İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 17/02/2026 YAZIM TARİHİ : 18/02/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 05/07/2024 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllar boyunca daval…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACI : ........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... İSTİNAF EDEN DAVALI : ........ VEKİLLERİ : Av.....Av..... Av..... DAVA : Alacak İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 17/02/2026 YAZIM TARİHİ : 18/02/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 05/07/2024 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllar boyunca davalı banka ile sorunsuz şekilde çalıştığını, müvekkili şirketin bankacılık işlemlerinin büyük bir kısmını da davalı banka arcılığıyla yaptığını, müvekkili şirketin 2019 Temmuz ayında yaklaşık 650.000,00TL nakdi kredi (BCH), 750.000,00 TL ticari kredi kartı limiti ve 10.000,00 TL DBS (Doğrudan Borçlandırma Sistemi) limitinin ve çek karnelerinin bulunduğunu, ayrıca müvekkili şirketin hiçbir olumsuz istihbarat kaydı ve bankayı zarara sokan işlemi yokken ve banka ile çalışmalar aktif olarak sürdürüyorken revize tarihinin geldiğini ve sonucunun beklendiğini, davalı bankanın yıllık limit revize süresi boyunca müvekkili şirkete ziyaret gerçekleştirmediğini, taleplerini almadığını ve ön bilgilendirme yapmadığını, davalı bankanın 12.07.2019 tarihinde müvekkili şirkete revize işlemleri yapmaksızın müvekkili şirket ile çalışılmayacağını belirttiğini ve müvekkili şirketin kredi limitleri ve ticari kredi kartı kullanıma kapattığını, akabinde herhangi bir bildirim yapılmaksızın 13.125,00 TL komisyon kesintisi ve 24.07.2019 tarihinde müvekkili şirketin DBS limitleri kapatılmasına rağmen DBS komisyonu kesintisi yapıldığını, yine 24.10.2019 tarihinde DBS limitleri kapalı olmasına rağmen DBS komisyonu kesildiğini, davalı banka müvekkili şirkete 2 yıllık sürede herhangi bir basılı ekstre gelmemesine rağmen Ekstre Ücreti adı altında muhtelif kesintiler yapıldığını, davalı bankanın 10.04.2020 tarihinde POS cihazlarının teslim edilerek iptal edilmesini talep ettiğini, ancak buna rağmen müvekkili şirketin hesaplarından ilerleyen dönemlerde de masraf alınmaya devam edildiğini, 06.07.2020 tarihinde POS yazılım donanım bakım ücreti adı altında 180,96 TL, 04.08.2020 ve 09.09.2020 tarihli POS adaptör bedeli adı altında toplamda 30,00 TL kesinti gerçekleştirildiğini, davalı bankanın verilmeyen hizmetler karşılığında komisyon kesintileri yaptığını, kredi kartı ödemelerini vadesinden önce müşteri hesaplarından tahsil ettiğini, dolayısıyla vadesinden önce tahsil edilen kredi kartı borçlarına yapılan erken ödemenin faiz kaybının bilirkişi marifetiyle hesaplanmasını talep ettiklerini, davalı bankanın müvekkili şirket ile herhangi bir gerekçe olmaksızın çalışmayacağını belirttiğini, davalı bankanın hiçbir gerekçe olmadan sözleşmeyi feshettiğini ve müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu, sözleşmenin haksız feshedilmesinden dolayı müvekkili şirketin zararının bilirkişi incelemesi suretiyle hesaplanmasını talep ettiklerini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK'nın 107. maddesi gereğince 13.125,00 TL kredi teklif ve değerlendirme ücreti, 356,85 TL ekstre ücretleri, 210,00 TL DBS Komisyonu, 180,96 TL POS yazılım donanım bakım ücreti, 30,00 TL POS adaptör bedelinin ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile iadesine, şimdilik 100,00 TL faiz kaybı alacağı, şimdilik 100,00 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, dava dilekçesi ekindeki hesap ekstresinden de görüleceği gibi belirlenebilecek olduğu halde davasını, belirsiz alacak davası olarak açtığını, bu nedenle dava şartı noksanlığından reddine karar verilmesi gerektiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, tacir olan müvekkili bankanın, TTK'nın 20. maddesi gereğince ücret isteme hakkının bulunduğunu, kullanılan kredi/kredilerin ticari kredi olup, kredi şartları yasal mevzuat çerçevesinde serbestçe belirlendiğini, sözleşme serbestisinin bulunduğunu, davacı şirketin basiretli tacir olması gerektiğini, bu nedenle ticari kredileri ile ilgili her türlü masraf, komisyon vb. bilerek ve kabul ederek aldığının kabulünün gerektiğini, kaldı ki sözleşmenin de herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin imzalandığını, ayrıca sözleşme öncesi bilgi formu ile bilgi verildiğini, davacının bundan sonra kredi kullandığını, banka defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapmak yetkisi verilmek suretiyle davacı tarafa tahsis edilen kredi/krediler nedeniyle alınan ücretin emsal bankacılık uygulamasına uygun olup olmadığının bilirkişiye yerinde inceleme yapmak üzere mahkemenizce yetki verilmek suretiyle incelenmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın ödeme tarihlerinden itibaren faiz talebinin yersiz olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacı şirket ile davalı banka arasındaki bankacılık iş ve işlemleri nedeni ile davacının faiz kaybı ve maddi zararının oluşup oluşmadığı oluşmuş ise miktarının ne olduğu komisyon kesintilerinin iadesinin gerekip gerekmediği gerekiyor ise miktarının ne olduğu ve davalıdan tahsilinin gerekip gerekmediği hususları olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde; bilirkişi heyetince tanzim edilen 02/06/2024 tarihli rapora itibar edilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Pos Yazılım Donanım Bakım Ücreti ve Pos adaptör bedeli iadesi talebinin kabulüne, toplam 210,96 TL'nin en son tahsil tarihi olan 09/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, davacının diğer taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükme elverişli olmayan, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının reddedildiğini, ........ adına vekalet ........ A.Ş. tarafından mahkemeye gönderilen yazı ile firmanın ... dönemindeki ........ toplam kredi limitinin 512.581,00 TL olduğunu, bilirkişilerin davalı banka verilerini esas almak suretiyle hesaplama yaptıklarını, limit tahsisi yapılmayan müşterilerden komisyon alınmadığını, davalı bankanın ilan ettiğini iddia ettiği oranlar nazara alınarak hesaplama yapıldığını, bilirkişinin emsal banka uygulamaları ile dava konusu bankayı kıyaslamadığını ve ortalamaya uygun olup olmadığı, fahiş ücret uygulanıp uygulanmadığı hususunda inceleme yapmadıklarını, bilirkişi tarafından mevcut bir limit dahi yokken komisyon alınmasının hatalı olduğuna yönelik bir değerlendirme yapmamasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin ticari kredi kartı borçları, ekstre borcunun ödeme vadesi gelmeden ve firma onayı alınmadan, müşteri evraklarının ödenmesi ile oluşan bakiye haksız bir biçimde bloke edilerek ve blokede tutularak vadesi gelmeyen borca mahsup edildiğini, ilgili ödemeler havale niteliğinde olmayıp, banka personeli tarafından bloke hesaptan kredi kartına transfer şeklinde gerçekleştiğini, bu hususta banka kayıtları yerinde incelenmesi ve oluşan duruma göre rapor edilmesi gerekmesine rağmen bilirkişilerce yerinde ve banka hesapları üzerinde inceleme yapılmadığını, bankanın uygulaması ve bu konudaki işlemlerin dayandığı sözleşme maddelerinin genel işlem koşulları nedeniyle geçersiz olduğunu, mahkemece söz konusu kararda gerekçe bulunmadığını, davalı bankanın müvekkili şirket ile arasındaki sözleşmeyi haksız feshederek müvekkili şirketi zarara uğrattığını ve haksız komisyon kesintisi yaptığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece alınan 02.06.2024 tarihli bilirkişi raporunda Pos Adaptör Bedeli ve Yazılım/Donanım/Bakım ücreti açısından yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, müvekkili banka ile davacı arasında imzalanan sözleşme gereğince, davacıya gönderilen iletilerle davacının, mezkur tutardan sorumlu olduğunu bildiğini, müvekkili banka tarafından, POS adaptör bedeli olarak tahsil edilen tutara ait bilgilendirmenin; müvekkili banka ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin ön bilgi formunda aidat ve kayıp/hasarlı ürün ücretleri olarak yer aldığını, Ocak 2020 tarihindeki tebliğe istinaden hesap hareket açıklamasının değiştiğini, müşteriye konuyla ilgili 2019 Aralık ayında bilgilendirme yapıldığını, buna ilişkin bilgilendirme mesaj ve e-mail görüntüsünün bulunduğunu, bu hususların bilirkişi raporunda dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, tacir olan müvekkili bankanın, TTK'nın 20. maddesi gereğince ücret isteme hakkının bulunduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi nedeniyle davalı banka tarafından alınan ücret ve komisyonların iadesi, faiz kaybı ve maddi tazminat istemlerine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır Somut olayda davacı ile davalı banka arasında 31/10/2016 tarihli 2.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı banka tarafından davacıdan 18/07/2019 tarihinde BSMV'si ile birlikte toplam 13.125,00 TL kredi teklif ve değerlendirme ücreti, 24/07/2019 ve 24/10/2019 tarihlerinde BSMV'si toplam 210,00 TL Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS) komisyonu, 2020 yılında toplam 210,96 TL yazılım/ donanım/bakım ücreti ve POS adaptör bedeli, 2019 yılında toplam 356,85 TL hesap ücreti, ekstre ücreti ve ekstre gönderim ücreti tahsil edildiği, davacının bu kesintilerin haksız olduğunu iddia ederek iadesini talep ettiği, ayrıca kredi kartı borçlarının vadesi gelmeden davalı bankanın müşteri hesaplarından tahsil ettiğini iddia ederek önceden yapılan tahsilat nedeniyle faiz kaybına uğradığına beyan ederek bu kaybı talep ettiği, ayrıca davalı bankanın sözleşmeyi haksız feshettiğini iddia ederek fesih nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince önce bankacı bir bilirkişiden rapor ve ek raporlar alındığı, daha sonra ise 3 kişilik başka bankacı bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetinden başka bir rapor alındığı ve bu alınan son rapor hükme esas alınarak karar verildiği, raporda davacının faiz kaybı talebi ve sözleşmenin feshi nedeniyle talep ettiği tazminat konusunda bir açıklama olmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. Bu hak adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Adil yargılanma hakkı da Anayasanın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde mahkeme kararlarında bulunması gereken hususlar sayılmıştır. Kanun'un 297/1-c maddesi gereğince karar "tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" içermeli, 297/2 maddesi gereğince de hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Aynı Yasa'nın 298/2 madde hükmüne göre de gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Yargıtay HGK'nun 2010/1-86 E.-2010/108 K., 2014/2-1121 E.-2016/635 K., 2014/9-1137 E.-2016/994 K., 2013/21-1791 Esas, 2013/1676 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, mahkeme kararının gerekçesi o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve kanun yolu denetiminin yapılabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Anayasanın 141/3 maddesi ve HMK'nun 297. maddesi bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Kararın gerekçesinin yeterli açıklıkta ve denetime elverişli olmaması ayrıca, kendi içerisinde çelişkiler barındırması yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise, mahkeme kararında gerekçe kısmında somut uyuşmazlığa dair gerekçe yer almaksızın sadece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği belirtilmiştir. Oysa, mahkeme kararlarının gerekçeli olması yasal ve Anayasal bir zorunluluk olup, işbu dosyada gerekçeli bir kararın varlığından söz edilemez. Kaldı ki benimsenen bilirkişi raporunda davacının faiz kaybı talebi ve sözleşmenin feshi nedeniyle talep ettiği tazminat konusunda bir açıklama da bulunmamaktadır. Bu itibarla, ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen usulün öngördüğü niteliklere haiz olmadığı, yasal gerekçe içermediği açık olduğundan davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre, davalının istinaf talebinin incelenmesine yer olmadığına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-İstinaf başvurusunda bulunanlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/02/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır .....