11. Hukuk Dairesi 2023/707 E. , 2024/4184 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1852 Esas, 2022/1543 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/92 E., 2022/273 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekilince istinaf e
**11. Hukuk Dairesi 2023/707 E. , 2024/4184 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1852 Esas, 2022/1543 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/92 E., 2022/273 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Çorum'da kuaförlük yapan müvekkili ile davalı şirket arasında 16.04.2014 tarihinde Domino Alexandrite Lazer cihazının satışına ilişkin sözleşme imzalandığını, cihazın bedelinin 55.000,00 USD olarak belirlendiğini ve cihaz satış bedelinin satıcı davalıya leasing yöntemi ile ödendiğini, cihazda ısınma probleminin olduğunu, ayıbın davalı şirkete derhal ve defalarca iletildiğini, cihazdaki bu arızanın giderilmesi için defalarca davalı firma ile görüşüldüğünü ve 9 kez servis çağrıldığını, davalı şirketçe servis raporları doğrultusunda cihazın bazı üniteleri değiştirilmiş ise de sorunun hiçbir şekilde giderilmediğini, cihazdaki ısınma probleminin giderilmesi için teknik destek yetersizliği ve daha önce bildirilen ayıbın giderilmesi için çeşitli kereler ihbarda bulunulduğunu, davalının önce servis göndermediğini, sonrasında ise müvekkilinin gönderdiği ihtarnameler üzerine servis gönderildiğini, servis işlemlerine rağmen cihazdaki ayıbın giderilmediğini, müvekkilinin göndermiş olduğu Çorum 2. Noterliğinin 17.03.2015 tarih ve 8288 no.lu ihtarnamede cihazdaki ayıbın giderilmediğinin belirtildiğini ve giderilmemesi durumunda sözleşmeden dönüleceğinin belirtildiğini, cihazdaki ısınma probleminin halen devam ettiğini, müvekkilinin satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönmek istediğini, cihazın doğru düzgün çalıştırılmaması sebebi ile beklediği kazancı elde edemediğini, ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek, ayıplı mal nedeni ile sözleşmeden dönüldüğünün tespiti ile ayıplı malın satım bedelinin satıcıya ödenme tarihinden itibaren faiziyle birlikte 55.000,00 USD ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (6098 sayılı Kanun) ayıplı ürünler ile ilgili uyulması gereken prosedür ve zamanaşımı süresinin düzenlendiğini, her iki kanuna nazaran davacının yasal prosedüre uymadığını ve zamanaşımı süresi geçtikten sonra davayı açtığını, davacının iddia ettiği şekilde cihazın 9 kez arıza verdiğini, 12.03.2015 tarihinde lamba değişimi ve cihaz bakımı yapıldığını, bu esnada cihazda güç düşüklüğünün olduğunun tespit edildiğini, güç düşüklüğünün sebebinin araştırıldığını, cihazın power suplly değişimi yapılarak 03.04.2015 tarihinde cihazın çalışır vaziyette teslim edildiğini, bu tarihten 8 ay sonra 04.12.2015 tarihinde lamba değişimi ve bakım için teknik servise gittiğini, bu esnada davacı tarafından cihazda 500 atım sonrasında enerjinin birden düştüğünün bildirildiğini, bu durumun fotoğraflanacağının söylenmesine rağmen arızanın tespit edilemediğini, Şubat 2016 tarihinde arıza bildirimi yapıldığını, 16.04.2014 tarihinden Şubat 2016 tarihine kadar olan 22 aylık süre içerisinde herhangi bir arızanın söz konusu olmadığını, Şubat 2016'daki arıza bildirimi neticesinde davacıya bir cihaz bırakılarak arızalı olduğu iddia edilen cihazın kontrol ve tamir için alındığını, cihaz üzerinde yapılan incelemeler neticesinde herhangi bir arıza tespit edilmediğini, lamba değişimi ve bakım yapılarak cihazın 03.03.2016 tarihinde kurulumu yapılarak çalışır vasiyette teslim edildiğini, 03.03.2016 tarihinde davacının cihazı kullandığı yerin enerji ve topraklama hattının ölçümü yapıldığını ve topraklama hattının uygun olmadığının ihtar edildiğini, 9 kez arıza nedeniyle servis çağrılmadığını, cihazda herhangi bir ayıp söz konusu olmadığını, cihazın bulunduğu ortamın klima bulunmayan yahut klima çalıştırılmayan ve bu şekilde azami ve asgari ısı aralıkları sağlanmayan bir ortam olması, tozlu bir ortam olması, enerji düşüklüğü yahut yüksekliği, topraklama hattının uygun olmaması, kullanma kılavuzuna uygun olmayan şekilde cihazın çalıştırılması ve bunun gibi kullanıcı hatasına dayalı şikayetler ortaya çıkabileceğini, davacının 17.03.2015 tarihli ihtarnamesinin sözleşmeden dönme niteliği taşımadığını mahkemenin görevsiz ve yetkisiz olduğunu, yasal süresi içerisinde usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunulmamış olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, zamanaşımı yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davaya konu cihazın teslim tarihinden bugüne kadar davacının elde ettiği ve elde etmeyi ihmal ettiği gelir miktarının ve yıpranma payının bilirkişi marifetiyle tespit edilerek müvekkiline ödenmesine yahut bedelden mahsup edilmesine karar verilmesi gerektiğini, malın alıcısının finansal kiralama şirketi olduğunu ve davanın aktif husumetten de reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, Mahkemece ilk olarak verilen yetkisizlik kararının Bölge Adliye Mahkemesince kaldırıldığı, manevi tazminat talebine ilişkin harcın eksik yatırıldığı ve tamamlatılması gerektiği ihtarına rağmen tamamlanmaması üzerine ayıp nedeniyle bedel iadesi talebinin asıl dosyadan tefirikiyle eldeki esasa kaydedildiği, manevi tazminat talebinin asıl dosyada kaldığı, Yapı Kredi Leasing tarafından gönderilen 24.04.2018 tarihli cevabi yazısından anlaşılacağı üzere cihazın satışının hükümden önce davacıya yapıldığının bildirildiği ve bu nedenle husumet itirazına itibar edilmediği, davanın iki yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında davacının davalı ile 16.04.2014 tarihli cihaz satış sözleşmesi ile Dömino Alexandrite Lazer Cihazı satın aldığının, ödeme yönteminin leasing olarak 55.000,00 USD olarak belirtildiğinin, davacının Yapı Kredi Finansal Kiralama A.O. ile 14.04.2014 tarihli finansal kiralama sözleşmesi akdettiğinin, sözleşmeye konu lazer cihazının teknik servis raporlarındaki yapılan incelemeler, mahallinde yapılan keşif tanık beyanlarına göre davaya konu cihazın davacıya 17.04.2014 tarihli servis formu ile teslim edildiği servis formunda cihazın faal olarak çalıştığının belirtildiğinin, ilk montajda elektrik hattında bir sorun olduğu belirtilmediği gibi cihazın konulduğu oda koşullarının uygun olup olmadığı noktasında da davacının bilgilendirildiğine dair herhangi bir delilin de dosya kapsamında bulunmadığının, davacının davalıya keşide ettiği 11.03.2015 tarihli ihtarname tarihine kadar cihaza sözleşmede kararlaştırılan yıl içinde 2 defa ücretsiz periyodik bakım yapıldığına dair herhangi bir servis formunun bulunmadığı gibi ihtar tarihinden sonraki 12.03.2015 ve 04.12.2015 tarihli servis formalarında cihazın lambalarının değişitirildiğinin, lamba değişimine ilişkin 2 adet toplam 8.249,77 TL bedelli faturaların davacı tarafça ödendiğinin, lazer cihazının birden fazla power supply arızası vermesinden dolayı cihazın teknik aksamında kusur bulunduğunun, arıza sebebi araştırılmaksızın power supply değişimi yapıldığının, tamir için İstanbul'a götürüldüğünün ancak arızanın tam olarak giderilmediğinin, özellikle davalı şirkette teknisyen olarak görev yapan ve talimatla dinlenen tanık Volkan Korkmaz'ın cihazla ilgili olarak çok defa gittiğini belirtmesi karşısında davacının tamir ve bakım hizmeti aldığının, buna rağmen makinedeki arızanın devam ettiğinin, 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesinde belirtildiği üzere kullanım amacı bakımından lazer cihazından beklenen faydaları azaltan nitelikte gizli ayıp olduğunun belirtildiği, iadesine karar verilen lazer cihazındaki ayıbın niteliği gereği tanık anlatımlarından anlaşılacağı üzere davacı açısından müşteri kaybına yol açarak maddi zarara uğrattığı, davacının gelir elde etmesinin ise bu durumda hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle, taraflar arasında akdedilen 16.04.2014 tarihli satış sözleşmesinin feshine, taraflar arasındaki sözleşmede davaya konu cihazın bedeli 55.000,00 USD olarak belirtilmiş olup 6098 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesi uyarınca toplam 55.000,00 USD'nin fiili ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası Efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacıdaki .... seri no.lu ... System marka ve modeldeki cihazın davalıya iadesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul, yasa ve hukuka aykırı olduğunu, yetkiye ve husumete itirazlarının reddi kararının da usule aykırı olduğunu, dava tarihi itibarıyla malik olmayan davacının davayı açamayacağını, finansal kiralama sözleşmesi ile davaya konu cihazı bankadan kiralayan davacının, sözleşmede dava açabileceğine dair bir hüküm ve yetki bulunmadığını, sözleşmede kiracının satıcıya karşı dava açabilmesi için kiralayandan yazılı izin/yetki belgesi alması şartının koşulduğu ve böyle bir izin/yetki belgesi bulunmadığını, taleple bağlılık ilkesinin ihlal edildiğini, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, reddi hakim taleplerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, süresinde ve usulüne uygun ayıp ihbarı olup olmadığının kararda tartışılmadığını, davacının davasını ispatlayamadığını, davacı tarafın süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispatlayamadığını, zamanaşımı süresinin fazlası ile aşıldığını, yetersiz ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, cihazın hangi adreste kurulu bulunduğunun tespitinin verilecek hüküm bakımından önemli olduğunu, davaya konu cihazın hassas bir cihaz olduğunu, 1 ay kullanılmaması halinde dahi, içindeki saf suyun tamamının boşaltılması, yosunlaşmış alanların tümüyle temizlenmesi, yeni saf suyun konulması, korozyonun temizlenmesi, kalibrasyon ayarlarının yapılmasının zorunlu olduğunu, keşif tarihinden önce uzun süredir kullanılmadığı belirtilen cihazın tekrar çalıştırılması için gerekli bakım yapılmadan cihazın ayıplı olup olmadığını anlamanın mümkün olmadığını, ticari faaliyetini sona erdiren davacının, cihaza ihtiyacının kalmamış olması ve modelinin eskimiş olması nedeniyle cihazı iade edip parasını alma ve bu şekilde haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacının Türk Lirası olarak ödeme yaptığı halde Amerikan Doları üzerinden hüküm kurulmasının ve cihazın iade ve teslim şartı olmaksızın satış bedelinin iadesine karar verilmiş olmasının da yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, vekâlet ücretinin ve karar harcının, yabancı paranın karar tarihindeki efektif satış kuru üzerinden hesaplanmasının kanuna aykırı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla vekâlet ücreti ve harçların, dava dilekçesinde belirtilen dava değeri olan 155.000,00 TL üzerinden hesaplanması gerekirken fahiş fiyat üzerinden hesaplama yapıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Domino Alexandrite Lazer cihazını finansal kiralama yöntemi ile satın aldığı ancak yargılama sırasında cihazın mülkiyetinin davacıya geçtiği bu nedenle davacının aktif husumetinin bulunduğu, cihazın satın alındığı tarih ile dava tarihi arasında 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, Mahkemece biyomedikal mühendisi, makine ve elektrik mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 19.01.2016 tarihli rapora göre, cihazın ayıplı olduğunun tespit edildiği, heyette yer alan elektrik mühendisi bilirkişi görüşüne göre cihazın elektriksel bağlantı ve koruma sınıfının yönetmeliğe uygun olduğunun tespit belirtildiği, Mahkemece bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verildiği halde heyette yer almayan başka bir elektrik mühendisinden alınan 14.12.2017 tarihli raporda da önceki bilirkişi raporuna atıf yapılarak cihazın bulunduğu yerdeki elektrik tesisatının şartname ve yönetmeliğe uygun olduğunun belirlendiği, ancak cihazın ayıplı olmadığı, garanti süresi içerisinde cihazın onarımının yapılacağı yönündeki tespitin bilirkişinin uzmanlık alanı dışında olması nedeniyle bu yöndeki görüşünün bağlayıcı ve hükme esas almaya elverişli olmadığı, Mahkemece asıl uyuşmazlık konusunda uzman olan ve 19.01.2016 tarihli bilirkişi heyetinde yer alan biyomedical uzmanı tarafından düzenlenen 03.01.2018 tarihli raporun hüküm vermeye elverişli ve denetime açık olduğu, cihazın satın alındığı tarihten itibaren servis formlarına yansıyan arıza kayıtlarına göre cihazın gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığı, davacının ayıplı ifa nedeniyle ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayalı olarak sözleşmeden dönme hakkının bulunduğu, tarafların sözleşme gereğince aldıklarını iade etmelerinde bir isabetsizlik olmadığı, ancak yabancı para cinsinden olan davada dava değerinin 55.000,00 USD'nin dava tarihindeki kur karşılığı olan (2,82 TL) 155.000,00 TL olduğu, harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de bu değer üzerinden hesaplanması gerekmesine rağmen Mahkemece dava değerinin karar tarihi itibariyle dolar kurunun efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olan 952.440,50 TL olarak belirlenip, bu değer üzerinden harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüyle taraflar arasında akdedilen 16.04.2014 tarihli satış sözleşmesinin feshine, toplam 55.000,00 USD'nin fiili ödeme tarihindeki TC Merkez Bankası Efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacıdaki .... seri no.lu ... System marka ve modeldeki cihazın davalıya iadesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek ve bunlara ek olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığının tartışılmadığını, 17.04.2014'de teslim edilen cihaza ilişkin 11.03.2015 tarihinde ilk ihtarın gönderildiğini ancak bunda ayıp ihbarı olmadığını, bu ve 17.03.2015 tarihli ihtarlarda ayıp ihbarının bulunmadığını, müvekkilinin ihtarnamelerin tebliğinden önce 12.03.2015'de lamba değişim için teknik servis hizmeti verdiğini, davacının ayıplı olduğunu düşündüğü cihaz için 12.03.2015 ve 02.12.2015 de sarf malzemesi niteliğindeki lambayı satın almasının düşünülemeyeceğini, ilk lamba değişiminden 9 ay sonra ikinci lamba değişim talebinin bu süreçte ayıp ihbarından dahi vazgeçtiği anlamına geleceğini ve ürünün kullanıldığını gösterdiğini, tanıklar cihaz teslim alındıktan kısa süre sonra sorunlar başladığını belirtmişlerse de ayıp ihbarı olmadığını, cihazın mülkiyetinin davacıya geçtiği 31.05.2016 tarihinde davanın zamanaşımına uğradığını, raporun eksik ve hatalı olduğunu, keşif öncesinde uzun süre kullanılmadığı belirtilen cihazın önce bakımının yapılması gerekmesine rağmen bu yapılmadan çalıştırıldığını, ilk servis tutanağı incelendiğinde 1.000.000,00 atım adedine ulaşabilen lambanın 1.060.000,00 atıma ulaştığının görüleceğini, lambanın gereğinden fazla kullanımının power supply parçasına hasar vereceğini, sonraki değişimin de buna ilişkin olduğunu, bilirkişi raporları arasında cihazda ayıp olup olmadığı hususunda çelişkiler olduğunu, keşif üzerine alınan ilk raporda ayıbın niteliğinin dahi belirtilmediğini, sonraki gizli ayıp tespitini yapan bilirkişilerin dosya üzerinden tespitte bulunduklarını, ödeme TL yapılmasına rağmen USD üzerinden iadesinin yapılmasının doğru olmadığını satış bedeli USD yazsa da ödemesinin TL yapıldığını, davacının muhtemel gelir miktarının da taraflarına iadesinin gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının davalıdan satın aldığı cihazın ayıplı olduğu iddiasıyla sözleşmenin feshinin tespiti ve bedel iadesi isteminin yerinde olup olmadığı noktasındadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi. 3. 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.