12. Hukuk Dairesi 2013/16097 E. , 2013/24819 K. ESAS NO : 2013/16097 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senet…
**12. Hukuk Dairesi 2013/16097 E. , 2013/24819 K.** **"İçtihat Metni"** ESAS NO : 2013/16097 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe karşı borçlunun zamanaşımı itirazı ile çekte imzası bulunan kişinin ortaklık adına çek imzalama yetkisinin bulunmadığını belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, istemin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 6762 Sayılı TTK.'nun 726.maddesinde çek için düzenlenen zamanaşımı süresi altı ay iken 03.02.2012 tarih ve 28193 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 6273 Sayılı Kanunun 7. maddesiyle bu süre üç yıla çıkarılmıştır. Yine 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK. nun 6273 sayılı kanunun 8.maddesi ile değişik 814. maddesine göre de çeklerde zamanaşımı süresi üç yıldır. İlke olarak, herhangi bir kanun veya düzenleyici kural, hukuksal sonuçlarını yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da, yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilememeleri, yani, geçmişe etkili olmamalarıdır. Yasaları uygulama durumunda bulunanlar, başta mahkemeler olmak üzere, onları geriye yürür sonuçlar doğuracak şekilde yorumlamamakla yükümlüdürler. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. Kanun koyucu bu kaidenin aksine düzenleme yapabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun; 09.03.1988 tarih ve 1987/2-860 E., 1988/232 K.; 13.10.2004 gün ve 2004/10-528 E., 2004/533 K.; 06.04.2005 tarih ve 2005/10-183 E., 2005/241 K. sayılı kararları da aynı yöndedir. Bundan ayrı, devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural, "derhal yürürlüğe girme" (I'etfet immediat de la loi novelle) niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumların yeni yasa veya düzenleyici kuraldan etkilenmemesi, kazanılmış hakların saklı tutulması gereğinden kaynaklanan bir sonuçtur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesi hükmüne göre, Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir. Kazanılmış hak kavramı, her ne kadar açık bir biçimde Anayasa'da düzenlenmemiş ise de, bunun hukuk devleti kavramının temel taşlarından biri olduğu ve Anayasa'nın bünyesinde mündemiç bulunduğu, Türk Kamu Hukuku'nda, öğretide ve yargısal kararlarda benimsenmektedir. 6763 sayılı Türk Ticaret Kanununun Mer’iyet Ve Tatbik Şekli Hakkında Kanun’un 2.maddesinde Türk Ticaret Kanununun mer'iyetinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı sürelerinin eski kanun hükmüne tabi olacakları düzenlenmiştir. Yine, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 6/1.maddesinde; “Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü süreler eski hukuka tâbidir.” düzenlemeleri yer almaktadır. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde Türk Ticaret Kanununda zamanaşımı sürelerinin başladığı tarihe göre belirlenmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Bütün bu yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında çekler yönünden zamanaşımı süresinin başladığı tarihte hangi yasa yürürlükte ise o yasada öngörülen zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. Buna göre, çek hakkında zamanaşımı süresi ibraz süresinin bitmesi ile başlayacağına göre çekin ibraz süresinin sona erdiği tarihte geçerli olan zamanaşımı süresinin nazara alınması zorunludur. Bu nedenle 6762 Sayılı TTK.'nun 726.maddesini değiştiren 6273 Sayılı Kanunun 7. maddesinin yürürlüğe girdiği 03.02.2012 tarihinden önce ibraz süresi dolan çeklerde zamanaşımı süresi altı ay, ibraz süresi bu tarihten sonra dolan çeklerde ise üç yıldır. Somut olayda, takibe dayanak çekin keşide tarihi 30/07/2011 olup, ibraz süresi 03/02/2012 tarihinden önce dolduğundan, altı aylık zamanaşımı süresine tabidir. Buna göre, borçlunun zamanaşımı itirazının değerlendirilmesinde; 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 154. (818 sayılı Borçlar Kanununun 133).maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan ve 6102 sayılı TTK.nun 818/1-p (6762 sayılı TTK.nun730/18.)maddesi gereğince çekler hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 750. (eski 662.)maddesinde zamanaşımını kesen sebepler “dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi” şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. Yine, 6102 sayılı TTK.nun 818/1-p (6762 sayılı TTK.nun730/18.)maddesinin göndermesi ile çekler hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 751(eski 663) maddesi gereğince zamanaşımı kesilince son işlem tarihinden itibaren, müddeti aynı olan yeni bir zamanaşımı işlemeye başlar ve zamanaşımını kesen işlem hangi borçlu hakkında gerçekleşmiş ise ona karşı hüküm ifade eder. Ayrıca, alacaklının yaptığı, takibin devamını sağlayıcı nitelikte her takip işlemi ile de zamanaşımı kesilir ve yeni bir süre işlemeye başlar. Somut olayda, alacaklı tarafından İzmir 19.İcra Müdürlüğünün 2012/997 E.sayılı dosyası ile 24/01/2012 tarihinde başlatılan takibin, İzmir 9.İcra Mahkemesinin 26/04/2012 tarih ve 2012/145 E.-344 K. sayılı kararı ile iş ortaklığı aleyhine başlatılması ve adi şirketin tüzel kişiliği olmadığından taraf ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile iptaline karar verildiği, alacaklının bu kez aynı çeke dayalı olarak 10/05/2012 tarihinde yeniden İzmir 19.İcra Müdürlüğünün 2012/6304 E.sayılı dosyası ile takibe başladığı, bu kez İzmir 9.İcra Mahkemesinin 04/07/2012 tarih ve 2012/427 E.- 523 K.sayılı kararı ile borçlunun yetki itirazının kabul edildiği, iş bu kararın 26/07/2012 tarihinde kesinleştiği, alacaklı vekilinin 13/08/2012 tarihinde dosyanın yetkili Tokat İcra Müdürlüğüne dosyanın gönderilmesini talep ettiği ve Tokat 2.İcra Müdürlüğünün 2012/6291 E.sayına kayıt edildiği ve 28/09/2012 tarihinde yeniden harç yatırıldığı görülmektedir. Yukarıdaki maddelerde açıklandığı üzere takip talebinde bulunulması halinde zamanaşımı kesilir. Ancak, icra mahkemesi nezdinde yapılan itiraz sonucunda takibin iptal edilmesi zamanaşımını kesen dava niteliğinde kabul edilemez ve takibin iptali halinde bu takibe bağlanan (zamanaşımının kesilmesi vs.) sonuçlar da ortadan kalkar. Dolayısıyla, İzmir 19.İcra Müdürlüğünün 2012/997 E.sayılı dosyası ile yapılan takip icra mahkemesince iptal edildiğinden artık zamanaşımının takip tarihi olan 24/01/2012 tarihinde kesildiği kabul edilemez. 10/05/2012 tarihinde İzmir 19.İcra Müdürlüğünün 2012/6304 E.sayılı dosyası ile başlatılan takip de, yetki itirazının kabulüne ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren HMK.nun 20.maddesinde öngörülen iki haftalık sürede gönderme talebinde bulunulmadığından yetkili icra müdürlüğündeki takip daha önce başlatılan takibin devamı niteliğinde olmadığından, zamanaşımını kesmeyecektir. Bu durumda, takip konusu çeke ilişkin zamanaşımı yeniden harç yatırıldığı 28/09/2012 tarihinde kesilmiş olur ki, bu tarihe göre altı aylık zamanaşımı oluşmuştur. O halde, mahkemece, borçlunun İİK.nun 168/5. maddesine dayalı zamanaşımı itirazının kabulü ile İİK.nun 169/a-5.maddesi gereğince itiraz eden borçlu yönünden takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.