11. Hukuk Dairesi 2010/258 E. , 2011/7713 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Salihli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 27.05.2009 tarih ve 2009/210-2009/298 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 14.200 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğ…
**11. Hukuk Dairesi 2010/258 E. , 2011/7713 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Salihli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 27.05.2009 tarih ve 2009/210-2009/298 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 14.200 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, eczane sahibi olan müvekkilinin Bağ-Kur’dan reçete alacaklarını tahsil etmek için 97 adet reçete, fatura, ilaç kupürü ve gerekli evrakları içeren ve değeri 4.000.091.345.-TL olan gönderiyi 02.03.2003 tarihinde APS ile Bağ-Kur’a gönderdiğini, ancak bu gönderinin davalı kurumca kaybedilmesi nedeniyle müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini ileri sürerek bu meblağın 09.04.2003 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, olay nedeniyle başlatılan soruşturma sonucu PTT memuru Mehmet Balta’nın disiplin cezası aldığını, davacının gönderisine değer koymadığını, bu nedenle gönderinin değerinin 4.000.091.345.-TL olduğunun soyut bir iddiadan ibaret olduğunu, en fazla gönderinin ağırlık olarak kabul ücretinin 50 katının istenebileceğini, davacının gerçekte böyle bir alacağı varsa öncelikle yeniden kayıtlarından belgeleri çıkararak Bağ-Kur’dan talep etmesi gerektiğini, sebepsiz zenginleşenin Bağ-Kur olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davanın ihbar edildiği Bağ-Kur Genel Müdürlüğü vekili, fatura, reçete ve ilaç kupürleri asılları olmadan ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, belge asılları kuruma ulaşmadan denetim yapılamayacağını, bu nedenle sadece internet girişi yapılmasının yeterli olmadığını, gönderinin kaybolmasında müvekkilinin kusuru olmadığını belirterek ve davalı yanında davaya katılarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, davalının Posta Kanunu 50/2 ve Yurtiçi Yurtdışı Acele Posta Servisi Yönetmeliği'nin 21. maddesine göre kabul ücretinin 50 katı tutarındaki zararı karşılayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 275 TL'nın yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK’nun 434 ncü maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Somut olayda, davalı vekili tarafından anılan işlemlerin hiçbiri yapılmadan doğrudan Dairemize verilen dilekçe ile kararın bozulmasının istendiği anlaşılmakla verilen dilekçenin geçerli bir temyiz dilekçesi olmadığı, davalı tarafın kararı yasal sürede ve usulüne uygun bir şekilde temyiz etmemiş olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2- HUMK'nun, 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2 ncü maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000 TL'nı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesin olup, anılan miktar 01.01.2009 tarihi itibariyle 1.400,00 TL'na çıkarılmıştır. Somut olayda mahkemece, 27.05.2009 tarihinde davanın kısmen kabulüne, 275 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, davalı yanında davaya müdahil olan Bağ-Kur yönünden hüküm tarihi itibariyle yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığı anlaşıldığından temyizi kabil olmayıp, müdahil vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 3- Davacı vekilinin temyiz istemine gelince; dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı PTT vekilinin temyiz isteminin HUMK 434. maddesi gereğince REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle müdahil Bağ-Kur temyiz isteminin HUMK.nun 427/2. maddesi hükmü uyarınca REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya bulunan hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 67.20 YTL temyiz başvuru ve 18,40 temyiz ilam harcının temyiz eden davalı PTT Başmüdürlüğü'nden alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.