3. Hukuk Dairesi 2024/3145 E. , 2025/2665 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/2533 E., 2024/1267 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2023/25 E., 2023/252 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından haz…
**3. Hukuk Dairesi 2024/3145 E. , 2025/2665 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/2533 E., 2024/1267 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2023/25 E., 2023/252 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin belindeki ağrılar sebebi ile davalı tarafından bel fıtığı başlangıcı teşhisi ile önce beş adet iğneden oluşan ilaç tedavisinin uygulandığını, ağrıların tekrar etmesi üzerine müvekkiline radyolojik görüntüleme yapıldığını, sonucunda bel kemiğinde tümör olduğunu belirterek acilen ameliyata alındığını, ameliyattan sonra müvekkilinin daha da kötü bir hale geldiğini, doktora gidince yine tümörün tekrarladığını öğrendiğini, bu haberin müvekkili üzerinde ağır travma etkisi yaptığını, daha sonra davalının, müvekkiline yeşil reçeteli psikiatrik ilaçlar ve ağır ağrı kesicilerden oluşan ilaç tedavisi verdiğini, müvekkilinin kısa süre sonra tekrar rahatsızlandığını, 17.02.2011 tarihinde müvekkilinin tekrar ameliyat edildiğini, bu kez belin çok kötü durumda olduğu gerkçesiyle 4 tane vida takıldığını, müvekkilinin şifa bulamayınca İstanbul Tıp Fakültesi bünyesindeki ağrı polikliniğine başvurduğunu, bel kemiğine pil takılması gerektiğini, tedavinin ciddi ve pil bedelinin pahalı bir tedavi olduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi çaresiz olduğunu, davalının rutin kontrollerde dahi müvekkilini savsakladığını, ağır ithamlarda bulunduğunu belirterek, davalının hekimin hukuka aykırı, hatalı ve ağır kusurlu eylemlerinin sonucunda cismani olarak kayıplara uğrayan ve şifa bulamayan, rahatsızlıkları halen artan bir şiddetle devam eden müvekkili için hastalığın vukundan beri yapılan ve halen devam eden tedavi giderleri ve diğer masraflar hususunda iş ve gücünden de geri kalması sebebi ile maddi olarak şimdilik 20.000,00 TL devam eden ve davacıyı derin bir üzüntü, elem, acı ve yoksunluğa boğan, günlük olağan hayatının akışı içinde huzur ve düzenini ciddi boyutta sarsan, iş ve gücünde sıkıntı yaratan, yakınlarının desteğine muhtaç bırakan durumu ve manevi kayıpları için ise şimdilik 100.000,00 TL olmak üzere maddi manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin, davacının tedavisi için bütün tedavi yollarını denediğini, mesleki tecrübe olarak kendisinden daha iyi olduğunu düşündüğü hocalarına danıştığını, hastaya gerekli olan bütün yönlendirmeleri yaptığını, hastalığın her aşamasında gerek ameliyat öncesi gerekse ameliyat sonrası hastaya gereken tüm ilgi ve alakayı gösterdiğini, hastanın tedavisi için yapması gereken ve uygulaması gereken bütün teşhis ve tedavi metotlarını uyguladığını, hasta doktor ilişkisinin her anında meslek etik ve onuruna uygun davrandığını ve üzerine düşen görev ve yükümlülükleri tamamıyla eksiksiz olarak yerine getirdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarında, 08.10.2010 ve 17.02.2011 tarihli ameliyatlar için klinik ve radyolojik bulguların yeterli olduğu, gerçekleştirilen ameliyatların güncel tıp ilke ve kurallarına uygun olduğu, dolayısıyla doktora kusur atfedilemeyeceğinin belirtildiği, ayrıca Adli Tıp Genel Kurulu'ndan alınan 25.08.2016 tarihli raporda, ameliyatlardan sonra davacıda oluşan sorunların her türlü özene rağmen gerçekleşmesi mümkün olan sorunlar olduğu, davalının kusurunun bulunmadığı vurgulandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içine davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda, dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi kapsamına göre incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre mahkemece verilen kararın yerinde bulunduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, davalı doktorun yaptığı hatalı ameliyat sonrası müvekkilinin zarara uğradığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin özen borcuna aykırı hareketi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yargılama aşamasında ATK ve akademik kariyere sahip Bilirkişi Kurulundan alınan raporlara göre temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.