11. Ceza Dairesi 2023/3757 E. , 2024/6448 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/7164 Değişik iş SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2022 tarihli ve 202…
**11. Ceza Dairesi 2023/3757 E. , 2024/6448 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/7164 Değişik iş SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2022 tarihli ve 2022/35425 Soruşturma, 2022/65208 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bursa 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.12.2022 tarihli ve 2022/7164 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 08.12.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2023/7203 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61383 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61383 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Müşteki vekilinin 01/10/2021 ve 28/11/2022 tarihli dilekçelerinde özetle, şüphelilerle müştekilerin ... İnşaat Taahhüt Dayanıklı Tüketim Malları Gıda Tekstil Kimyasal Lojistik Müşavirlik Danışmanlık Mimarlık Mühendislik Madencilik Turizm Hayvancılık Akaryakıt Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ortakları olduğunu, şüphelilerin şirket adına kayıtlı varlıkların satışından elde edilen gelirleri kendi uhdelerinde tuttukları, satıştan kaynaklı nakit ve gelirleri şirket hesabına geçirmeksizin zimmetlerine geçirdiklerini beyanla bu satışlara ilişkin sözleşme ve şüphelilerin hesabına geçmiş olan para transferlerine ilişkin banka dekontlarını sunduğu, üçüncü kişilerle şirket arasında bulunan tapu iptal ve tescil davalarına ilişkin görülen mahkeme isim ve numaralarını delil olarak sunduğu, inşaatları adı geçen şirketin üstlenmesi sebebiyle şirket adına kayıtlanması gereken bir kısım taşınmazları şüphelilerin kendi adlarına tescil ettirdikleri, şüphelilerin kişisel harcamalarını şirket hesabından yaptıkları ve şüphelilerin şirkete ait bir kısım taşınmazlara ilişkin şirket adına değerinden çok düşük kiralandığını gösterir sahte kira sözleşmeleri tanzim ettikleri ve Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/30 esas sayılı dosyasında tarafalar arasında derdest bulunan şirket müdürlerinin sorumluluğu sebebiyle tazminat davasında alınmış olan bilirkişi raporu gereği şüphelilerin eylemlerinin sabit olduğu iddiasıyla şüphelilerin yetkilerini kötüye kullanarak müşteki firmayı zarara uğratmak suretiyle güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını işledikleri bahisle şikayette bulunulması üzerine, başlatılan soruşturma neticesinde Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca atılı suça ilişkin iddiaların hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Somut olayda tarafların dahil olduğu birçok hukuk davasının ve müştekilerin şüphelilere karşı açmış olduğu derdest bulunan şirket müdürlerinin sorumluluğu sebebiyle tazminat davasının bulunduğu anlaşılmakla davanın maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, öncelikle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yürütülen soruşturmalarda, varsa taraflar arasındaki hukuki ihtilafa ilişkin hukuk mahkemelerindeki ve icra dairelerindeki dosyaların incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği nazara alındığında, taraflar arasındaki dosyaların incelenmesi gerektiği, müştekilerin şikâyet dilekçesi ekinde yer alan kira sözleşmelerine yönelik şüphelilerin şirketi temsil yetkilerinin olup olmadığı araştırılarak rayiç bedeller göz önünde tutularak kira sözleşmelerinin usulünce tanzim edilip edilmediğinin araştırılması gerektiği, söz konusu sözleşme kapsamında kim tarafından kime ödeme yapıldığı, ödemelerin kime yapılması gerektiğinin tespiti adına sözleşme sonrası döneme ilişkin makbuzlar ile banka hesap dokümanlarının araştırılması gerektiği, yine müştekiler vekilinin soruşturma aşamasında sunmuş olduğu şirkete ait mal varlıklarının satışından kaynaklı gelirlerin şüphelilerin banka hesabına geçirildiği ve şüphelilerin kişisel harcamalarının şirket hesabından karşılandığı iddiaları karşısında harcamalara ilişkin makbuzlar ile banka hesap hareketlerinin ve şirkete ait defter ve belgelerin celbi ile bilirkişi incelemesi yaptırılıp, toplanacak diğer deliller ve yapılacak etkin soruşturma sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; ... İnşaat San.ve Tic.Ltd.Şti.'nin yetkilileri olan şüphelilerin, şirket adına kayıtlı varlıkların üçüncü kişilere satışına ilişkin elde edilen geliri şirket kasasına koymak yerine, elden alarak ya da kendi hesaplarına yatırılmasını sağlayarak şirketin mal varlığında azalmaya neden olduklarının, bu doğrultuda pek çok taşınmazın satılmasına rağmen şirkete herhangi bir gelir kaydının bulunmadığının, bir kısım taşınmazların rayiç bedelinin çok altındaki bir fiyata kiraya verildiğinin, münferit yetkileri olmamasına rağmen şirket adına sahte özel belge düzenlediklerinin, şirket adına tescili gereken bir kısım taşınmazların şüpheliler adına tescil edildiğinin, bununla birlikte; şirkete ait kredi kartını kişisel harcamaları için kullandıklarının ve bu harcamaların da şirket hesabından ödendiğinin, bu şekilde şüphelilerin atılı suçları işlediklerinin iddia olunması karşısında; şüphelilerin ifadelerinin alınması, ticaret sicil kayıtlarının celbi ile şirketin kurulduğu tarihten itibaren tüm yetkili ve ortaklarının tespit edilmesi, sahteliği iddia olunan belge asıllarının getirtilerek incelenmesi, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılması, şüphelilerin banka hesap hareketleri ile şirkete ait defter, belge ve kayıtların getirtilerek konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması, şirketin zarara uğrayıp uğramadığının, uğramış ise miktarının tespit edilmesi, hukuk dava dosyalarının getirtilerek, bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerekirken; "...atılı suçların unsurlarının oluşmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin hukuki ihtilaf olduğu, hukuk mahkemesinde dava dosyalarının bulunduğu..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bursa 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.12.2022 tarihli ve 2022/7164 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2024 tarihinde karar verildi.