8. Hukuk Dairesi 2023/4043 E. , 2025/547 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi KARAR : Davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nin 353/(1)-b/1 maddesi gereğince esastan reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ : Ödemiş Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye
**8. Hukuk Dairesi 2023/4043 E. , 2025/547 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi KARAR : Davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nin 353/(1)-b/1 maddesi gereğince esastan reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ : Ödemiş Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 766 sayılı Tapulama Kanunu gereğince yapılan ve 21.02.1984 tarihinde kesinleşen kadastro çalışması, 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre yapılıp 15.10.1996 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2020 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesine göre yapılıp 11.11.2020 ile 10.12.2020 tarihleri arasında ilan edilen kadastro çalışması bulunmakta olup, 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8 inci maddesine göre yapılan kadastro çalışmasında dava konusu İzmir ili Ödemiş ilçesi ... Mahallesi, 145 ada 7 parsel Sayılı, 18463,99 m² ve Bahçe vasıflı taşınmaz davalı adına tespit edilmiş, Hazine tarafından bu tespite karşı askı ilan süresi içinde dava açılmıştır. Davacı Hazine vekili dava dilekçesi ile; dava konusu İzmir ili Ödemiş ilçesi ... Mahallesi, 145 ada 7 parselin, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmasına rağmen, bölgede 2020 yılında 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8 inci maddesi gereğince yapılan kadastro tespit çalışmaları sonunda davalı adına tespit edildiğini, taşınmazın orman olup olmadığının araştırılması gerektiğini, taşınmazda bulunan yaşlı ağaçların orman ağacı olduğunu, davalı lehine zilyetlik şartlarının oluşmadığını, Kadastro Biriminin tespitinin hatalı olduğunu, daha önceki kadastro tespitinde tescil harici bırakılan taşınmazın Hazine adına tespiti gerektiğini, kişiler adına tespit edilemeyeceğini belirterek, dava konusu taşınmazın davalı adına yapılan kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; dava konusu parselin 20 yılı aşkın bir süredir çekişmesiz ve aralıksız olarak bir bütün halinde kendisinin kullandığını, halen de kendisinin kullandığını, taşınmazdaki ağaçların müvekkili tarafından dikildiğini, dava konusu yerin ormanla ilgisinin olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın, 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde tarif edilen, öncesi orman olması nedeniyle, sonradan orman bitki örtüsü kaldırılsa bile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisabı mümkün olmayan orman sayılan yerlerden olduğu, bu tür yerlerin imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak iktisabının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile; davaya konu taşınmaz olan İzmir ili Ödemiş ilçesi ... Mahallesi, 145 ada 7 parselin kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu ve davalı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 nci maddelerinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşıldığı, davanın kabulü ve taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 353/(1)-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 20 yılı aşkın bir süredir, çekişmesiz ve aralıksız olarak müvekkili tarafından kullanıldığını, üzerindeki ağaçların da müvekkili tarafından dikildiği ve yetiştirildiğini, ağaçların yabani ağaç vasfında olmadığını, dava konusu yerin orman vasfıyla herhangi bir ilgi ve alakasının bulunmadığını, dava konusu taşınmazın orta malı, hizmet malı, orman ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığını, müvekkili hakkında dava konusu yere müdahale ettiği ve bu yeri kullandığı gerekçesiyle Ödemiş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/9 Esas sayılı dosyası ile kamu davası ikame olunduğunu, yapılan yargılama sırasında alınan 06.12.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre dava konusu edinilen taşınmazın devlet ormanı sayılan yerlerden olmadığının açıkça ifade edildiğini ve müvekkil hakkında beraat kararı verildiğini, ceza mahkemesi dosyasında alınan bilirkişi raporu ile Kadastro Mahkemesince aldırılan rapor arasında çelişki ortaya çıktığını, yeni bir bilirkişi raporu alınmasına yönelik taleplerinin mahkemece kabul görmediğini, müvekkilinin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla dava konusu taşınmazı iktisap şartlarının dava konusu olayda mevcut olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunulmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.