Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirketin Sermaye Piyasası Kurulu'ndan (''SPK'') Kanun (Sermaye Piyasası Kanunu/SerPK) hükümlerine uygun olarak 22.01.2016 yılında geniş yetkili aracı kurum olarak faaliyet izni almış ve mevzuata uygun şekilde aracılık faaliyetlerini sürdüren bir aracı kurum olduğunu, müşterilerine verdiği sermaye piyasaları aracılık hizmetleri için davalı borçlu Banka'nın .... ilindeki ....Şube nezdinde hesabının bulunduğunu, müşterilerin hesaplarının bulunduğu ba
davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ------ olarak --------- gerçekleştirdiğini ve bu teknolojinin ülkemizde öncülüğünü yaptığını, bu sistem uygulanırken sistemin özellikle deprem yükleri altında en iyi sonuçları vermesi için şerit hağlantı yerlerinin belirlenmesi ve panel -----detaylarının belirlenmesinin ayrı ve özel bir araştırma gerektiğinden tüm bu sistemi bir bütün olarak ticari sır kapsamında geliştirdiğini, ancak şirket ----- teknolojisini geliştirme ve uygulama sürecinde ister şirkette ---- ister taşeron olarak birlikte çalıştığı kişiler ile işin gereği ticari sır olarak değerlendirilecek olan hususları asgari düzeyde paylaşmak durumunda kaldığını, işin niteliği gereği yapılan bu paylaşım sonucunda da yıllardır emek sarf ederek en üst düzeye getirdiği bu çalışmaların davalı tarafından kopyalanarak kullanıldığını, davalının ------- tarihinde de kendi isteği ile iş yerinden ayrıldığını, iş sözleşmesinin ----maddesinde işçi, işverene ve işyeri ile ilgili her türlü bilgi ve sırları herhangi bir şahıs ve işverene veremeyeceği, böyle bir hareketin işverene sadakatsizlik sayılır ve iş sözleşmesinin ihbar ve tazminatsız feshi sebebini teşkil eder. Ayrıca bu konuda ------ hükmünün uygulanacağı bilinmelidir” şeklinde bir hüküm olduğunu, ancak davalının bu maddeye tamamen aykırı hareket ederek haksız rekabette bulunduğunu, ayrıca davalının iş akdinde bu husus yer almasa dahi, gizli tutma iradesinin açık bir şekilde belirtilebileceği gibi zımni de olabileceğini, işveren açık bir biçimde işçiye elde edilen ya da kullanılan bilgilerin sır niteliğine sahip olduğunu belirtmese dahi o bilgiye yönelik olarak takip ettiği metot ve usuller bu bilginin gizli nitelikte olduğunu ortaya koyuyorsa işverenin sır saklama iradesinin varlığının kabul edileceğini, sır sahibinin sırrın korunmasında ekonomik açıdan haklı bir yararının olup olmadığının da ticari sırrın varlığına karar vermede önemli bir rol oynadığını, böyle bir yararın söz konusu olduğu durumlarda genellikle bir gizli tutma iradesinin varlığının kabul edildiğini, gizli bilgi sır sahibi tarafından alıcıya belirli bir amaç için verilmişse ve alıcı bu belirli amacı biliyorsa veya bunu bilmek zorunda ise veya bilgi alıcısının konumundaki makul! ve mantıklı bir üçüncü kişinin bilginin kendisine hakkaniyete uygun nedenlerle gizli olarak bildirildiğini anlayabilecek olması halinde alıcının bilgiyi sır olarak tutma ve öngörülenden başka bir amaç için kullanmamaya ilişkin yükümlülüğünün doğduğunu, tüm bu açıklamalar dikkate alındığında davalının hem iş akdinde bu hususun açıkça yazılı olması, hem de yukarıda bilginin gizliliği konusunda verilen kriterler çerçevesinde; sahibinin bunun açıklanmaması niyetinde olduğunun anlaşılabilir olması, sır sahibinin sırrın korunmasında ekonomik açıdan haklı bir yararının olup olmadığı, bilginin sır sahibi tarafından alıcıya belirli bir amaç için verilmişse ve alıcı bu belirli amacı biliyorsa veya bunu bilmek zorunda ise, bilgi alıcısının konumundaki makul ve mantıklı bir üçüncü kişinin bilginin kendisine hakkaniyete uygun nedenlerle gizli olarak bildirildiğini anlayabilecek olması durumunda sır tutma yükümlülüğünün var olduğu kabul edileceğinden davalının sır tutma yükümlülüğü olduğunun, davalının çalıştığı dönemde bu özel teknolojiyi içeren bir çok donatılı zemin ve toprakarme işi yapıldığını, bu sözleşmelerin sigorta ve hukuki meseleler bölümünde “ ---- -----içindeki ------ taşeronun bilgisi dışında kullanamaz, kopyalayamaz ve başkalarına kultandıramaz.” maddesinin yer aldığını, bu durumda davalının da imzasının bulunduğu bu projelerde her türlü malzeme, aksesuar, kalıp ve proje bilgisinin koruma altına alınmış olması karşısında davalının bu bilgilerin sır olduğunu bilecek durumda olduğunu, davalının öğrendiği bu bilgilerin özellikle bu özel teknolojik duvarların tasarımı, tasarımı için geliştirilen bilgisayar programı, yine pafta çizimleri için geliştirilen özel bilgisayar programının sır olduğunu bildiği halde işyerinden ayrıldıktan sonra bunları kendi yaptığı tasarım ve projelerinde birebir uygulama çalışmalarına başladığını, buna ilişkin olarak davalının -------- ilişkin proje ve hesap raporu hazırladığının ve projeler incelendiğinde şirketin geliştirdiği sistem ile aynı olan sistemi ve bilgileri kullandığının tespit edildiğini, davalının -----kayıtları incelendiğinde ---------çalışmaya başladığının tespit edildiğini, bu şirketin de uzun bir süre bir çok projede davacı şirketin taşeronu olarak çalıştığını, davacının ve dava dışı şirketin kader birlikteliği içinde çalışmalarını yürüterek davacı tarafından geliştirilen sistemi haksız rekabet hükümlerine aykırı olarak kullanmaya devam ettiklerini, davalının, dava dışı -------- davacı şirkete ait sistemi kullanarak donatılı zemin toprakarme duvar işlerini yaptıklarını tespit ettiklerini, davalının bu eylemlerinin TTK.'nın 58.maddesinin b bendi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini, aynı maddenin d bendi uyarınca da oluşan zararın davalıdan talep haklarının doğduğunu, zarar yönünden TTK 58/l-e hükmüyle bir istisna getirildiğini ve "davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hakim, haksız rekabet neticesinde davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına dahi hükmedebilir” maddesinin yer aldığını, zararın; mal varlığının net miktarının azalması suretiyle meydana gelirse fiili zarar, malvarlığının artmasına engel olunması halinde ise yoksun kalınan kar olarak ortaya çıktığını, fitli zararın, zarar verici olay neticesinde malvarlığının aktifinde bir azalma veya pasifinde bir çoğalma olması, malvarlığının aktifinde ayni haklar, alacak hakları ve fikri hakların bulunduğunu, aktifteki azalmanın bu hakların kaybı ya da değerinin azalması şeklinde olabileceğini, dava konusu olayda bir kimsenin görevi sırasında öğrenmiş olduğu ticari sırrı başkalarına yayması gibi durumlarda malvarlığının aktifinde bir azalma meydana geldiğinden bu tür zararların fiili zarar kategorisinde olduğunu, davalının davacı şirketin sistemini kullanarak piyasaya sunduğu tekliflerde davacı şirketten daha düşük bir fiyatlandırma yapması sonucunda fiili zarar oluştuğunu, yoksun kalınan kar olarak ise; olayların normal akışına ve genel hayat tecrübelerine göre malvarlığında meydana gelebilecek bir artışın zarar verici eylem sonucu kısmen veya tamamen engellenmesi nedeniyle meydana gelen varsayımsal eksilmeyi ifade ettiğini, dava konusu olayda da davalı bu sistem ile ilgili projeleri sunmamış olsa idi davacının bu projeleri her zaman olduğu gibi iş sahiplerine teklif olarak götürebilecek ve bir kazanç sağlayabilecek durumda olduğunu, davalı söz konusu projeler ile davacı şirketin hem fiili olarak zarara uğramasına neden olduğunu hem de kendi lehine davacının emeğine dayalı olarak haksız kazanç temin ettiğini, kazanç devri talebi için haksız rekabet mağdurunun bir zarara uğramış olmasının zorunlu olmayıp, söz konusu eylem nedeniyle mağdurun zarar tehlikesine maruz kalmasının dahi yeterli olduğunu, davalının davacı şirkette çalıştığı dönemde işi gereği öğrendiği bilgileri, geliştirilmiş özel bilgisayar programları ve sistemlerini kullanarak ve 3.kişiler ile paylaşarak haksız rekabette bulunduğunu ve kendi lehine çıkar temin ettiğini bu nedenle davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatinin de yapılacak olan inceleme ile tespit edilerek davacıya tazminat olarak ödenmesini, sonuç itibariyle yargılama sonucunda davanın kabulü ile haksız rekabetin men'ine ve maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davacı şirketin TTK 58.maddesi d-e bendi uyarınca haksız rekabet eylemi nedeniyle uğramış olduğuffazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere) --------- maddi tazminatın haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren kısa vadeli avanslar için uygulanacak olan faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.