşmazlık konusu olan mallarda davalının önceki tarihlerde tescilli "..." ibareli markalarından ... müktesep hakkının önüne geçemeyeceğini, davacının davasına dayanak yaptığı 2006/23061, 2006/03814, 2001/02637, 159110, 149293, 115619, 85779, 2005/32261, 2007/23015, 96858, 121867 ve 2009/66400 sayılı markaların kullanılmadığını, dolayısıyla bu markaların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü uyarınca yapılacak incelemeye dahil edilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, YİDK kararında geçen davacının "..." ibareli bazı markalarının kullanım ispatına konu olup davacı tarafça SMK'nın 19/2 maddesi kapsamında davaya konu edilen mallar/hizmetlerde bu markaların kullanıldığının ispat edilemediği, bu markalar yönünden SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların oluşmadığı, kullanım ispatına tabi olmayan "..." ibareli markalar açısından ise dava konusu başvurunun kapsamındaki mallar ile bu markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla bu markalar yönünden de SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir tescil engelinin olmadığı, davalı tarafın daha önceden 8. ve 2l. sınıftaki bazı mallar için 1990 yılından itibaren "..." ibareli tescilli markalarının bulunduğu, bu husus gözetildiğinde, davacının tanınmış olduğu iddia edilen mesnet markalarından haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının kanıtlanamadığı, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı, başvurunun kötüniyetli yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamında bırakılan mallarla, davacının itirazına mesnet olan ve tescil tarihleri ile başvuru tarihi arasında beş yıllık süre geçmediği için kullanmama define tabi olmayan markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığı, emtia benzerliği koşulu gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının, başvuru kapsamında bırakılan mallar yönünden oluşmadığı, davacı markalarının ev tekstili sektöründe tanınmış olduğu, ancak başvuru kapsamında kalan mallar yönünden SMK'nın 6/5 maddesindeki hallerin ortaya çıkacağının ispat edilemediği, bu itibarla SMK'nın 6/5 maddesi anlamında bir tescil engelinden de söz edilemeyeceği ancak tarafların markalarında kullanmak istedikleri ibarelerin SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer bulunduğunun hem davalı Kurum'un, hem de mahkemenin kabulünde olduğu ve fakat davalı şirketin "..." ibareli 1997/023675, 1998/19473 ve 2000/28662 sayılı markaları varken yeni marka tescillerine yöneldiği, bu sırada özellikle 1998/19473 sayılı "..." ibaresiyle birlikte "Dünya Küresi şeklini" de içeren markasını yenileyerek, davacının gri, kırmızı ve beyaz renklerle oluşturulmuş ve tanınmışlık kazanan markalarına yanaştıracak biçimde düzenlemeye başladığı, özellikle "..." ibaresinin yazılı bulunduğu kırmızı kuşağın dalgalı biçimini de aynen işaretine yerleştirdiği, işbu davanın konusu bulunan davalının 2018/59442 sayılı marka tescil başvurusunun konusu işaretin de aynı mahiyette olduğu, yani davacının gri, kırmızı ve beyaz renklerle oluşturulmuş ve tanınmışlık kazanan markalarına yanaştıracak biçimde düzenlendiği, "..." ibaresinin yazılı bulunduğu kırmızı kuşağın dalgalı biçiminin de yalnızca kırmızı renk yerine altın rengi kullanılarak yerleştirildiği, davacının marka başvurusuna itiraz aşamasında da açıkça başvurunun haksız rekabete yol açacağını ve davalının tesadüfen söz konusu markayı seçmesinin imkansız olduğunu belirterek kötüniyet gerekçesine dayandığı, davalının markasının tesciliyle ilgili temelindeki bu sakatlık nedeniyle, istem konusu tüm mal ve hizmetler yönünden, başvurusunun tesciliyle ilgili itirazın reddine dair YİDK kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemine talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istekleri halinde ilgililere iadesine, 07.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.