Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/555 E. , 2024/1563 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/555 Karar No : 2024/1563 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Nak. İnş. Oto Al. Sat. Hay. San. ve Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ: Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMLERİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen in
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/555 E. , 2024/1563 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/555 Karar No : 2024/1563 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Nak. İnş. Oto Al. Sat. Hay. San. ve Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ: Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMLERİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirkete ait iş makinesinin 15/03/2008 tarihinde çalınarak Halkalı Gümrük Müdürlüğünden yurt dışına çıkarıldığı, gümrük çıkış beyannamesinde aracın motor numarası bulunmamasına rağmen eksik bilgiyle işlem yapıldığı ve evrakın sahteliğinin kolayca anlaşılacak özellikte olması nedeniyle gümrük memurlarının gereken dikkat ve özeni göstermediği, davalı idarelerin hizmet kusurunun olduğu, çalınan aracın sahte belgelerle yurt dışına çıkarıldığının ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07/11/2008 tarihli iddianameyle öğrenildiği ileri sürülerek anılan hırsızlık olayı nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararlara karşılık 240.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 245.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalı idarelerce ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 17/10/2017 tarih ve E:2017/604, K:2017/4177 sayılı, muhtemel kazanç kaybının tazmini yönünden verilen bozma kararına uyularak, aracın çalınma tarihi olan 15/03/2008 ile davanın açıldığı tarih olan 15/10/2009 tarihleri arasındaki 150.000,00 TL muhtemel kazanç kaybının tazmini konusunda, davacının, aracın çalınması nedeniyle uğradığını iddia ettiği muhtemel kazanç kaybının fatura, tutanak, sözleşme, defter kaydı v.b. somut belgelerle kanıtlaması gerekirken, davacı şirket tarafından dosyaya sunulan ve bir inşaat mühendisi ile bir serbest muhasebeci mali müşavir tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda zararın somut delillerle kanıtlanamadığı dikkate alındığında, muhtemel kazanç kaybı isteminin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin bozulan kısım olan 150.000,00. TL'lik kısım yönünden reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı Ticaret Bakanlığı tarafından, reddedilen maddi tazminat istemi yönünden eksik hüküm kurulduğu, vekalet ücretinin hatalı olarak belirlendiği; davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, şüphelilerin yakalandığı, hizmet kusurunun bulunmadığı, hırsızlık olaylarının tamamından idarelerinin sorumlu tutulamayacağı, davacının araca kasko sigortası yaptırmadığı, kendi kusuru ile söz konusu zarara sebebiyet verdiği; davacı tarafından, bozma kararının gerekçesine uygun şekilde, gerekli araştırma yapılmaksızın doğrudan ret kararı verildiği, dava dilekçesinde belirtildiği üzere fiili imkansızlık bulunması sebebiyle muhtemel kazanç kaybının ilgili oda veya meslek kuruluşundan sorularak bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tespit edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava, davacı şirkete ait iş makinesinin 15/03/2008 tarihinde çalınarak Halkalı Gümrük Müdürlüğünden yurt dışına çıkarıldığı, gümrük çıkış beyannamesinde aracın motor numarası bulunmamasına rağmen eksik bilgiyle işlem yapıldığı ve evrakın sahteliğinin kolayca anlaşılacak özellikte olması nedeniyle gümrük memurlarının gereken dikkat ve özeni göstermediği, davalı idarelerin hizmet kusurunun olduğu, çalınan aracın sahte belgelerle yurt dışına çıkarıldığının ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07/11/2008 tarihli iddianameyle öğrenildiği ileri sürülerek anılan hırsızlık olayı nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararlara karşılık 240.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 245.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalı idarelerce ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, idari eylem ve işlemlerden dolayı hakları muhtel olanların idareye karşı tam yargı davası açabilecekleri hükümlerine yer verilmiştir. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, Dairemizin 17/10/2017 tarih ve E:2017/604, K:2017/4177 sayılı kararıyla "aracın çalınma tarihi olan 15/03/2008 ile davanın açıldığı tarih olan 15/10/2009 tarihleri arasındaki 150.000,00 TL muhtemel kazanç kaybının tazmini konusunda; davacının, aracın çalınması nedeniyle çalışamamasından dolayı uğradığını iddia ettiği muhtemel kazanç kaybının fatura, tutanak, sözleşme, defter kaydı v.b. somut belgelerle kanıtlaması gerekirken, davacı şirket tarafından dosyaya sunulan ve bir inşaat mühendisi ile bir serbest muhasebeci mali müşavir tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda zararın somut delillerle kanıtlanamadığı" gerekçesiyle Mahkeme kararının muhtemel kazanç kaybı yönünden kabule ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiş olmasına rağmen, Mahkemece iş bu bozma kararı üzerine yeniden yapılan yargılamada, davacının muhtemel kazanç kaybının tespitine yönelik herhangi bir araştırma yapılmaksızın doğrudan bu kısım yönünden davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Oysa, Dairemizin anılan bozma kararı üzerine Mahkemece yeniden yapılan yargılamada, öncelikle; davacıya, uğradığını iddia ettiği muhtemel kazanç kaybı zararını fatura, tutanak, sözleşme, defter kaydı v.b. somut belgelerle kanıtlaması için süre verilmesi; davacı tarafından zararını kanıtlayıcı belgelerin sunulmaması durumunda, gerçek zararın tespiti amacıyla, söz konusu aracın olay tarihi itibarıyla tutulan resmi kayıtlarda, ticari bir faaliyette kullanılıp kullanılmadığının ve bu kapsamda gelir elde edilmiş ise gelir vergisi ödenip ödenmediğinin ilgili idarelerden ve Gelir İdaresi Başkanlığından sorularak araştırılması suretiyle bir karar verilmesi gerekmektedir. Zira tazminat hukukunun amacı, uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Davacının kazanç kaybı zararına ilişkin gerçek zararının tespit edilememesi halinde ise, ilgili oda veya meslek kuruluşuna ara karar ile sorularak aracı kullanmaktan mahrum kalınan döneme ilişkin kazanç kaybının araştırılması suretiyle bir karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, hükmedilecek tazminat miktarının, söz konusu araştırmalar neticesinde temin edilecek bilgi ve belgeler ışığında alanında uzman bilirkişiler marifetiyle hesaplanması ve söz konusu hesaplamada öngörülebilir giderlerin düşülmesi suretiyle ortaya çıkacak olan net kazancın dikkate alınması gerektiği de açıktır. Bu itibarla, Dairemizin anılan bozma kararı üzerine gerekli araştırma yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak verilen temyize konu Mahkeme kararında bu yönüyle hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarihli kararda, davacının yakıt giderlerine ilişkin 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminat istemlerinin reddine karar verildiği, reddedilen kısımlar yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedildiği, davalı idare tarafından eksik vekalet ücretine hükmedildiği iddialarına içeren temyiz başvurusu üzerine verilen Dairemizin anılan kısmen onama, kısmen bozma kararında bu kısma ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Dolayısıyla, Dairemizin anılan kararının bozmaya ilişkin kısmına uyularak yeniden yapılacak olan yargılamada, davanın reddedilen söz konusu kısımları (5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi) hakkında ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte iken, temyize konu Mahkeme kararında bu kısma ilişkin herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, eksik hüküm içeren temyize konu Mahkeme kararında bu yönüyle de hukuki isabet bulunmadığı anlaşılmakta olup, Dairemizin iş bu bozma kararı üzerine yeniden yapılacak olan yargılamada, davanın daha önce reddedilen ve davacı tarafından temyiz isteminde bulunulmaması sebebiyle kesinleşen söz konusu kısımları (5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi) hakkında ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Ayrıca, ... İdare Mahkemesince verilen 13/12/2016 tarihli kararda, davacının maddi tazminat isteminin 235.000,00 TL'lik kısmının kabulüne karar verildiği, bu kararın araç bedeline ilişkin 85.000,00 TL'lik kısmının Dairemizin 17/10/2017 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği, dolayısıyla, davanın 85.000,00 TL'lik kısmı yönünden karar tarihinde (13/12/2016) yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmedilen nispi vekalet ücretinin (9.550,00 TL) de kanun yolu incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşıldığından, temyize konu Mahkeme kararının, davanın daha önce kanun yolu incelemesinden geçerek kesinleşen söz konusu kısmı hakkında (kabul edilen maddi tazminat isteminin 85.000,00 TL'lik kısmı) yeniden vekalet ücretine hükmedilmesinde de hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu itibarla, Dairemizin iş bu bozma kararı üzerine yeniden yapılacak olan yargılamada, davanın kısmen veya tamamen kabulüne karar verilecek olması durumunda, karar tarihinde yürürlükte bulunan güncel Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanacak olan nispi vekalet ücretinden, daha önce kanun yolu incelemesinden geçerek kesinleşen, kabul edilen maddi tazminat isteminin 85.000,00 TL'lik kısmına ilişkin karar tarihinde (13/12/2016) yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmedilen nispi vekalet ücretinin 9.550,00 TL'lik kısmının bu tutardan mahsup edilmesi gerekmektedir. Belirtilen açıklamalar çerçevesinde, davanın reddi yolundaki temyize konu Mahkeme kararında usul ve hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; Tarafların temyiz isteminin KABULÜNE, 2. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.